Avrupa’da yeni hayalet Konfederalizm hayaleti 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

12 Nisan 2022 Salı - 23:30

  • AB ülkelerinde devrimci değişimin öznel gücü tıpkı Ortadoğu’da olduğu gibi milyonlarca örgütlü Kürt emekçileri, kadınları ve gençleridir.

Siyasi strateji dünya durumunu tahlil etmeden çizilemez. “Yerli ve milli strateji”den söz etmiyorum. Geniş ufuklu evrensel stratejiden söz ediyorum. 

Ukrayna-Rusya savaşı bize birkaç yıl sonrası için gerekli ipuçlarını verdi. Küresel kapitalist modernite parçalandı. ABD, Britanya, Kanada bir yanda. AB öte yanda. Rusya-Çin bambaşka bir yerde. Arta kalan küresel ya da bölgesel kapitalist devletler bu üçlü çekim merkezlerine doğru hareketlenecek. 

Böyle bir durumda Türkiye’nin nerede yer alacağı hayati öneme sahip. Görünen köy kılavuz istemez. Türk devleti hızla ABD yörüngesine kapılanma yolunda. 

Şimdi bizi ilgilendiren soru şu; dünya durumuna bu üç merkezden hangisinde müdahale edebiliriz? Amerika merkezinde mi, Avrasya merkezinde mi yoksa AB merkezinde mi? 

Bazılarına bu “dünya durumuna müdahale” düşüncesi fantastik bir düşünce olarak gelebilir.Böyleleri Kürt özgürlük hareketinin evrensel karakter kazandığından habersiz olmalılar. 

Bilindiği gibi, Kürt özgürlük hareketi dünya durumuna ilk stratejik müdahaleyi dört parça Kürdistan’ın merkezinde yer aldığı Ortadoğu’da gerçekleştirdi. Küresel ve bölgesel güçlerin birbiriyle çatıştığı ve uzlaştığı bu karmaşık bölgede Konfederalizm ve demokratik ulus stratejisini hayata geçirme yolunda çok büyük bir adım attı: Rojava. Konfederalizm ve demokratik uluslaşma süreci devam ediyor. Ukrayna krizi muhtemelen hem Rusya’yı hem de Suriye devletini bu stratejiye yaklaştırabilir. Donbas’ın kendi kaderini tayin hakkı için savaşı göze alan Rusya, eğer kendiyle tutarlı olacaksa Rojava modelinin Suriye için biricik çıkış olduğunu kabul edecektir. Irak’ın durumu giderek Kürt özgürlük hareketinin önerdiği modelden başka yol olmadığını açıkça ortaya koydu. Başûr Kurdistan’ı bölünme eşiğinde. Barzani PKK’ye karşı Türkiye ile, Süleymaniyeye karşı Sadr’la ittifak kurunca tehlike büyüdü. 

Dünya durumuna stratejik müdahale alanı bugün de Ortadoğu’dur. 
Ama artık bu yetmez. Üç küresel merkez içinde stratejik müdahale imkanını araştırmak gerekir. Çünkü gelecek burada inşa edilecek. 
Açıktır ki, ne ABD ve ne de Avrasya devrimci değişim için elverişlidir. Elverişli alan Avrupa Birliğidir. AB ülkelerinde devrimci değişimin öznel gücü tıpkı Ortadoğu’da olduğu gibi milyonlarca örgütlü Kürt emekçileri, kadınları ve gençleridir. Onlar artık bir yanlarıyla Kürdistanlı ama diğer yanları ile Avrupalı bir halktır. Büyük bir bölümü AB ülkelerinin vatandaşlarıdır. On yıllardır Avrupa alanlarını dolduran bu büyük güç, Avrupa’yı DAİŞ teröründen kurtarma şerefini taşıyor ve demokrat Avrupalılar, özellikle “enternasyonal” genç erkek ve kadınlar her geçen gün Kürt halkıyla yeni bir Avrupa için mücadele yoluna koyuluyor. 

Yeni Avrupa’nın öncü güçleri bunlardır. Şimdi onların mücadelesini salt “dayanışma” hedefinden çıkartmak ve stratejik bir hedefe yöneltmek için kolları sıvamak gerekiyor. Kapitalist Avrupa Birliği’ni, “Konfederal Avrupa Ortak Evi’ne” dönüştürmek, Fransa seçimlerinin de gösterdiği gibi, neo-faşist şovenist, ekstrem akımların milletleri bir birine düşman ettiği, Ukraynalı nazilerin Rus katliamı, Rus milliyetçilerinin Ukraynalı katliamı yaptığı bir anda “hepimiz demokratik Avrupa ulusunun bireyleriyiz” diyerek duruma müdahale etmek hem stratejik, hem aktüel önem taşıyor. 

Anavatanı Kürdistan olan milyonlar, nasıl Ortadoğu’yu, Türkiye, İran, Suriye e Irak devletlerini konfederal “ortak vatan”a dönüştürmek yolunda mucizevi adımlar atıyorsa, Avrupa’nın kaderinde de aynı güçle belirleyici rol oynamaya adaydır. Savaş Avrupa sınırlarına dayandı ve aştı. Putin nükleer savaştan söz etmeye başladı. Atom silahını patlatmaya gerek bile yok. Avrupa sırça köşkte oturuyor, her yerde nükleer santraller patlamaya hazır, bir tek uçaktan nükleer santrala düşecek konvansiyonel bomba, atom bombasından binlerce defa daha müthiş radyasyon fırtınasına neden olabilir. Savaş daha şimdiden avrupalı emekçiyi ekonomik krizin girdabına sürükledi. Yakın gelecekte Avrupa’da savaşa, ırkçılığa ve ekonomik krize karşı güçlü eylemlere tanık olacağız. 
Böyle bir geleceğe şimdiden hazırlanmak gerekir. 

Şunu da unutmamak gerekir: Küresel kapitalizmin kalelerini kuşatmak, dört parçada devrimci sürece yapılacak en büyük katkı olacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.