Teğmen o sarayın değil bu sarayın komplocusu 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

2 Şubat 2021 Salı - 23:00

  • Ali Teğmen bugün de “AKP ve FETÖ’ye” karşıdır. Kendisiyle birlikte yargılanan “Ergenekoncu-darbeci-Balyozcu” denilenlerle bugün de aynı saftadır. Artık teğmen Ali “AKP ve ‘FETÖ’nün eskiden yaşadığı Saray’ın komplocusu” değildir. Bugünkü Ergenekoncu-MHP’ci Saray’ın komplocusudur. 

CHP’de “kazan kaynatmak” için birileri bir takım adamları “yakacak” olarak kazanın altına atmış bulunuyor. Ama “yakacak” henüz yeterli olmadığı için kazan kaynamıyor…

Bu girişten sonra CHP’lilerin açıklamasını not edeyim.

Özgür Özel üç CHP’li vekilin istifası üzerine yaptığı açıklamada şunu dedi: “Saray operasyonları CHP'yi yolundan döndüremeyecektir. Hep birlikte kararlılıkla iktidara doğru yürüyeceğiz.”

“İktidara doğru yürüyeceklerini” yorumlamayı gerekli görmem. Düşüncemi defalarca açıkladım: İktidara bugünkü TBMM’nin koridorlarında yürüyerek gidilmez. Çünkü ortada bir TBMM yok. CHP “seçimi filan boş verip, yanında HDP’liler, SP’liler, İyi Partilerle birlikte TBMM kapısından sokağa çıkar ve yürürse, iktidara doğru yürümüş olur. Artık Erdoğan bile “yeni anayasadan” söz ediyor. Yani artık bugünkü TBMM’yi o bile savunamıyor.

Ama istifaların “saray operasyonu” olduğuna dair sözlerine katılırım.

Şimdi gelelim istifacılardan Mehmet Ali Çelebi’nin Özgür Özel’in iddiasına karşı yaptığı yalanlamaya. Şöyle demiş:

“Özgür Özel'in istifa değerlendirmesi istifa gerekçelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koymuştur. AKP FETÖ ortaklığında gerçekleştirilen kumpaslardan cezaevine girmiş biri olarak bana iftira atamazlar”.

Görünüşe göre Çelebi “Saray komplosu” ithamını reddediyor.

Ama “görünüşe göre”.

Şöyle anlatayım; Bu şahıs emekli bir “teğmendir.” Ergenekoncuların tutuklanmasıyla açılan davalardan birinde, onun tabiriyle “AKP ve FETO kumpasçıları” tarafından “darbeci” olarak suçlanıp, 41 ay hapiste yatmıştır. Çıktıktan sonra CHP’ye katılmış, vekil olarak seçilmiştir.

Teğmen Ali bugün de “AKP ve FETÖ’ye” karşıdır. Kendisiyle birlikte yargılanan “Ergenekoncu-darbeci-Balyozcu” denilenlerle bugün de aynı saftadır.

O halde Teğmen’e “Saray’ın komplocusu” diyebilir miyiz?

Bal gibi deriz.

Çünkü artık Saray’da “FETÖ” yok. Erdoğan’a bakmayın. AKP de yok. “FETÖ”cüler hapistedir. AKP nerededir? Eskilerden TBMM Başkanı Arınç neredeyse, Başbakan Davutoğlu ile Dışişleri Bakanı Babacan ve seçmeninin yaklaşık yarısı neredeyse orada. Saray’da artık Ergenekoncu denilen Ali’nin dava arkadaşları ile düne kadar AKP’ye küfür eden Bahçeli, Soylu, Kurtulmuş oturmaktadır. Erdoğan ise tabir yerindeyse AKP’den istifa etmiş, NATO’cu, ABD’ci, AB’ci subayları tasfiye eden Ergenekon sanıklarının devamcısı olan subayların başına “zoraki başkomutan” olarak geçmiştir. Ali eğer orduda kalsaydı, bugün belki de “başkomutanın” emireri gibi bir şey olurdu.

Binaenaleyh, teğmen Ali’ye hiç kimse “dünkü Saray’ın adamı” demiyor. “Bugünkü” Saray’ın adamı diyor. Ali ise “ben dünkü, yani AKP’nin ve ‘FETÖ’nin oturduğu sarayın adamı nasıl olurum, onlar bana kumpas yaptı” diye maval okuyor. Teğmen Ali, bu “eski Saray mensuplarını” eski dava arkadaşlarıyla birlikte 15 Temmuz’da iktidardan indirdiğini unutmuş görünüyor.

Elbette teğmen Ali “AKP ve ‘FETÖ’nün eskiden yaşadığı Saray’ın komplocusu” değildir. Bugünkü Ergenekoncu-MHP’ci Saray’ın komplocusudur.

Evet. Şu anda Saray başta HDP olmak üzere muhalefeti parçalamak için devletin bütün olanaklarını seferber etmiştir. Saray, örneğin 81 vilayetin bütün savcılarına, Kılıçdaroğlu’na karşı dava açma emri vermiştir. Ve tahmin edileceği gibi, bütün partilerin içine “sızmış” ya da “intisap” etmiş ne kadar “derin devlet” elemanı varsa onları HDP’ye, CHP’ye, İyi Parti’ye, Saadet’e, Gelecek Partisi’ne ve Deva Partisi’ne karşı harekete geçirmiştir.

Şimdi muhalefet partileri içinde “yeni parti-oluşum-hareket” adı altında bu partileri bölmek isteyenleri dikkatle izleyin. Bunların kendi partilerinde yerleri, makamları ne olursa olsun, bunlar ister eski Vekil, isterse eski Belediye Başkanı olsun, bir yere not edin: Tümü Saray Komplocusudur. Bunları küçümsemeyin. “Toplumda ve partimizin içinde hiçbir karşılıkları yoktur” demeyin. Rejim muhalefetin ana gövdesini parçalayıp, yok edemez. Ama muhalefet binasından bir iki “tuğla” çalabilir. Zaten Saray’ın damı fırtınada uçuyor, temel taşları yerinden oynuyor, onun, eğer seçim yapacaksa muhalefetten birkaç tuğlaya ölümcül ihtiyacı var.

Ve bu süfli hedef için on yıllardır yetiştirdiği, muhalefetin içinde mevzilendirdiği, sızdırdığı, satın aldığı “değerli” derin devlet mensuplarını, kriz koşullarında “açığa vuruyor”, bunların “kazan kaynatmakta” yetersiz “yakacaklar” olduğunu anlayınca da tüm sızıntılarını açığa vuracaktır.

Bizim için hava hoş. Asla deşifre edemeyeceğimiz bu eşhas, böylece kendilerini deşifre etmiş olacaklar.

Ben devletin yerinde olsam, bu “Saray komplosunu” tezelden durdururdum.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.