Quto CHP’ye soruyor: Ya seçim yapılmazsa? 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

30 Temmuz 2020 Perşembe - 14:57

  • CHP Genelbaşkanı, beş yıldır “ilk seçimde iktidarız” demekten, “eğer seçim olursa iktidarız” noktasına gelmiş bulunuyor. Bu noktaya gelmek iyidir. Faşizmin “kalıcı bir diktatörlük” olduğunu bilmek güzeldir. “Eğer seçim olmazsa” ne yapılacağını da dile getirmektir.

Kılıçdaroğlu “Kürt sorununu Türkiye’nin bağımsızlığı temelinde parlamentoda çözeceğine” söz verdi.  


Biz “bağımsızlık ve parlamento” kavramlarını tartışırken, bir gün sonra, “Kürt sorununu çözerim çözmesine de eğer seçim olursa” diye ekleyiverdi. 


Önce çözümün Türk bağımsızlığı ile olan ilgisine bakalım. 


CHP lideri çözüm ile bağımsızlık kavramlarını bilinçli olarak yan yana kullanıyor. Çünkü CHP, tıpkı AKP gibi Kürt sorununun “dış güçlerce” yaratıldığı inancında. “Çözüm süreci”ni de o nedenle “dış güçlerin” dayattığı bir süreç olarak görüyor.  


Dediği şu: Biz Kürt sorununu AKP gibi “dış güçlerin” dayatmasıyla çözmeyeceğiz, “kendi milli irademizle, hiç kimsenin karışması olmadan çözeceğiz” demekte.  


Nasıl olacak bu? 


Kürt sorunu Lozan’da nasıl uluslararası bir sorun idiyse, bugün kıyas kabul etmez bir derecede çok daha fazla uluslararası bir sorundur. Bölgenin ve dünyanın sorunudur.  


Uluslararası bir sorun, o sorunun tüm taraflarıyla birlikte müzakereyle çözülür.  


Bu bir.  


İkincisi Kürt halkının bu sorunu çözme mücadelesinde başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, uluslararası camianın desteğine ihtiyacı vardır. Çünkü bu desteğe sahip olmayan Kürtler Türk devletine karşı silahla kendini savunabilir, ama silahı bırakıp, hiçbir dış desteğe sahip olmadan, hiçbir uluslararası hukuk gücüne dayanmadan “barış masasından” kazanımla kalkamaz.  


İddiaların aksine, “dış güç” olmadan eşitsiz de olsa bir devlete karşı silahla, tıpkı PKK öncülüğünde Kürt halkının yüz yıldır direndiği gibi direnilebilir, ama son birkaç yıllık “çözüm sürecinin” gösterdiği gibi, “dış destek” olmadan “barışçı çözüm masasından” çözümle çıkılmaz.  


Eğer CHP, uluslararası bir sorun olan Kürt sorununu uluslararası platformlarda ya da “üçüncü gözün” denetiminde çözmeyi Türk bağımsızlığına aykırı sayıyorsa, o hem gerçeği çarpıtıyor, hem de çözüm gibi bir amaç taşımıyor demektir.  


Gerçeği çarpıtıyor: Çünkü Türk-Kürt savaşında “dış güçler” Türk devletini destekliyor, ona karşı mücadele eden Kürt halkının önderliğine karşı komplo yapıyor, PKK’yi terör örgütü olarak ilan ediyor. O nedenle Kılıçdaroğlu’nun “bağımsızlık” koşulu, “dış güçlerin” TC’yi desteklemesi, PKK’yi TC karşısında yalnız bırakması şartı oluyor… 


Parlamento koşuluna gelince… 


Parlamento’dan kasıt, Türk devletinin, bu gibi durumlarda “gizli” görüşme yöntemine itirazdır. Kılıçdaroğlu “İmralı ile gizli, doğrudan ya da dolaylı müzakereye” karşı olduğunu, “görüşmeler Parlamentoda olacak” şartıyla dile getirmiş oluyor.


İyi de bu nasıl olacak? 


TBMM iki halkın “eşit olarak temsil edildiği” federal bir meclis olsa böyle bir meclisin çözüm yolunda işlevli olacağı söylenebilir. Taraflar bu mecliste birbirlerine sayısal üstünlük sahibi olmayacakları için, er ya da geç anlaşmak üzere tartışabilir… 


Ama ortada böyle bir meclis yok.  


Çözüm, eşit haklı iki tarafın şartları varsa açık, yoksa gizli görüşmeler yoluyla sorunu müzakere etmesiyle olgunlaştırılır. Karar her iki tarafın kendi “ulusal organlarında” onaylanarak elde edilir.  


Kılıçdaroğlu Türk nüfusununun ezici çoğunlukta olduğu bir ülkenin eşitsiz Parlamentosundan çözüm çıkartma sözü verirken, buna kendisi de inanmıyor.  


Haydi bütün bu tuhaflıkları geçelim.  


Çözüm için son şartı bence en dikkate değer şart: “Eğer seçim olursa, sandık kurulursa…” 


CHP Genelbaşkanı, beş yıldır “ilk seçimde iktidarız” demekten, “eğer seçim olursa iktidarız” noktasına gelmiş bulunuyor.  


Bu noktaya gelmek iyidir. Faşizmin “kalıcı bir diktatörlük” olduğunu bilmek güzeldir. Ama daha güzeli bunu bildikten sonra lafı “eğer seçim olursa…” diyerek yarım bırakmamaktır.  


“Eğer seçim olmazsa” ne yapılacağını da dile getirmektir.  


Bu durumda ne diyebilir CHP Genel Başkanı? 


“Eğer seçim yapılmayacaksa, Erdoğan sülalesinin saltanatı dayatılacaksa, o durumda Kürt sorununu çözme üzerine konuşmayı bir yana bırakacağım, Kürt halkıyla Türk halkını birleştirip, Erdoğan saltanatını her türlü yöntemle ve savaş biçimiyle yıkacağım…” 


Ben böyle yazdım, sonra yazdığımı her okuduğumda gülmekten bir hal oldum.


Siz de gülün diye, yazının bu kısmını silmedim.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.