Soylu neden telaşlı?

Veysi SARISÖZEN yazdı —

17 Kasım 2022 Perşembe - 09:00

  • Şu hale bakın: Bir kadını, özel istihbarat elemanı diyerek yakalayan polis, daha bu kadını sorguya çekmeden, onun arkasındaki örgütlü gücü, ona yardım eden kişileri ve Soylu’nun iddiasına bakılırsa, arkasındaki devletleri ortaya çıkartmış.

Dün İstiklaldeki patlamayı biraz anlatmıştım. Bu gün kalan o birazı da tamamlayalım. 

DAİŞ gibi terör örgütlerinden farklı olarak devletler, bu tür terörist eylemlerini onu bunu korkutmak için değil, stratejik amaçlarına ulaşmak için yaparlar. Örneğin Hırant Dink suikasti demokratik Ermeni halkını gerçek önderinden mahrum etmek amacına yönelmiştir ve “tetikçinin” arkasındaki “devlet gücü” hala karanlıklar içindedir. Olaf Palme örneği daha da açıklayıcıdır. Palme NATO’ya karşı tutumu yüzünden ortadan kaldırıldı ve bu stratejik saldırı, bugün aynı İsveç devletinin NATO yanlısı unsurları tarafından sonuca ulaştırılmaktadır. İki polisin 2015 yılında öldürülmesinin stratejik amacı da çözüm sürecine son vermek, PKK’ye ve Rojava’ya karşı savaşı başlatmak olmuştur. 

Özetle hiçbir örgüt hiçbir eylemini uzun süre gizleyemez. Üstlenilmemiş, faili meçhul kalmış bütün saldırılar, bütün katliamlar, bütün suikastler, bütün sabotajlar, eğer devlet tarafından yapılmış ise, o devletin içinden bir takım “itirafçılar” çıkmadıkça sonsuza kadar gizli kalır ve kalmıştır da.  

Eğer geçtiğimiz gün İstiklal Caddesinde patlayan bombayı, göz altına alınan kadın işlememişse ya da sıradan bir tetikçiyse ve gerçekte bu saldırıyı yapan gerçek fail gizli kalırsa, bilelim ki karşımızda stratejik amaçla devletin en gizli kesimi tarafından işlenmiş bir suç bulunmaktadır. 

Ve bütün gözle görülür kanıtlar, bombayı patlatan kim olursa olsun, onun arkasında gizli devlet unsurlarının varlığını kuvvetle gösteriyor. Olayın hemen arkasından polis şefi Soylu’nun konuşması bu iddiamızı kanıtlıyor. Çünkü bu kişi katliamdan doğan haklı tepkiyi, devletin bir kesimi adına, henüz soruşturma bile yapılmadan “devletin bir kesimi” tarafından izlenen politik ve askeri amaçlarla “kullanmıştır.” Hiçbir örgüt, hiçbir kişi, hiçbir terör örgütü bu katliamı kendi amaçları için tek kelimeyle bile kullanmamışken, Soylu’nun bu katliamı, Kürt özgürlük hareketine, Rojava’ya, Yunanistan’a ve hatta ABD’ye karşı kullanması, bombanın artıklarında gizli devlet unsurlarının parmak izini gözler önüne sermiştir. Eğer bu katliamla ilgili tehlikeli kampanya devam ederse bilelim ki, iktidar seçim öncesinde Yunanistan'la çakma bir savaş, K.Kıbrıs'ta "TC'ye katılma referandumu" ve Ruslarla pazarlık yapıp Rojava'ya saldırı, daha da önemlisi Şanghay İşbirliği Örgütüne katılma gibi stratejik amacına ulaşmak için harekete geçecektir. 

Öyledir: Patlayan bombayı kim kendi amaçları için bir fırsat sayıyor ve bu katliamı kendi amaçları için kullanıyorsa, bilelim ki, o kimse patlayan bombayı kendisi değilse de bir görevliye ya da zavallıya patlattırmıştır. 

Şu hale bakın: Bir kadını, özel istihbarat elemanı diyerek yakalayan polis, daha bu kadını sorguya çekmeden, onun arkasındaki örgütlü gücü, ona yardım eden kişileri ve Soylu’nun iddiasına bakılırsa, arkasındaki devletleri ortaya çıkartmak için “işkenceye” bile başvuramadan, bombanın patlamasından yirmi dakika sonra “işte bombayı patlatan kadın” diyerek, tuhaf kılıklı kadının resimlerini medyaya servis etmiştir. Bu kadın güya müthiş bir organizasyon adına bomba patlattı diye yakalanmış, tüm medyanın gözü önünde, gizlice değil, güpegündüz, sivil insanların arasında, öyle onlarca polisle çevrili olarak, konuşmasını önlemek isteyenlerin öldürmesine karşı alınmış tedbirlerle, çelik yelek giydirilerek, kılık kıyafeti değiştirilerek değil, tişörtü ve terlikleriyle ve üstelik tek bir polis kadın tarafından itile kakıla hastaneye götürülmüştür. Ortada PKK’nin, Rojava’nın, Yunanistan’ın, hatta ABD’nin, Zafer Partisi Başkanı Özdağ’a bakılırsa “başka bir devletin” ortak olduğu bir katliam varsa, polis “faili yakaladım” bile demez, arkasındakileri uyandırmamak için, “katil izini kaybettirdi” der, ya da “öldürüldü” der, uyduruk bir resimle sözde cesedi sergiler, yakaladığı sanığı deşifre etmez, sorgular, işkence yapar konuşturur. Arkasındakileri ortaya çıkarır, yarasını beresini tımar eder ve ondan sonra kamuoyunun önüne çıkarır, ”faili yakaladık, suç ortaklarını ortaya çıkardık” der. Soylu ise “kargalar sabah kaka yemeden” konuştu. Bir de harita çizdi. Birkaç saatte şıpın işi hadiseyi çözdü: Söz konusu kadın Kobanê’den talimat almış. Cihatçı kaynayan İdlib’e bir “PKK’li” olarak gitmiş. Oradan Türk devletinin işgali ve Nusra çetelerinin kan döktüğü Efrîn’e varmış. Oradan da tüm sınırı beton duvarlarla kapatılan, mayınlanan Türkiye’ye geçmiş. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, bir de bakmış ki, İstanbul’un İstiklal Caddesinde, bir bankın kırk dakikadan beri üstündeymiş. Bizim zehir hafiye her bir şeyi biliyor, ama yine de bomba patlıyor. Olacak şey mi bu? 

Ya bu kadının fail olmadığını devlet biliyor ya da kendi işlediği suçu bir zavallıya yüklemeye çalışıyor. Eğer böyleyse çuvallamıştır. 
Çünkü bu kadar komikliği “Bekçi Mürteza” bile yapmazdı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.