Ramazan ayı ve Müslümanlar

Ahmet TURHALLI yazdı —

12 Nisan 2021 Pazartesi - 23:00

  • Oruç, müminin kendini açlık ve susuzlukla imtihan ettiği bir ibadettir. Bu ayda lüks sofralar kurmak, tıka basa yemek Ramazan'ın ruhuna ters düşer. Yemeden içmeden artan iki öğünün fakir fukaraya dağıtılması oruç ibadetinin amacıdır. 

Koronavirüsü ile hem hal bir biçimde ikinci Ramazanı Oruç ve Teravih ibadetlerini cemaat birlikteliğinden mahrum yaşamaktayız. Korona ile beraber Hac ve Ümre ibadetleri de aksamış durumdadır. İslam ritüellerinin toplumsal oldukları bilinmektedir. Namazlar toplu kılındığında efdaldirler, toplu iftarlar efdaldir, Hac ve Ümre zaten milyonlarca Mümin tarafından topluca yapılmaktadır. İslam dini ritüellerinin toplumsal olarak yapılmaları Kur’an ve Peygamber sav tarafından daha fazla önerilmekte, şahsın kendi yaşamını toplumsal yaşamın bir halkası olarak görmesi gerektiği sürekli bir biçimde vurgulanmaktadır.

İnsan toplumsal sorumluluğunu yerine getirdiğinde daha iyi bir dindar olarak bilinir. Ahlak sahibi bir birey; ‘kendisine yapılmasını istemediği bir davranışı, bir başkasına uygulamaz.’ Oysa şimdi Müslüman olup Ramazan ayında oruç tutanların ekseriyeti, başkasına her türlü kötülüğü yapmayı kendisine hak saymakta ve kendileri gibi olamayanların düşünmeyenlerin yaşama haklarının olmaması gerektiğine inanmaktalar. Haram ve helal onlara göre olursa kabul ederler, değilse red ederler. Ölçü Ramazan ayında indirilen Kur’an ve Peygamber değil, onların heva ve hevesleridir artık. Oysa Peygamber mal mülk toplamıyor, tam tersine, bütün mal varlığını topluma bahşetmiştir. Kur’an ise Mülk Allah’ındır diyerek, emaneti ve rızkı paylaşmayı öğütlemiştir.

Yukarıda belirttiğim prensipler İslam’ın Kur’an’daki özü iken, Müslümanlar bugün yaşanan ve yaşatılan İslamı nerden ve nasıl buldular? Hangi İslamı yaşıyorlar? Ramazan ayındayız, Ramazan ne anlama gelir? Neden bu kadar kutsanır? Peygamber döneminde Ramazan ne anlama gelmekteydi? Şimdi nasıl uygulanıyor?

“Ramazan Ayı, insanlar için hidayet rehberi olan, doğru yolun, hak ve batılı, helal ve haramı birbirinden ayırmanın açık delillerini içinde barındıran Kur’ân’ın indirildiği aydır. Öyleyse sizden Ramazan ayını idrak edenler bu ayın orucunu tutsunlar…” (Bakara Sûresi – 185)

Dikkat edilirse Ayette vurgu düşünce ve bilince yapılmaktadır. Müslümanlık bu bilinç üzerinden şekillenmektedir. Gaflete karşı bir aydınlanma, doğruyu yanlıştan ayrıt etme, doğruyu yaşama katma ve hakkı yüceltme mücadelesinin verildiği aydır Ramazan. Kur’an bu ayda inazl olduğu içindir ki Ramazan ve kadir gecesi kutsal sayılmaktadır. Biz Müslümanlar bu bilinç ve hikmetten iktidar sahipleri tarafından uzaklaştırılmış durumdayız. İmanın ve Kur’an’ın hakikatlerini değil, iktidarların ve güç sahiplerinin söylem ve yaklaşımları ile Ramazan'ı karşılıyoruz.

