Rejim made in ‘Türkiye’ “Model” ise made in Çin

Veysi SARISÖZEN yazdı —

5 Aralık 2021 Pazar - 23:30

  • Erdoğan’ın “Marksizm-Leninizm ve Mao Zedung düşüncesi” hakkında hiçbir şey bilmediği malum. O Çin’deki “ucuz işgücü”ne bakıyor ve “ucuz işgücü sebeb, kalkınma; üretim, yatırım, zenginlik sonuç” diyor.

Erdoğan “Çin modeli” uyguluyormuş.

“Çin modeli” nedir?

Çin Komünist Partisi’nin hayata geçirdiği ekonomik modeldir.  

Bu model Çin Halk Cumhuriyeti’nde uygulanmaktadır. ÇKP’ye göre bu modelden yürüyerek “sosyalizm ve sonra da komünizm” kurulacaktır.

Sovyetler yıkılmadan önce, içimizden biri “Sovyet ekonomik modelini uygulayalım” deseydi hapsi boylardı. Bizimki “komünist damgalı” bir modelden söz ediyor.

Allah kimseyi şaşırtmasın.

Erdoğan nereye koşuyor?

Çin Halk Cumhuriyeti’nde “tek parti” var. Hiçbir fabrikada “grev” yapamazsın. Hiçbir alanda ÇKP’ye karşı toplanamazsın, mesela parti yönetiminin istifasını isteyemezsin. Basın özgürlüğü yoktur. Çinli olmayan nüfus, mesela Uygur Türkleri amansız bir zorla asimilasyon altında ezilmekte ve bu Türkler kendilerini kendi partileriyle temsil hakkından mahrumdur.

Erdoğan demek ki buraya doğru koşmakta. İyi de bu koşuda finiş ipini göğüslemesi için bu defa “kızıl ve sarı komünist gömleği” mi giyecek?

Erdoğan’ın “Marksizm-Leninizm ve Mao Zedung düşüncesi” hakkında hiçbir şey bilmediği malum. O Çin’deki “ucuz işgücü”ne bakıyor ve “ucuz işgücü sebeb, kalkınma; üretim, yatırım, zenginlik sonuç” diyor.

Ve “ekonomist” olarak ilk defa doğru bir şey söylüyor.

Çok doğru.

Zenginliğin kaynağı işçinin yarattığı artı-değerdir. Ücret ne kadar düşükse artı-değer, dolayısı ile kar o kadar artar. Karl Marx bunu keşfetmemiş olsaydı “ekonomist Erdoğan” bugün Nobel ödülü alırdı.

Çin’de bu iş nasıl oldu? Neredeyse 0 ücret alan milyonlarca köylü kentlerde “münavebeyle” ücretli işçi oldu. Sıfır ücretten elli dolara çalışan bu insanlar, bir süre sonra köylerine döndüğünde artık “müreffeh” birer yarı-proleter olmuşlardı. Memnundular.

Erdoğan ne yapacak? Türkiye’de artık sıfır ücretten elli dolara çalışacak bir rezerv nüfus yok. O nedenle yapılacak olan iş, var olan ücretleri enflasyon-kur değirmeninde ögütecek. “Pahalı işgücünü” “ucuz işgücü” haline getirecek.

Sonuç tersine dönecek: Ucuz işgücü sebeb, toplumsal patlama sonuç haline gelecek. Sonra toplumsal patlama korkusu sebeb tek partili, meclissiz faşizm sonuç olacak. Bu bir.

İkincisi şu: Çin Sovyetlerle kavgalı olduğu dönemde ABD’nin desteğini aldı. Erdoğan ise ABD’yle kavgalı. Çin o dönemde on binlerce bilim insanını ABD’ye gönderdi. Bu da büyük bir teknolojik eğitim süreci oldu. Üstüne üstlük ABD’ye giden Çinlilerin ezici çoğunluğu bilimle donanmış halde Çin’e döndü. Çin bilimsel-teknik devrim sürecine girdi.

Türkiye’den Batıya gidenlere bir baksanıza. Örneğin Biontek aşısının mucitleri olsa olsa Türkiye’ye turist olarak geliyor.

ÇKP’nin yalnızca diktatörlükle ayakta durduğu tezi yanlıştır. ÇKP muazzam bir “rıza” üretmiştir. Yurtsever Çinli ülkesine bağlıdır. (Bundan sonra nasıl gelişir, ayrı tartışma konusu).

Böylece Çin “mucizesi”, sıfır ücretten ücrete” yükselen “düşük işgücüyle”, “yüksek teknolojinin” birleşmesi ve “proletarya diktatörlüğü”yle de düzenin rapt u zapt altına alınmasının eseri oldu.

Bir başka etken daha var. Çin birkaç çatışmalı durum dışında kurulduğu günden bu yana savaş yapmadı. Diyelim cephaneliğinde “4 milyon 460 bin ton bomba” varsa, bunları “patlatıp harcamadı”, yerine bir o kadar milyon ton bomba koymak zorunda kalmadı.

Erdoğan’ın durumu ne?

ANF’de Kurtay Serhat şöyle yazdı

“Türk ordusunun envanterinde bulunan ve kullandığı mühimmatların ağırlıkları (üstelik asgari ağırlıkları) esas alındığında 4 milyon 460 bin 614 ton bomba kullanıldığı anlaşılıyor.”

Bu sadece bombaların ağırlığı. Uçakların binlerce sortisi, tankların akıl almaz masrafları, paralı askerlerin maaşları v.s. bu hesabın dışında.

Erdoğan Türk bayrağının yerine kızıl sarı Çin bayrağını çekse, nasıl yapar bilmem ama parmaklarını orak-çekiç haline getirse, AKP’ye “Adalet ve Komünizm Partisi” adını verse, muhalefeti yok edip tek parti kursa, ülkeyi “ucuz işgücü cenneti” yapsa bile içine yuvarlandığı savaş bataklığında debelendiği için Çin modelini uygulayamaz.

Ama adam kararlı. “Bilim Çin’de olsa oraya gidin” “nass”ına uygundur. Gider de bilim için açtığı avucunu yalar.

O nedenle işe “enflasyonla” başladı. “Pahalı iş gücünü ucuzlattı”, daha da ucuzlatacak. Çin modeli falan derken Çin’in “emek yoğun” alandaki pazarlarına göz dikecek.

İkinci adım ise daha kritik. Bir ara Yeni Özgür Politika’da Türk devletinin gelecek “darbe” senaryolarından söz etmiştim. 

Şöyle:

“Kaosla muhalefeti tasfiye ve rejimi koruma” senaryosunu tasvir edelim: 

Erken, ya da zamanında seçim kampanyası başlamıştır. MİT, SADAT işbaşındadır. Erdoğan’ın, diyelim ki Diyarbakır mitingi yapılmakta. “İyi saatte olsunlar” bu defa HDP mitingini değil, AKP mitingini hedef alacaktır. Bir bomba, miting alanında patlar. Yüzlerce ölü…”

Şimdi de Erdoğan’ın evvelsi gün yaptığı Siirt mitingiyle ilgili habere bakalım.

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Siirt mitinginde bir aracın altına yerleştirdikleri patlayıcıyı uzaktan kumandayla patlatıp infial yaratmayı planlayan teröristlerin kanlı oyunu son anda bozuldu.

Çin modeli neyin nesi diye kafa yormanın anlamı yok. Olan şu: Krizin yükü halka yükleniyor ve halkın öfkesine karşı faşist rejim halk düşmanı yeni bir savaşa hazırlanıyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.