Türkiye'nin S-400 ısrarı

Cafer TAR yazdı —

25 Ekim 2020 Pazar - 13:34

  • Erdoğan rejimi bir kaç gün önce Sinop'da ilk denemelerini yaptığı Rus yapımı S-400' hava savunma sistemlerini satın almaması için; Pentagon, Senato, Kongre, Dışişleri bakanlığı gibi ABD'nin bütün önemli kurumları tarafından uyarıldı.

Türkiye'nin S-400 alımına ilişkin tepkiler sadece ABD ile de sınırlı kalmadı, diğer NATO üyesi ülkeler de Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi almasını endişe ile karşıladılar. Çünkü S-400 hava savunma sistemleri sadece ABD yapımı F-35'lerin değil; aynı zamanda Fransızların Rafale savaş uçaklarının ve Alman Eurofighter savaş uçaklarının güvenliğini de tehdit ediyor.

Buradan bakınca Türkiye'nin S-400 alımı ile sadece bir hava savunma sistemine karar vermediğini; aynı zamanda bundan sonra savaş uçağı ihtiyacını da batılı ülkelerden karşılamayacağını dolaylı olarak ilan ettiğini anlıyoruz.

Hiç bir batılı savaş uçağı üreticisi ülke S-400'lerle kendi üretimleri olan savaş uçaklarının aynı hava savunma konsepti içerisinde olmasına izin vermez. Çünkü hem hava savunma sistemleri, hem de savaş uçakları son tahlilde birer yazılım tarafından yönetilirler. Dolayısızla savaş uçaklarının her hangi birinin zaaflarının S-400'ler üzerinden Rusya tarafından ele geçirilmesi bu ülkeler için felaket olur.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’de kurumsal olarak Türkiye'yi S-400'leri aktive etmemesi konusunda defalarca uyardı. Yunanistan'ın Kıbrıs Cumhuriyeti'nden devr aldığı S-300'leri uzun yıllar hangarda bekletmesi örneğinde olduğu gibi Türkiye'nin de S-400'leri ya hiç aktifleştirmemesini, ya da başka bir ülkede kurmasını önerdi.

ABD'nin F-35'ine karşı Almanya ve Fransa 2017 yılından bu yana; ortak hava savunma, geleceğin savaş uçağı üretimi ve İHA'ların da bulunduğu bir konsept üzerinde birlikte çalışıyorlar. Rafale ve Eurofighter'in yerini alması beklenen bu yeni nesil savaş uçağının 2024 yılında tamamlanması bekleniyor.

Türkiye S-400'lere rağmen hiç bir batı ülkesinden savaş uçağı alamaz; kendi savaş uçağını da üretemez. Dolayısıyla Türkiye'nin başka bir savaş uçağı tedarikçisi bulması lazım. Hiç bir ülke S-400 sistemleri ile kendi savaş uçağının aynı hava savunma sistemi içerisinde kullanılmasına rıza göstermeyeceği için geriye bir tek Rusya kalıyor. Türkiye bundan sonra savaş uçağı ihtiyacını mecburen Rusya'dan karşılayacak.

“Hava savunma sistemleri ve savaş uçakları tamamiyle NATO sistemi dışına çıkmış bir ülke, NATO ile ilişkilerini nasıl sürdürecek?” Buradan bakınca Türkiye S-400 alımı ile sadece kendisi bir karar vermiyor; NATO'yu da kendisi ile ilgili bir karar vermeye zorluyor.

ABD daha ilk günden S-400'lerin aktifleştirilmesi halinde Türkiye'ye karşı ciddi yaptırımlar uygulayacağını ilan etti. S-400'lerin alımı bir yere kadar müzakere edilebilinir fakat bu sistemler aktive edildiği andan itibaren ABD başkanı Donald Trump da Erdoğan'ı yaptırımlardan kurtaramaz. Çünkü o andan itibaren “ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” (CAATSA) devreye girer.

Yasa uyarınca Rus silah sektörü ile ticaret yapan kişilere ABD hükümeti yaptırımlar uygular.

Buna göre 12 maddelik bir yaptırımlar listesi bulunuyor. ABD hükümeti; ithalat, ihracat izinlerini sınırlandırabilir, gayrimenkul işlemlerini, döviz üzerinden işlem yapılmasını yasaklayabilir. ABD mali kuruluşlarından kredi tedarik edilmesini engelleyebilir. Öyleyse “1 Doların 7,97 Tl olduğu bir dönemde Erdoğan Rejimi neyine güveniyor da buna yelteniyor?” dediğinizi duyar gibi oluyorum.

İlk olarak Erdoğan rejimi artık batı ittifakının bir parçası olmak istemiyor; mümkünse batı ittifakına aitmiş gibi görünüp bundan gittiği yere kadar fayda sağlamak istiyor. Erdoğan Rejimi daha önce “üzerime düşen hiç bir yükümlülüğü yerine getirmeyecem, hatta aksine uygulamalar yapacam fakat buna rağmen AB ile tam üyelik müzakerelerini de ben bitirmeyecem, müzakereleri AB bitirsin!” yaklaşımını şimdi NATO için de devreye sokmuş gibi görünüyor. Hem NATO'nun kurumsal olarak hem de üye ülkelerin buna cevabının ne olacağını yaşararak göreceğiz.

İkinci olarak; bu rejimin bu saatten sonra galiba toplumdan rıza almak gibi bir kaygısı da yok. Çünkü S-400'lerin aktifleştirilmesinin ABD ve diğer batılı ülkelerden gelecek tepkiler nedeniyle zaten çok zor durumda olan Türkiye ekonomisini büsbütün kötüleştireceğini, dolayısıyla toplumsal yoksullaşmayı hızlandıracağını Erdoğan'da biliyor.

Sürekli oyları düşmesine rağmen Erdoğan sandık kaygısı varmış gibi davranmıyor; çünkü Türkiye'de artık sandığın önemli olmadığı, sandık kurulacaksa bile sonuçların önceden belli olduğu bir sistem inşaa ediliyor. Erdoğan da Alexandr Lukaşenko'nun yolunda ilerliyor.

Bu artık görünen köydür; Kürt Hareketi ve HDP de bölgenin klavuzudur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.