OHAL darbesi kapıda

Veysi SARISÖZEN yazdı —

14 Aralık 2021 Salı - 23:30

  • Demek ki, Erdoğan’ın kendisi kadar meşhur “a, b, c planlarından” birisi de muhtemelen ekonomik krizi bilerek derinleştirmek, buradan OHAL için sebep uydurmak.

Milli Güvenlik Kurulu’nun gündemine ilk defa “ekonomik durum” maddesinin alınması kısa zamanda unutuldu. Bunun altında yatanın ne olduğu yeterince tartışılmadı. Derken medyada şu haber yer aldı: “Türkiye Bilimler Akademisi Asli Üyesi Prof. Dr. İzzet Özgenç, 'toplumun ağır ekonomik bunalım sebebiyle OHAL ilanına hazırlıklı olması gerektiği' şeklinde paylaşımda bulundu.”

Böylece Çin-Maçin safsatasının altında yatanın ne olduğu ortaya çıkmış oldu.

Evren darbe şartlarının “olgunlaşmasını” nasıl bekliyorsa, Erdoğan da yeni bir OHAL darbesinin şartlarını aynı şekilde bekliyor. 

O da tıpkı Evren gibi yalnız “beklemekle” yetinmiyor, darbe şartlarının iyice olgunlaşması için ekonomiyi bizzat, bilerek, isteyerek baltalıyor.

Nasıl baltalıyor? Örneğin Merkez Bankası’nı faiz indirimine mecbur ediyor, böylece TL çöpe dönüyor, enflasyon tırmanıyor, halk fukaralaşıyor.

Bunları bizzat Erdoğan yapıyor ama suçu, kim oldukları bilinmeyen “stokçulara” ve kim oldukları bilinmeyen “dış mihraklara” yüklüyor. Meçhul stokçulara ve meçhul dış mihraklara karşı “milli kurtuluş savaşı” ilan ediyor. Bu savaşın verilmesi için de, halka yeni bir OHAL’i dayatmayı planlıyor.

 

Yapabilir mi?

Yapar.  

“Ekonomik krize karşı, halkı korumak ve meçhul stokçularla meçhul dış mihrakları tepelemek için” ilan edilecek olan OHAL, krizden perişan olan milyonları manipüle etmek bakımından sanılandan da “ikna” edici olabilir.

Ve OHAL altında yapılacak seçimlerin nasıl sonuçlanacağı da kolayca tahmin edilebilir.

Demek ki, Erdoğan’ın kendisi kadar meşhur “a, b, c planlarından” birisi de muhtemelen ekonomik krizi bilerek derinleştirmek, buradan OHAL için sebep uydurmak.

Türk devletinin tüm tarihi böyle “sebepler” yaratma tarihidir aynı zamanda. Selanik’te Atatürk’ün evini bombalıyorsun, ardından 6-7 eylül pogromuyla Rumların, Yahudilerin, Ermenilerin mallarına çöküyorsun. Kendi polislerini öldürüyorsun, ardından PKK’ye karşı savaşı başlatıyorsun. 15 Temmuz’da kendi orduna karşı darbe yapıyorsun, ardından bu darbeyi bahane edip eski ortağını yok ediyor, mallarına çöküyorsun. 7 Haziran’da seçimi kaybedince HDP mitinglerinde bombalı katliamlar düzenliyor, ardından bu bahaneyle kaybettiğin seçimi iptal edip, 1 Kasımda yeniden iktidar oluyorsun.

Şimdi de ekonomiyi baltalıyorsun, ardından OHAL şartalarını adım adım olgunlaştırıyorsun.

Demek oluyor ki, muhalefet Erdoğan’ın “yeni politika deneyi”ni "ahmaklık, iş bilmezlik, ekonomi biliminde cahillik" gibi nedenlerle açıklamayı bir yana bırakmalı. “Erdoğan ilk seçimde devrileceğini biliyor, o nedenle seçimleri yapmamak ya da seçimleri zorla almak için, OHAL ilan edebilmek için ekonomiyi bilerek kendisi baltalıyor” diye onun planını açığa vurmalı.

Erdoğan ne yaparsa yapsın iktidardan düşebileceğini de hesaplıyor. Buna göre ekonomiyi baltalayarak ya OHAL’le seçimi kazanmayı ya da kaybettiğinde muhalefete demokratik yöntemlerle altından kalkamayacağı ekonomik bir  enkaz bırakmayı hedefliyor. Hani ağzında geveleyip durduğu “kazan-kazan” tekerlemesinde olduğu gibi. Ekonomiyi baltalayacak, seçimi o yolda kazanacak, kazanamazsa muhalefeti baltaladığı ekonominin enkazı altında ezerek yine kazanacak… ”Vin vin” yani…

Ortada bizim terminolojimize göre görülmemiş ölçekte bir “halk düşmanı” plan var. Ulusalcının terimleriyle söyleyecek olursam bu plan tastamam bir “vatana ihanet” planı.

O nedenle sistem içi muhalefet “nerede kaldı Mavi Vatan” laflarından, “BAE şeyhleri Yunanla Akdeniz’de bize karşı ittifaka girdi” yavelerinden filan vazgeçmeli, Erdoğan’ın “milli ekonomiyi bilerek batırdığını” açıkça ilan etmelidir.

Çünkü bu plan uygulandığında, Millet İttifakı seçimleri kazansa bile, ekonomik enkazın altında kısa zamanda darmadağın olur. Ayakta kalsa bile, bu defa ekonomik enkazın altından demokratik reformlarla kalkamaz. “Ucuz işgücü”ne mahkum olur. Ekonomik krizin yükünü tekellerin sırtına yükleyemeyeceğine göre, halka yüklenmek zorunda kalır. Bunun sonu, halk tepkilerini zorla bastırmaya varır. “Kandili yerle yeksan etme” sözüne bakılırsa, işin içinden çıkabilmek için savaş yolundan yürünür; savaş zaten ekonomik krizin en temel nedeni olduğundan, enkaz altındaki ekonomi bu defa ölür. AKP beş altı yıldır bu politikayı sürdürebildiyse, Millet İttifakı beş altı ayda yıkılmanın eşiğine gelir.

“Erdoğan’ı durdurun, ekonomiyi bilerek baltalıyor, iktidarda kalmak için ülkeyi yangın yerine döndürüyor, OHAL ilan edip, seçimi zorla kazanmayı planlıyor; muhalefetin buna rağmen kazanacağı seçim zaferini, geride bırakacağı ekonomik enkaz ile bozguna çevirmek için milli ekonomiyi dinamitliyor, Erdoğan istifa, geçici seçim hükümeti ve hemen şimdi erken seçim.” 

Bunları söylemek bile planı yenilgiye uğratmanın başlangıcıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.