Ne yapıyorlar, ne yapmalıyız?

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

30 Eylül 2020 Çarşamba - 05:00

  • Kobanê saldırısı için yaptıkları hazırlık konseptini Kobanê’ye saldıramamanın acısıyla bu kez HDP’ye yönelttiler. Ne oldu? 6 yıl önceki uyduruk soruşturmayı bahane yaptıkları için hiçbir inandırıcılıkları olmadı, yüzlerine gözlerine bulaştırdılar, tüm dünyaya rezil oldular.

6-8 Ekim Kobanê direnişinin yıl dönümünden on gün önce HDP’ye dönük başlatılan siyasi soykırım saldırısıyla faşizm hem serhildanların önünü almaya çalışıyor hem de Rojava’yı hedef yapıyor. Bu zamanda gündeme gelmesi halkımızın özgürlük hamlesinin önünü almak içinmiş gibi görünüyor ama aslında içerisine düştükleri panik halinin sonucudur. Bu panik, Tayyip Erdoğan’ın paniğidir. Bu saldırıda HDP ve halkın korkacağı ve panik yapacağı bir durum yoktur.

Halkın siyasi temsilcileri hedef yapılıyor fakat HDP’ye bir şey olacağı yok; şimdiye dek olduğu gibi dimdik ayaktadır HDP! Özgürlük hamlesinin önünü de alamazlar, o da büyüyerek sürüyor. 6 yıl önceki serhildanı niye hatırlatıyorlar? Erdoğan’ın Kobanê yenilgisinin acısı 6 yıl değil 66 yıl da geçse dinmeyecek gibi! Bununla aynı zamanda Kobanê şahsında Rojava devrimi tekrar hedef haline getirilmek isteniyor. Oysa Kobanê’den Efrîn ve Serêkaniyê’ye kadar tüm Rojava’da soykırım ve insanlık suçu işlemiş olan TC ve onun faşist diktatörü Erdoğan’dır.

Erdoğan’ın TV kanallarındaki tetikçileri ne anlatırsa anlatsın IŞİD ile ortaklıklarını gizleyemezler. Kobanê saldırısını yaptıran ve yöneten bizzat Erdoğan’ın kendisiydi. Saldırıyı başlatan çeteler Suruç tarafındaki AFAD kamplarında örgütlenmişti. IŞİD çetelerinin tümü Erdoğan’a “Emir-i Müminin” diye hitap ediyor, kendi reisleri olarak görüyorlardı. Sınırda Türk askerleriyle IŞİD sorumlularının görüşme görüntüleri açığa çıkmıştı.

Mürşitpınar saldırısında çetelerin Türkiye sınırından nasıl geçtiği kayıt altına alınmıştı. Hatta YPG-YPJ savaşçıları çeteleri kovalarken resmi Türkiye sınırını geçmiş, 2 gün boyunca orada çetelerle savaşmışlardı. Erdoğan saldırıyı an be an yönetiyor ve bu nedenle “düştü düşecek” diyecek kadar kendinden emin görünüyordu. Fakat Kobanê halkı direndi ve Erdoğan’ın maskesi düştü. Savaş Kobanê halkıyla Erdoğan faşizmi arasında yaşanmış ve kaybeden Erdoğan olmuştu.

Kobanê direnişinde binlerce şehit verilmiş, kent tamamen yıkılmıştı. Bunun hesabı Erdoğan’ın boynundayken 6 yıldır gerçekleri çarpıtmakla uğraşıyorlar. Şimdi de halkımızın özgürlük hamlesinden duydukları korkuyla 6-8 Ekim’i gündemleştiriyorlar. Buna karşı önemli olan tek şey var o da geri adım atılmamasıdır! Geri adım atılacak bir durum yok aksine faşist diktatörlük battıkça batıyor. Onun sonunu getirme zamanıdır.

