Rojava’ya operasyon ve sonuçları 

Cafer TAR yazdı —

18 Temmuz 2022 Pazartesi - 09:00

  • Erdoğan hayatının kumarını oynuyor; olası bir Rojava saldırısı ya Erdoğan’ı iktidarından eder, ya da Türkiye açık bir diktatörlüğe dönüşür.

Erdoğan çok uzun bir süredir Rojava’ya operasyonu dilinden düşürmüyor. Her fırsatta hem içerde hem de dışarda bütün muhatapları ile görüşmelerinde ilk gündemi mutlaka Rojava oluyor. 

Erdoğan’ın Rojava’ya saldırmak için masaya getirdiği gerekçelerin tamamı inandırıcılıktan tamamen uzak şeyler; aslında kimse Erdoğan’a inanmıyor; fakat politika da maalesef böyle bir şey, bütün yalan ve iftiralarla dolu dosyalara rağmen kimse de açıktan Erdoğan/Bahçeli faşizminin Rojava’ya yönelik saldırılarına açıktan tavır almıyor. 

Kimi zaman Türkiye doğrudan, kimi zaman Türk devletine bağlı çeteler Doğu ve Kuzey Suriye şehirlerine saldırı düzenliyor; toplumsal yaşamdaki ahengi bozmaya çalışıyorlar. Organize ettikleri provokasyonlarla özellikle Arapların ve Kürtlerin demokratik bir toplumsal tempoda birlikte yaşamasını engellemeye çalışıyorlar.  

Erdoğan/Bahçeli rejimi demokratik bir Rojava’dan çok korkuyor. Demokratik Özerklik ve Demokratik Ulus paradigmasının Kürt Özgürlük hareketi üzerinden bütün bölge halklarına mal olması fikri Erdoğan/Bahçeli ikilisini kahrediyor.  

Kürt Özgürlük Hareketi’nin başlattığı Arap/Kürt kardeşliği politikası bölgesel çatışmaların bitirilmesi ve demokratik toplum inşasında çok önemli bir tutumdur. Bu noktada elde edilecek bir başarı bütün bölge halklarını içine alarak dalga dalga yayılacak ve Ortadoğu’da iktidar sahiplerinin lehine işleyen sürekli çatışma ve savaş düzenini bitirecektir. 

Erdoğan ve çevresi Türkler ve başta Araplar olmak üzere bütün Müslüman halklar kardeştir derken asla aynı göz hizasında olmaktan bahsetmiyorlar. Onların kardeşlikten anladığı şey bütün bölge halklarının bir biçimde Türk devletinin hegemonik ilişkileri içerisine alınmasıdır.  

Halbuki Kürt Özgürlük Hareketinin yaklaşımı gerçekten halkların eşit, özgür ve dayanışmacı bir toplumsal tempoda birlikte yaşaması olmaktadır. İşte bu başta Erdoğan olmak üzere bütün Türk egemenlik ilişkisinin nefret ettiği şey olmaktadır.  
Bu onların bütün Ortadoğu’yu savaşla, şiddetle, provokasyonlarla yeni sömürge ilişkileri içerisine alma projesine karşı çok güçlü bir karşı duruşu ifade etmektedir. Ortadoğu’da özgür, eşit ve dayanışmacı bir toplumun inşa edilebilmesi için önce bunun sözünün söylenmesi, programının yazılması ve bu programa inanan insanların ortaya çıkması gerekiyordu. 

Rojava’da bunların hepsi var; yıllardır eşitlik, özgürlük ve kardeşlik paradigmasına inanan bunun programını ortaya koymuş ve hayatları pahasına buna inanan insanlar o bölgede yeni dayanışmacı bir toplum inşa ediyorlar! Erdoğan ve Bahçeli ikilisi işte buna tahammül edemiyorlar. 

Bana göre Türk egemen sınıflarının neredeyse tamamının Rojava nefretinin altında yatan asıl neden bu olmaktadır; fakat muhakkak Erdoğan’ın Rojava’ya yönelik saldırgan söyleminin altında başka pratik nedenler de bulunmaktadır.  

Örneğin Türkiye’nin bütün milli servetini bina ve taş üzerinden yandaş ve aynı zamanda gizli ortak müteahhit çevrelere peşkeş çeken Erdoğan ve çevresi aynı şeyi göçmenler üzerinden Rojava’da da yapmak istiyor.  

Batının parasıyla göçmenlere konut projeleri üzerinden yeniden bir rant kapısı açmak istiyor. Ayrıca Türk toplumun en şoven fetihçi damarını kaşıyarak seçmen tabanını genişletmek, yaklaşan seçimlerde daha fazla oy almak istiyor.  

Bunların hepsi aslında Rojava’ya saldırı konseptinin içerisinde aynı anda var. Fakat bunu bir türlü hayata geçiremiyorlar. 2019’dan farklı olarak birçok ülke Erdoğan/Bahçeli ikilisinin saldırgan siyasetine karşı daha fazla tutum sahibidirler; ancak bunların çabalarının Türkiye’nin tehditlerini durdurmak için yeterli olmadığını gösteriyor.  

Suriye ordusuna bağlı güçlerin tehdit altındaki Kobanê, Til Rıfat gibi bölgelere konuşlanması olası bir saldırı durumunda sadece QSD güçlerinin değil bütün Suriyelilerin işgale birlikte karşı koyma ihtimalini güçlendiriyor.  

Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’de önemli tecrübeler elde eden QSD güçleri uzun bir süredir böyle bir saldırıya hazırlık yapıyorlar. Olası bir saldırı bundan öncekiler gibi olmaz ve belirli bir bölge ile sınırlı kalmaz. Muhtemelen her yer savaş hattına dönüşür; zaten büyük ekonomik sorunlarla boğuşan Türkiye ekonomik olarak büsbütün batma noktasına gelir. 

Erdoğan hayatının kumarını oynuyor; olası bir Rojava saldırısı ya Erdoğan’ı iktidarından eder, ya da Türkiye açık bir diktatörlüğe dönüşür.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.