Suriye’nin geleceğinde Kürtler

Cafer TAR yazdı —

25 Mayıs 2020 Pazartesi - 14:52

Aradan dokuz yıl geçmesine rağmen Suriye’de normal yaşama dönülemedi; muhtemelen sahada birden çok güç etkili olduğu ve her birinin diğerinden farklı öncelikleri olduğu için yakın bir gelecekte bütün tarafların rızasını almış bir çözüm olmayacak gibi gözüküyor.

Bu durum kendi içinde bazı güçler için olanak, bazıları için ise ciddi riskler barındırıyor. Rusya 2015 yılında bizzat sahada askeri pozisyon alarak oluşturduğu statüyü kalıcılaştırmak isterken, ABD ve İsrail ise özellikle İran ve Hizbullah’ın bölgede her geçen gün daha da güçlenmesinden ve Suriye’de kalıcı bir unsur haline gelmelerinden büyük rahatsızlık duyuyorlar.

İran ve Hizbullah ise bölgede kalıcı hale gelerek İran üzerinde her geçen gün artan baskıyı Suriye içlerinde karşılamak istiyorlar.

Rejim de bundan çok memnun, zira her ne kadar Rusya’nın doğrudan bölgede olması kendisine önemli askeri ve politik avantajlar sağlasa da; sahada özellikle alan tutma anlamında İran ve Hizbullah’a bağlı güçlere ihtiyacı var.

Dolayısıyla hem Suriye Rejimi hem de İran birbirleri için olmazsa olmaza dönüştüler. İran ve Hizbullah’ın ABD ve İsrail’in istediği gibi Suriye’den sökülüp atılması durumunda sıra doğrudan İran’a gelecek, İran üzerindeki baskı artırılacaktır.

Suriye Rejimi ise bir anda sahada DAİŞ’e yenilmiş, kendi başına hiç bir askeri varlık gösterememiş Suriye ordusu ile yetinmek zorunda kalacaktır. Bu durumda rejimin hem radikal İslamcı gruplara karşı hem de PYD gibi demokrasi güçlerine karşı pozisyonunu zayıflatacaktır.

Dolayısıyla hem Suriye Rejimi hem de İran bir birileri açısından vazgeçilemez iki partner durumundadırlar. Bu saatten sonra her iki gücü bir birinden ayırmak oldukça zor olacaktır. Özellikle Suriye Rejimi sadece Rusya’ya dayanarak varlığını sürdüremez. Suriye’den çekilmek zorunda kalmış İran ise kendisine yönelik askeri tehditleri İran içlerinde karşılamak zorunda kalacaktır.

Bundan dolayı ABD ve İsrail ısrarla İran ve Hizbullah’ı Suriye’den çıkarmak istiyorlar. Geçtiğimiz günlerde İsrail Savunma Bakanı Bennett, “İran’ın Suriye’ye yerleşmesini engelleme stratejisinden, oradan zorla çıkarmaya geçtik ve bundan vazgeçmeyeceğiz” diyerek, bunun kendileri için ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu.

Hemen ardından İsrail hava kuvvetleri Halep’teki askeri depolara ve Deyrizor bölgesinde Hizbullah’a bağlı güçlere karşı hava saldırısı düzenledi. Ardından İsrail’li yetkililer “İran ve ona bağlı güçler bölgeden çıkarılıncaya kadar bu saldırıların artarak devam ettirileceğini” söylediler.

Kısa bir süre önce Suriye’den çekileceğini ilan eden ABD yönetimi petrol bölgelerinin yeniden DAİŞ veya Suriye rejiminin eline geçmesini önlemek için tam tersine bölgedeki askeri varlığını artırmak zorunda kaldı.

ABD açısından Suriye petrolünün kendisinin fazla bir önemi yok; fakat bu petrol Suriye’nin yeniden inşasında çok önemli olacak. Dolayısıyla petrol bölgelerini elinde tutan Suriye’nin inşasında önemli bir avantaj elde edecek ve Suriye Rejimini bu yolla baskı altına alabilecekti.

Savaş bitip sıra yeniden inşa sürecine gelince hem önemli ölçüde dış finansmana bağımlı olan Suriye Rejimi mecburen bir yandan kendi iç kaynaklarına, diğer taraftan da Batılı Devletler ve onların güdümündeki Arap sermayesine yönelmek zorunda kalacaktır. Rusya ve İran askeri olarak sahada inisiyatif alarak rejimin ayakta kalmasını sağladılar; fakat iki ülke de Suriye’nin yeniden inşasında finansman sağlayacak mali olanaklardan yoksundurlar.

Suriye Rejimi; İran, Hizbullah ve asıl olarak da el altından Türkiye’den aldığı güçle Kürtlerin ulusal demokratik haklarının inkarı konusunda eski inkarcı tutumunu sürdürmek istiyor. Fakat Rusya ve ABD’nin federatif bir Suriye noktasında uzlaşmış bir görüntü vermesi Suriye Rejimini geri adım atmak zorunda bırakacaktır.

Federal bir Kürdistan hem İran ve Hizbullah hem de Suriye Rejimini baskı altında tutacak, ayrıca DAİŞ benzeri yapılarla mücadeleyi uzun vadede güvenceye alacaktır. Kürtler de; hazırlıklarını hızlandırarak, kurumlarını ve demokrasilerini güçlendirerek, bölgenin ve Suriye’nin geleceğinde kendilerine düşen rolü yerine getireceklerdir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.