Neden yeniden Bekir Bozdağ?

Cafer TAR yazdı —

30 Ocak 2022 Pazar - 23:30

  • Birkaç gün önce Abdulhamit Gül'ün MOBESE'lerden alınan kişisel verilerin medyada servis edilmesine karşı çıkması; Cemaate atıfta bulunarak "geçmişte FETÖ’cülerin yaptığının yapılmaması" gerektiğini vurgulaması Erdoğan ve Bahçeli'nin tahammül sınırlarını zorlamış gözüküyor.

Erdoğan kabinesi bir fire daha verdi; Abdülhamit Gül'ün ardından Adalet Bakanlığı'na yeniden Bekir Bozdağ atandı. Bir çoğumuza bu sıradan bir atama veya AKP içinde bizi ilgilendirmeyen bir bakanlık değişimi gibi gelebilir.

Fakat durum bu kadar basit değil; Erdoğan/Bahçeli faşizmi bu atama ile vites artırdı. Abdulhamit Gül döneminde de Türkiye'de büyük yargı faciaları yaşandı, binlerce insan haksız yere cezaevlerine atıldı, birçok insan cezaevlerinde işkenceye maruz kaldı, kimileri bu işkenceler sonucunda yaşamlarını yitirdi.

Ancak buna rağmen Abduhamit Gül'ün Adalet Bakanlığı yapması hem bakanlık, hem de hükümet içerisinde çok az da olsa sanki bu ülkede biraz hukuk, biraz demokrasi varmış görüntüsü veriyordu. Erdoğan, bu görüntüyü verebilmek için Gül'ü Adalet Bakanlığı'nda yıllarca konu mankeni olarak tuttu.

Hatırlarsanız Erdoğan 2 Mart 2021'de "Özgür birey, güçlü toplum; daha demokratik bir Türkiye!" sloganı ile basının önüne çıkmış, daha birçok vaatle birlikte "İnsan Hakları Eylem Planı'nı" açıklamıştı.

Bu açıklamanın aradan bir kaç gün bile geçmeden cezaevlerinden ölüm ve işkence haberleri gelmeye devam etti. Erdoğan ve Abdulhamit Gül "İnsan Hakları Eylem Planı'nı" açıkladılar; hemen arkasından Süleyman Soylu bütün toplumu tehdit etti.

Haksız ve ölçüsüz tutuklamalar, masum insanların evlerini gece yarıları basmalar devam etti. Cezaevlerinde zaten kötü olan görüşme koşulları Covid 19 bahanesi ile daha da kötüleştirildi.

Abdulhamit Gül'ün döneminde gazetemizde her gün onlarcasını okuduğunuz insan hakları ihlalleri yaşandı; ancak öyle anlaşılıyor ki bunlar Erdoğan/Bahçeli ikilisini yeterince mutlu etmemiş. Bekir Bozdağ ile daha fazlasını hayata geçirmek istiyorlar.

Birkaç gün önce Abdulhamit Gül'ün MOBESE'lerden alınan kişisel verilerin medyada servis edilmesine karşı çıkması; Cemaate atıfta bulunarak "geçmişte FETÖ’cülerin yaptığının yapılmaması" gerektiğini vurgulaması Erdoğan ve Bahçeli'nin tahammül sınırlarını zorlamış gözüküyor.

Abdulhamit Gül’ün, yıllardır başka bir ülkenin Adalet Bakanlığı yapıyormuşçasına, "Hukuk devletinde esas itibariyle haysiyet cellatlığı olmaz, itibar suikastı yapılamaz, hukuk buna asla izin vermez, veremez, vermemelidir!" demesi bardağı taşıran son damla olmuş gibi gözüküyor.

"Seçim olur mu?" bunu bilmiyoruz; ancak seçim olursa ne yaparsa yapsın 50+1'i alamayacağını Erdoğan herkesten daha fazla biliyor. Onun eline muhtemelen kamuoyuyla paylaşılmayan; fakat sahadaki gerçek durumu gösteren anketler geliyor.

Telaşa kapılan Erdoğan "Bu Adalet Bakanı ile seçim kazanılamaz!" noktasına gelmiş gözüküyor.

Erdoğan hem sahada hem de medyada hak ihlallerini artırmaya ve Abdulhamit Gül'ün söylediğinin tam tersini yapmaya karar vermiş gözüküyor. Bundan sonra bir taraftan havuz medyası haysiyet cellatlığı yaparken; Erdoğan da potansiyel bütün rakiplerini itibarsızlaştırmaya çalışacak.

Bunu yaparken hukuk ayağına dolanmasın istiyor. İşte tam da bu noktada Adalet Bakanı'nın kim olduğu önemli hale geliyor. Abdulhamit Gül, MOBESE kayıtlarının havuz medyasında yayınlanmasına itiraz ederken aslında bizzat Erdoğan'ın kendisine itiraz ediyordu.

Halbuki şimdi tam da bütün bunların fazlasıyla yapılacağı, bel altı vuruşların bolca yaşanacağı bir döneme giriliyor. Erdoğan bir sonraki seçimi mutlaka kazanmak zorunda; kazanamayacağına inanırsa bir sebepten dolayı seçimleri iptal ettirecek.

Her iki durumda da o ne derse hiç sorgulamadan yerine getirecek bir Adalet Bakanı'na ihtiyacı var. İşte Bekir Bozdağ tam da böyle bir profil! Geçmiş döneminde Erdoğan'ın her isteğini sorgusuz sualsiz yerine getirmiş bir Adalet Bakanı görüntüsü vermişti.

Bu durumda kolaylıkla hak ihlallerinin artık göz göre göre yapıldığı, seçim hilelerinin aleni hale geleceği bir döneme girdiğimizi söyleyebiliriz.

Fakat Erdoğan ve ekibi ne yaparsa yapsın; bu ülkede Kürt barajını aşamayacak, Türkiye ve Kürdistan'da faşizm kaybedecek!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.