Kur’an Yasin suresinde; diri olanları uyarsın diye vahy edilmiştir denilmektedir.(Yasin-70) 

Bu ayete göre, Kur’an bir hatırlatma, uyandırma ve diriltme kitabıdır. İnsana özünü hatırlatır, yaratılışını hatırlatır, fıtratını hatırlatıyor. Kur’an’ın indirilişi diri olan kimseleri uyarmak ve onlara hakikatleri kavratmadır. Kur’an vahyi karşısında, ölü ruhlar ve sofistik ruhlar, ya da ruhbanlar istemiyor. Şuurlu ve idrakleri gelişmiş şahsiyetler istiyor, vicdanlı toplumların inşasını öngörüyor. Anlamamız gereken bir diğer hakikat, bedensel dirilikten bahs etmiyor Kur’an; Zihni, kalbi ve vicdani bir dirilmeden bahs ediyor.

Ramazan ayı hantallaşan ve ölümle burun buruna gelmiş çürümüş ruhların canlanmasını sağlayan Kur’an’ın indirildiği bir aydır.

Ramazan Ayı, insanlık için hidâyetin, helal ile haramın, hak ile batılın birbirinden ayrıldığı ilâhî kelamın, Zikr-i Hakîm’in indirildiği aydır. 
Bu ayda, din adına her türlü sahte dinciler Kur’an’la deşifre olmuş, zulmün her türlüsü açığa çıkmış, karanlıklar parçalanmış ve hakikat ortaya dökülmüştür.

Bu ay’ın kutsallığı nefsi arındırmanın, onu berraklığa erdirmenin, hakkı kavramanın, evrensel ilkeler olarak bilinen özünde inanç ve ahlakın temelini oluşturan adalet-eşitlik ve özgürlük gibi ideallerin tecelli ettiği aydır Ramazan.

Bireyin kendine hesap sorduğu, kendini sorguladığı ruhunu temizleyip dirildiği aydır.

Müslüman'ın Allah'a sığındığı, zalime karşı direndiği, herkes ve her kesimle barış içinde yaşamayı amaç edindiği aydır.

Müminin hırsını idrak içinde dizginlemeyi öğrendiği, haramdan, zorbalıktan uzak durduğu, elindekini ihtiyaç içinde olanla paylaştığı aydır.

Ramazan ayına giriyoruz. Ancak Hz. Muhammed'in ümmetinden olduğunu söyleyenler bugün İslam aleminin bir çok yerinde, Kürt şehirlerinde, arşı alayı inleten zulüm uygulamakta ve bunu vicdanları ölmüş, ahlaken çökmüş fiziki yaşayan ama maneviyatı can çekişen topluluklarla geçekleştirmektedirler.

Ya Resulullah İslam dinini kendilerine zalim iktidarlarına perde yapan zalimler bu ayda da Kürtlerin evlerini, şehirlerini yıkacak, yetim Kürt milletinin çocuklarına işkence edecek, zindanlara atacak, hürriyetlerini ellerinden alacak, öldürecek, coğrafyasını yakacak.

Melekler yemez ve içmezler. Ramazan ayı bir anlamda insanın da melekleştiği aydır. Rabbimiz için tuttuğumuz oruçla yıl boyunca aç ve susuz kalanların dramını, sıkıntılarını bedenimizde ve ruhumuzda his ediyoruz. Oruçla sosyal adaletin, barışın ve huzurun ne demek olduğunu idrak etmenin fırsatını buluyoruz.

Oruç, müminin kendini açlık ve susuzlukla imtihan ettiği bir ibadettir. Bu ayda lüks sofralar kurmak, tıka basa yemek Ramazan'ın ruhuna ters düşer. Yemeden içmeden artan iki öğünün fakir fukaraya dağıtılması oruç ibadetinin amacıdır.

Bu idrak ve imanla mübarek Ramazan ayına girerken bu ayın İslam alemine barış ve huzur getirmesini yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.