Vatanseverlik Kürt imam ve şeyhler

Ahmet TURHALLI yazdı —

28 Temmuz 2020 Salı - 08:00

  • Kürdistan’da camiler ve mezarlıklar bombalanırken, neden bazıları Ayasofya için hararetli savunuculuk yapar? Müslüman Kürt seninde bir vatanın var. İşgalcilerin yalan ve aldatmalarından kurtulmalısın, Allah’ın sana emanet ettiği vatanın azade olması için çalışmalısın.

Vatanseverlik ve millet severlik diğer milletlerin hafıza ve fikriyatlarında inançlarının en önemli tarafı durumundadır. Milletlerin ruhi yaşamlarında da çok önemli ve kendine özgüveni olan bir şahsiyet şekillenmesi biçiminde tezahür etmektedir. Kürt müslümanların da asalet kazandıran bu duygu ve düşüncenin yaşanması neden cılız ve sınırlıdır? Bu suallerin cevabını araştırmak ve bulmak her Kürt müslümanı için vaciptir.


Hz Muhammed (sav) ‘kendini tanımayan Yaratanı tanıyamaz’ demiştir. Kürt Milleti ise bin yediyüzlü yıllarda allame Ehmedê Xanî’nin vatan ve millet severlik mefkuresi ile tanışmış, bin sekiz yüzlü yıllarda ise işgalcilere karşı kıyam ve başkaldırılara başlamıştır. Vatan-milletperverlik dini rehberlikler olarak vuku bulmuştur. Bu rehberlikler büyük fedakarlıklar ve kahramanlıklar göstermiş olsada, yereli ve dünyayı okuma, konjonktüre hakim olma, zamanın ruhunu yakalama ve ona göre strateji belirleme noktasında yeterli derecede başarılı olamamışlardır. Şeyh Mahmut Berzenci, Şeyh Said, Seyit Rıza, Qadi Muhammed ve Molla Mustafa Barzani bunlardan sadece bir kaçıdır. Kürdistan medreseleri bu manada Kürt milletine büyük hizmetler sunmuş, fakat Kürt vatan ve milletinin kurtuluşunu gerçekleştirememiştir.


İslam aleminde ve Ortadoğu’da, millet ve vatan kurtuluşunu göğüsleyenlerin çoğunluğu dini rehberlerdir. Mısır’da Ezher Şeyhleri, Mısırlı alimler Mısır’ın bağımsızlığı için canla başla mücadele etmişlerdir. Cezayir’de, Libya’da ve en son Bosna-Hersek’te Aliya İzzet Begoviç dini bir rehberlik olarak kendi vatanın ve milletin kurtuluşuna vesile olmuştur. Kürt ulemanın vatan ve milletperverlik durumu bin dokuz yüz altmışlardan sonra, baş aşağı gidişi yaşamaya başlamıştır. Kürt ulema ve medreselerinin gücünü fark eden Kürdistan sömürgecileri, bu kaynağı kurutmak için yeni stratejiler geliştirmiş ve bu durumu tersine çevirmeyi başarmışlardır. Şii İran’la, Türk-İslamcı kemalistler, Suriye ve Irak Bas rejimi, Kürt’ün dini rehberlik tarafını yok etmek için bütün güçlerini ve enerjilerini kullanmışlar /kullanmaktalar. Bugünkü Kürt imamların, şeyhlerin büyük bir kısmının işbirlikçi olması, yeşil kemalistlerin savunuculuğuna soyunmaları, Diyanetin ve devlete bağlı cemaat ve tarikatların safında yer almaları, sadece maddi güce bağımlılık ve korkuyla izah edilemez. Kur’an ve İlim İslam-ı her İslam Alimini ve Müslümanı vatanperverlik ve millet severlik konusunda harekete geçirirken, vatanı, dini, namusu zalim işgalciler tarafından vahşice çiğnenen Kürt müslümanları, imamları ve şeyhlerinin ekseriyeti neden vatanlarının işgalcileri ve milletlerinin katilleri ile beraber iş tutmaya devam eder?


Kürdistan’da camiler ve mezarlıklar bombalanırken, neden Ayasofya için hararetli savunuculuk yapar? İşgalci sistem önce Kürt’ün imamını ayarttı, sonrada dürüst ve saf olan müslümanı kendi tuzağına çekti, ekonomik olarak onu çaresiz bıraktı ve kendine muhtaç hale getirdi. Sadece Kürt’ün milli kimliğini değil, onun dini kimliği olan İslam’ı da tersyüz ederek, onun belleğine Türk İslam sentezini din diye yerleştirdi. Bosna’da, Çeçenistan’da, Afganistan’da ve Filistin’de kurtuluş savaşını verenlerin saflarına, cihada gidiyorsunuz diye ölüme gönderdi. Başkası için vatan ve millet kurtarmaya giden Kürt müslümanı, kendi vatanını başkalarına peşkeş çekmeyi bir marifet saydı. Kemalizmin yeşil tonunun etkisinde sersemleşerek, İslam adına din, vatan ve milletinin karşıtı durumuna geçti. Zalim işgalcilerin, küfür ve tağut sistemlerinin mengenesinde algı ve beyin yıkama operasyonları neticesinde, turan devletinin kulu ve kölesi haline getirildi.


Ayasofya aldatmacasının son perdesinde, ‘Dine İhanet İşleri Başkanı’ Erbaş’ın minbere çıkarken, IŞİD şefi Bağdadi’nin görevini devir aldığını göstermesi ise vatansız Kürt imam ve işbirlikçi şeyhlerini şimdilik mutlu etmişe benziyor. Bu işbirlikçiler Muhammedi (sav) İslam’a değil, işgalcilerinin dinine iman etmişler. Sizi rahatsız etmeye ve uykularınızı kaçırmaya devam edeceğim. İslam kılıç dini değil, İslam barış dinidir. İslam işgal dini değil, vatanını, milletini ve namusunu koruma dinidir. İslam zalim ve katille beraber saf tutma dini değil, zulme uğramışın kimsesizin ve ezilenin safında mücadeleye durma dinidir. İslam hırsızlık yapıp hak yiyenlerin değil, emeği ile çalışarak helal lokma kazananların dinidir. 


“Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar güç ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah’ın düşmanı ve sizin düşmanınızı bunların dışında sizin bilmeyip Allah’ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size ‘eksiksiz olarak ödenir’ ve siz haksızlığa uğratılmazsınız.”  (Enfal 60)


Peygamberin vatan sevgisi: “Ey Mekke! Sen ne güzel bir şehirsin ve sen bana ne kadar sevimlisin. Şayet kavmim beni senden zorla çıkarmış olmasaydı, seni asla terk etmezdim.“ Tirmizî, Menâkıb, H. No: 3925


Müslüman Kürt seninde bir vatanın var. İşgalcilerin yalan ve aldatmalarından kurtulmalısın, Allah’ın sana emanet ettiği vatanın azade olması için çalışmalısın. Peygamber ve sahabileri gibi her yerde ve her zamanda cehd etmelisin. Kaliteli bir vatanperverlik geliştirmelisin. Okumalı, öğrenmeli maddi manevi kuvvet hazırlayarak insanlık için üretmelisin. Vatanını kurtarmadan, ibadetini özgürce ifa edemezsin, İslam’ın ve insanlığın başına musallat olmuş, Bağdadi, Erdoğan ve Erbaşlardan zihinsel, inançsal ve insani olarak kurtulmadan, dünyevi ve uhrevi huzuru asla elde edemezsin. Şimdi daha fazla ve inanarak, İslam’ın ve insanlığın sana yüklediği sorumluluğu yerine getirmelisin. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.