Savaşta ısrar ve yoksulluk
Cafer TAR yazdı —
- İktidarda kalabilmek için savaş siyasetine geri dönen AKP ve HDP'nin tasfiyesinden kendisine de bir şeyler düşebileceğini düşünen CHP, gelinen noktada ortaya çıkan yoksulluğun asıl sorumlularıdır.
Türkiye'de siyasal mücadelenin en önemli konusu hiç kuşkusuz Kürtler ve dolayısıyla HDP'dir. Fakat buna rağmen Türk siyasetçilerinin bir kısmı Kürtleri yok sayarak, diğer bir kısmı ise ötekileştirerek sözüm ona politika yaptıklarını sanıyorlar. Günlük tartışmaların biraz dışına çıkıp belirli bir mesafeden bakınca, aynı aymazlığa denk düşen bu iki sorumsuz yaklaşımın Türkiye ve bütün Ortadoğu'yu getirdiği noktayı bütün açıklığı ile kolaylıkla görebiliriz.
Kürtleri yok sayan siyasetin sadece Türkiye'yi değil, bütün bölgeyi getirdiği yer; Suriye'de yüz binlerce insanın ölümüne yol açan iç savaş, Irak'ta parçalanmışlık, İran'da gayri insani rejim, Türkiye'de ise Erdoğan/Bahçeli faşizmidir.
Ortadoğu'nun tamamının; inanç, çevre, cinsiyet eşitliği gibi birikmiş birçok sorunu var; fakat bütün bu sorunların merkezinde Kürt sorunu var.
Ülkesinde insanların mutlu ve barış içinde yaşamasını isteyen bir Türk, Arap veya İran yurtseveri işe Kürtlerin eşit haklar mücadelesini desteklemekle başlamalıdır.
Çünkü Kürt sorununda mesafe alınamadan bütün bölge halklarını mağdur eden, baskıcı rejimler ve yoksulluk aşılamaz.
Kimilerine bu yaklaşım fazla iddialı gelebilir; fakat biz bunu AKP hükümetinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmeleri nispeten olanaklı kıldığı dönemde tecrübe ettik.
Çünkü böyle bir yola girilmesi sadece Kürtler ve devlet arasındaki ilişkiyi değil, bütün toplumsal tempoyu daha demokratik ve öngörülebilir bir hale getiriyor.
Kürt sorununu daha kolay konuşabilen toplum bu rahatlatıcı atmosferin etkisiyle diğer bütün sorunlarını da konuşabilir hale geliyor. Halbuki tersine, eğer Kürt sorunu özgür bir ortamda konuşulamıyorsa diğer bütün sorunlar da hasır altı ediliyor.
Ali Babacan kendini ve partisini anlatırken, sürekli kendi dönemlerinde yaşanan ekonomik gelişmeye vurgu yapıyor.
Söyledikleri önemli ölçüde doğru; fakat eksik. O zaman biz tamamlayalım!
Söz konusu ekonomik gelişme döneminde Kürt Halk Önderi ile görüşmeler ivme kazanmış; Kürt Halk Önderi'nin yoğun çabaları sonucu çatışmasız, nispeten bütün sorunlarını konuşabilen bir Türkiye ortaya çıkmıştı.
Bu olumlu atmosferin yarattığı iyimser hava ise Türkiye'ye doğrudan sermaye yatırımlarını hızlandırıyordu. İnsanlar geleceklerine daha fazla güven duyar hale gelmişler, kendileri ve ailelerinin geleceğini Türkiye'de kurmak istiyorlardı.
Muhakkak Ali Babacan ve arkadaşlarının da Türkiye'nin o dönem ortaya koyduğu ekonomik performansta çok büyük payı var; fakat asıl büyük pay, çok büyük fedakarlıklar pahasına ülkede barış atmosferi yaratan Kürt Halk Önderi ve onun yoldaşlarının olmuştur.
Eğer Kürt Halk Önderi, Türkiye'de barışın önünü açmasaydı Türkiye'ye o dönem bu kadar çok doğrudan sermaye girişi olmaz, iç pazar canlanmaz ve milli gelir 12 bin 582 dolara çıkamazdı.
Günümüz Türkiye'sinde herkesi endişelendiren yoğun yoksullaşmanın en önemli sebebi, yeniden savaş siyasetine geri dönüştür.
7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra HDP'nin tasfiyesi üzerinden başlatılan süreçle gelinen nokta, bütün Türkiye'yi esir almış durumdadır; o yıllarda AKP'nin HDP'yi ezme siyasetine gizli destek verenler de gelinen noktada mevcut durumdan sorumludurlar.
İktidarda kalabilmek için savaş siyasetine geri dönen AKP ve HDP'nin tasfiyesinden kendisine de bir şeyler düşebileceğini düşünen CHP, gelinen noktada ortaya çıkan yoksulluğun asıl sorumlularıdır.
Fakat gelinen noktada şu artık çok net anlaşılmıştır. “Nasıl ki barış ve demokrasi umudu Türkiye ekonomisini büyütmüşse; savaş ve çatışmaya dönüş de Türkiye ekonomisini sarsıcı bir biçimde küçültmüştür.”
Her gün insanların döviz/TL paritesini takip etmesi tesadüf değildir; çünkü insanlar kendilerinin ve ailelerinin geleceklerinden kuşku duyuyorlar. Savaş ve çatışma ile geçen son 7 yılda Türkiye halkları sürekli yoksullaşıyorlar.
IMF verilerine göre, Türkiye'nin milli geliri 2020 yılında 2006 yıllının bile gerisine düşerek, 7 bin 715 dolara kadar geriledi. Savaşta ısrar Türkiye'yi 14 yıl öncesinden daha fakir bir ülke haline getirmiştir.
Kürt Halk Önderi'nin özgürlüğü sadece Kürtlerin değil; bütün yoksul Türkiye halklarının çıkarınadır; öyleyse onun özgürlüğü sadece Kürtlerin değil, bütün bölge halklarının ortak talebi olmalıdır.