Erdoğan’ın emriyle HDP’li siyasetçilere soruşturma açan Ankara Başsavcısı dünya aleme rezil olmakla kalmamış Erdoğan da bir kez daha korkularıyla suçüstü yakalanmıştır. Kobanê şahsında Rojava’ya saldırı planları yaptıkları bir zamanda özgürlük hamlesiyle karşılaştılar ve büyük bir panikle alelacele bir karar aldılar; Kobanê saldırısı için yaptıkları hazırlık konseptini Kobanê’ye saldıramamanın acısıyla bu kez HDP’ye yönelttiler. Ne oldu? 6 yıl önceki uyduruk soruşturmayı bahane yaptıkları için hiçbir inandırıcılıkları olmadı, yüzlerine gözlerine bulaştırdılar, tüm dünyaya rezil oldular.

Bu rezaleti göze alacak kadar Erdoğan’ın gözü dönmüş olduğundan kar-zarar hesabını yapamaz durumdadır. Bu siyasi soykırım saldırısı ve ardından gelecek olan diğer saldırıları boşa çıkaracak olan tutum halkın direniş ve serhildan tutumudur. Faşizme karşı daha fazla serhildan, daha fazla 6-8 Ekim lazımdır.

6-8 Ekim direnişinde yaşamını yitirenlerin neredeyse tamamına yakını HDP’liydi. Bu gerçeği bile çarpıtmak istiyorlar. Erdoğan basınının çokça kullandığı bir Yasin Börü olayı var ki yakın geçmişte dillerine doladıkları Serap olayına çok benziyor. Onun da Türk istihbaratçıları eliyle öldürüldüğünü itiraf ettiler. Erdoğan bir olayı diline çok doladığında anlıyoruz ki bu olayı kendisi yapmış veya yaptırmıştır. Yasin Börü ve arkadaşlarının ölümü de Erdoğan’ın görevlendirdiği adamların yönlendirmesiyle gerçekleşmiştir. Bu konu bizim için nettir. Olayın içinde olan vatandaşlardan birinin anlatımı aynen şu şekilde olmuştur: “Kalabalığın içinden takım elbiseli biri cep telefonunu gösterdi. “Bakın içeriden bana mesaj geldi” dedi ve mesajı okudu: “İçeride çeteler var ve bir anneyle bebeğinin başını kesecekler!” işte bu haber herkesi harekete geçirmiştir. Bu haber üzerine millet o kapının önünde galeyana getirilmiştir. Olay budur ve provokasyon olduğu açıktır. Katil, Erdoğan’ın kendisidir.

Bir provokasyonla Yasin Börü ve arkadaşları öldürülmüştür ve alakası olmadığı halde HDP’ye karşı kullanılmıştır. Bunların aileleri de halen gözünü açmıyor, çok yazık. Devletin bu türden kirli işler yaptığının binlerce kanıtlı örneği vardır. Bununla halkın direnişini karalamaya çalışıyorlar. Fakat bu çabalar nafiledir. 6-8 Ekim direnişi onurlu bir direniştir. Halka saldıran ve katliam yapan TC’dir, emri veren faşist şef Erdoğan’dır. Bu gerçeği Amed halkı başta olmak üzere tüm Kürt halkı biliyor.

Kobanê direnişinin çetelere ve baş emirleri olan Erdoğan’a karşı zafer kazanmasında 6-8 Ekim direnişinin belirleyici bir payı olmuştur. Bu direnişte yer alan halkımızı ve kahraman şehitlerini bir kez daha saygıyla, minnetle anıyoruz.

Gerçek şudur ki faşizm çöküştedir. Faşizmi tümden yıkacak bir hamle başlatılmıştır. Halkımız bu özgürlük hamlesine en güçlü şekilde katılarak tüm saldırıları boşa çıkaracağı gibi tüm Kobanê, Rojava ve 6-8 Ekim onur direnişinin şehitlerinin nihai intikamını alacaktır.

Özgürlük hamlesi özgürlük kararıdır. Faşizmden kurtulma kararıdır. Önder APO’yla buluşma kararıdır. İnsanca yaşama kararıdır. Önlenemez bir karardır ve mutlaka başarıya ulaşacaktır. Bunun için göz altı ve tutuklama furyasına filan takılmayalım, her yerde özgürlük ateşleri yakalım, özgürlüğü kazanalım.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.