Seçim olsa anlarım da  Faşizm olunca anlamam

Veysi SARISÖZEN yazdı —

15 Ekim 2020 Perşembe - 20:43

  • Şu anda Soylu, Erdoğan, Bahçeli, Perinçek, Ergenekon, derin devlet HDP’nin “dışından” HDP’ye müdahale ediyor. Hem de ne müdahale. HDP’lileri hapse atıyor

PKK, HDP’ye müdahale ediyormuş.
Ne hakkında?
Milletvekili ve Belediye Başkan adayları hakkında…
Ortalık yangın yeri…

Perinçek konuşuyor.

Perinçek’in Aydınlık gazetesine eski HDP’li demeç veriyor.
“Kandil HDP adaylarını belirliyor…” (Bu arada bunu söyleyen adamı da Kandil’in aday yaptığı söylenmiş oluyor…)

Şimdi bu gürültü patırtılı tartışmaya, Türkiye’ye ilk defa ayak basan ve bu tuhaf ülke hakkında hiçbir bilgiye sahip olmayan bir Japon şahit olsa ne düşünür?
Şunu düşünür: Türkiye denilen alel acayip minel garayip bu ülkede genel, yerel seçimler yapılmak üzeredir ve HDP adındaki partinin adayları da silahlı bir örgüt tarafından belirlenmektedir.

Evet boynunda fotoğraf makinası sallanan, gözlüklü, çekik gözlü Japon turist aynen böyle düşünürdü.
HDP’ye “dışarıdan” müdahale oluyor mu?
HDP’nin Eşbaşkanlarına, vekillerine, Belediye eşbaşkanlarına, hatta mahalle muhtarına “dış müdahale” oluyor mu?
Kesinlikle oluyor.

Bu sayılanlara “dışarıdan” “şöyle konuşma, böyle konuş, şurada durma, burada dur” deniyor. Başka? “Şu vekil olsun, ama bu olmasın, şu seçime girsin, bu ise girmesin” bile deniyor… Ne kadar fena! “Silahlı bir örgüt” bu kişileri tehdit ediyor. Korkutuyor. Çok ayıp.

Böyle olunca da birileri kalkıyor ve “dışarıdan müdahale olmasın” diye “dışarıdan müdahaleye” itiraz ediyor.
Yalnız bu itirazcılar şimdiki “dış müdahaleye” değil, seçimler sırasında yapıldığı iddia edilen bir zamanlarki “dış müdahaleye” itiraz ediyorlar.
Bu itirazcıları tebrik ediyoruz, demokratik hassasiyetlerine hayran oluyoruz, hele cesaretlerine…Şu “dış müdahaleciler” karşısındaki kükreyişlerine bayılıyoruz. Onlar çok demokrat. Hatta liberal. Özgürlükçü…
Bu “demokratlar” yarın mahkemeye celp edilecekler, onlara “PKK HDP’ye nasıl müdahale ediyordu?”  sorusu sorulacak.
Çünkü şu sıralar faşist rejim HDP’ye karşı kirli bir tertip peşinde.
HDP’ye karşı nasıl bir tertip var?
Tertip açık-seçik. HDP’yi kapatmaya hazırlanıyorlar.
Bundan daha açık, bundan daha aşağılık “dış müdahale” olabilir mi?

Şu anda aday maday belirlenmiyor. Ortada seçim meçim yok. Faşizm var. PKK şu anda HDP’ye “şunları aday yap, bunları yapma” diye müdahale etmiyor. Şu anda Soylu, Erdoğan, Bahçeli, Perinçek, Ergenekon, derin devlet HDP’nin “dışından” HDP’ye müdahale ediyor. Hem de ne müdahale. HDP’lileri hapse atıyor
İtirazcı Aydınlık’ta ne diyor?  Hapse atılanların PKK müdahalesiyle aday olduklarını söylüyor, ama AKP müdahalesiyle hapse atıldıklarını es geçiyor..
Müdahale her yere…

Erdoğan Türk Tabipler Birliği’ne dışarıdan müdahale ediyor. HDP’yi kapatacak, TTB’ye el koyacak.
Başka. Avukatların örgütlerini dağıtıyor. Dahası Avukatların ruhsatlarına el koyuyor. “Benim ruhsat verdiğim avukat olabilir” diyor. Dönüyor. Mahkeme kararıyla “Erdoğan’ın sarı kart vermediği gazeteciler teröristtir” diye dış müdahalede bulunuyor.

Burada durmayacak. Anayasa Mahkemesini bile kapatmaya hazırlanıyor…

Sonuç ortada: Faşist rejim, kimin vekil olacağına, kimin doktor olacağına, kimin avukat olacağına, kimin gazeteci olacağına “ben karar veririm” diyor.

Birileri de kalkmış, “PKK, HDP’ye müdahale ediyor” diyerek Saray’ın şahitçisi oluveriyor.
Sorun şurada: PKK neden bu “demokratların” ya da “gönüllü Saray şahitlerinin” adaylıklarına “müdahale” etmedi? Hayret yani. Ben PKK’li olsaydım kesinlikle “müdahale” ederdim.

“Müdahale” sözcüğüne takılmayın. Müdahale “dahil” olmaktan geliyor. Arapçadır. Bir insan HDP’yi savunuyorsa, onu aynı zamanda korumalıdır. Ben olsam “müdahil” olur, HDP’yi, ileride Saray’ın “itirafçısı” olma potansiyeli taşıyanların adaylığına itiraz eder, böylece HDP’ye yardım etmiş olurdum.

Böyle diyerek ne demiş oluyorum: PKK’yi eleştirecekseniz, HDP’ye müdahale ettiği için değil, elindeki bilgilere rağmen müdahale etmediği için eleştirin.

Yazıyı bitirirken bir not: Bu yazıda eleştirilen “eski vekil tipolojisine” giren somut kişi, Kobanê direnişi hatırlanarak, altı yıl sonra gözaltına alınanlar arasından tutuklanmayıp da salınan ve Aydınlık’ta boy gösteren şahıstır. Hapse atılıp da HDP’yi eleştirene gelince…Onunla medeni bir tartışma yapabilmek için, onun özgürlüğünü vargüçle savunmak gerekir. Çünkü şu anda ona PKK değil, AKP müdahale etmiş, onun polisi bileğine kelepçe takmış, onun yargısı onu zindana atmaştır.

Yanlış anlaşılmasın. HDP’nin yanlışlarını eleştirmek, bu yanlışların aşılmasını istemek herkesin görevidir.
Ama yine de soralım: HDP’nin eksiklerini, yanlışlarını aşması için ne yapmalıyız?

HDP’yi savunmalıyız, kapatılmasını önlemeliyiz. Çünkü yaşayan HDP yanlışlarını eksiklerini zayıflıklarını aşabilir.
Benim önerim, bu gibi “eleştirileri” gündeme almamaktır.

Quto sordu: “Veysi abe, sen neden kendi gündemine alisen?”
Allah sizi inandırsın, ona nasıl bir cevap vereceğimi bilemedim.
En iyisi bu yazıyı yazarak yanlış yaptığımı kabul etmek. Okuduysanız, zamanınızı boş yere almış oldum. Kusura bakmayın.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.