SWAP anlaşması olur mu?

Cafer TAR yazdı —

18 Mayıs 2020 Pazartesi - 12:31

Birçok insan gerek Türkiye’de gerekse de dünyanın başka ülkelerinde hayatlarını sürdürebilmek, çocuklarının eğitim hayatını finanse etmek, biraz olsun geleceklerini güvenceye alabilmek için yoğun bir çaba sarf ediyorlar. Hatta birçok insan bunun için büyük fedakarlıklara katlanıyor.

Sonuçta hepimiz sonlu bir hayat sürdürüyoruz; hayatımızda en değerli şey zaman. Bir çoğumuz kazandığımızı zan ederken, aslında en değerli şeyimizi, yani ömrümüzü gerçekte hayatta hiç bir karşılığı olmayan şeylerler için tüketiyoruz.

Kimi şeyler verili ekonomik ilişkiler içinde bize rağmen işliyor. Hiç birimizin emeği veya ortaya koyduğu çaba tek başına istediğimiz sonucu almamıza yetmiyor. Birçok insan uzun eğitim süreçlerinden sonra eğer şansı varsa kendisine bir iş bulup hayatını düzenliyor; fakat nispetten düzgün bir hayat sürdürmek için çoğu zaman bu da yeterli olmuyor.

Ülkeyi yönetenlerin aç gözlülüğü, iktidarı eşi dostu zengin etme kapısı olarak görme hastalığı emeği ile geçinen milyonlarca insanın bütün çabasını karşılıksız bırakıyor. Siz istediğimiz kadar çaba harcayın ülkeyi yönetenler rüşvet ve yolsuzluk batağına saplanmışsa emekleriniz boşa gider.

Türkiye’de çok sayıda insan her sabah kalktıklarında hemen dolar/TL paritesine bakar hale geldiler; eğer dolar bir önceki güne göre TL karşısında çok fazla değer kazanmamışsa mutlu oluyorlar; aksi olmuşsa eğer tersine bütün günü mutsuz geçiriyorlar.

Nasıl mutsuz olmasınlar ki; günlük yaşamda gereksinim duydukları birçok şeyin fiyatını Dolar/TL paritesi belirliyor. Enerji, ulaşım, gıda gibi birçok temel yaşamsal girdinin fiyatı dolar üzerinden belirleniyor.

Türk Lirası’nın yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi insanların daha fazla yoksullaşmasına neden oluyor. İktidar kendi; beceriksizliğini, iş bilmezliğini, bütün ülkeyi rüşvet ve yolsuzluklarla her geçen gün daha da yoksullaştırmasını Kürt ve solcu düşmanlığı yaparak örtbas etmeye çalışıyor.

Ortalama insan Türkiye’de bir tür akıl tutulması yaşıyor. Nasıl olmasın ki, milli damat ve ekonomi bakanı çıkıp “bazı ülkelerin merkez bankaları ile “SWAP” anlaşması yapmak istiyoruz” açıklaması yapıyor; birçok insan SWAP’ın ne olduğunu bilmemesine rağmen merakla Türkiye’nin SWAP anlaşması yapıp yapmadığını takip etmeye başlıyor.

Kimse neden Türkiye’nin yana döne önce ABD’den başlayıp, sonra birçok ülkenin merkez bankaları ile SWAP anlaşması yapmaya çalıştığı ile ilgilenmiyor. Ayrıca neden Türk parasının yabancı paralar karşısında bu kadar değersiz hale geldiğini de çok az insan merak ediyor.

Toplumun önemli bir kesimi muhakeme yeteneğini kaybetmiş gibi davranıyor. Gereksiz yere yapılan saraylara, kimsenin geçmediği köprülere harcanan paraları sorgulamak yerine, Türkiye’ye başka ülkelerin ekonomik savaş açtığı yalanına inanmayı tercih ediyor.

Halbuki durum o kadar da anlaşılmaz değil; Türkiye 2020 yılında toplam 169 milyar dolar dış borç ödemek zorunda ve Merkez Bankası’nın kasasında bu para yok! Türkiye’yi yönetenler devletin kasasını boşaltıkları için bu borcu Türkiye kendi kaynakları ile ödeyemiyor.

İşin kötüsü birçok yabancı yatırımcı Türkiye’yi terk etmek istiyor. Türkiye dışında yerleşik yatırımcılar 2020 yılının başından günümüze kadar 2,7 milyar dolar tutarında hisse senedi ve 5,5 milyar dolar tutarında da devlet tahvili satıp Türkiye’yi terk etmişler.

Türkiye’de yaşanan bu akıl tutulmasının da muhakkak her şey gibi bir sonu var; fakat bana öyle geliyor ki; bir avuç kalbur üstü yandaş dışında birçok insan bunun bedelini çok ağır ödüyor ve ödemeye de devam edecek.

Türkiye’de insanların yaşamlarına dair endişeleri sadece tek boyutlu da değil, birçok insan bu ülkede ekonomik geleceğinden can güvenliğine kadar derin kaygılarla hayatlarını sürdürüyorlar.

Türkiye şimdi içten içe yanıyor; korkarım bir süre sonra alev alıp ateş topuna dönüşecek!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.