Üç Süleyman ve ihanet

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

5 Ocak 2022 Çarşamba - 23:30

  • Dini duyguların istismarına karşı uyanık olunmalıdır. 
  • Aynı şekilde her kentte, adım atılan her mekânda nasıl bir sembol bulunduğu görülmeli, bilinçli yaklaşılmalıdır.
  • İşgalciye zamanında tavır alınmazsa, ileride veli de olur, nebi haline de getirilir! 

Hz. Muhammed’in vefatından sonraki dönem, Arabistan coğrafyasını aşan fetih hareketleriyle doludur. Halife Ömer dönemi, Kürdistan’ı en çok ilgilendiren dönemdir.

Amed’deki "Hz. Süleyman Camisine" adı verilen kişi Halid Bin Velid’in oğlu Süleyman’dır. Dönemin yeni Arap egemenleri Kürt, Ermeni, Süryani halkının yoğun yaşadığı Amed’e kılıç zoruyla girdiğinde başlarındaki komutan bu Süleyman’dır. Bugün o camideki 27 mezar, onun ve arkadaşlarının mezarıdır. Onlara 27 sahabe denilir.

Dini duyguların istismarına karşı uyanık olunmalıdır. Bugünden bakınca İslam orduları düşman olarak görülmeyebilir fakat vaktiyle, binlerce ölüme rağmen işgale direnen bir Amed halk gerçekliği varken, şimdi bu konular tartışılmaz tabu haline getirilmiştir.

Bizans yerine İslam ordularının geçmesinde bir kötülük yoktur, denilebilir fakat mesele Bizansı tercih etmek değil, özerk yaşayan Kürt halkının zihniyet dünyasında köklü değişikliklerin başlamasıdır.

İslam dünyasında sahabeler saygıyla anılır. Burada söz konusu ettiğimiz sahabelik ve onun maneviyatı değil, her Cuma tavaf edilen bu caminin sembolik anlamı ve benzeri örneklerle nerden nereye gelindiğinin bilinmesidir.

Buna karşı Kürt halkı, İslam’ın özüne sahip çıkan Ebu Zer gibi tutum takınan bir hareket geliştirmiştir. Örneğin İslam dinini ve camileri sadece kendi iktidarı için kullanan devletçi güçlere karşı, halkın Sivil Cumaları gerekli duyarlılık ve farkındalığı oluşturmada çok önemli bir rol oynamıştı.

Aynı şekilde her kentte, adım atılan her mekânda nasıl bir sembol bulunduğu görülmeli, bilinçli yaklaşılmalıdır.

Diğeri Süleyman Nazif’tir; adını taşıyan okul başta olmak üzere adına düzenlenen her türlü faaliyete, kim olduğu bilinerek yaklaşılmalıdır.

Kürt ve Ermeni soykırımında baş rolü oynayan İttihat Terakkinin elemanı bir özel harpçidir Süleyman Nazif.

Bağdat’ta valilik yapmış, Kürt-Arap tüm halklara kan kusturduğu gibi, Mele Mustafa Barzani’nin abisi Abdülselam Barzani’yi idam etmiştir. Diyarbakırlı Şair diye yutturuluyor.

Son İşgalci Süleyman, Rojava’daki çetelerini ziyarete gitti. 2021 yılında soykırım cephesinde akılda kalan son ve en önemli tablolardan biri budur. Diğer iki Süleyman’ı hatırlatma gereği buradan doğmuştur.

İşgalciye zamanında tavır alınmazsa, ileride veli de olur, nebi haline de getirilir! Örneklerinden bahsettik. Düşmanına, celladına sevdalanma, kendine ihanet etme, ihaneti içselleştirme böyle geliştirilmektedir.

Düşünün ki Süleyman Soylu adına Amed merkezinde okullar kurulmuş, camiler yapılmış, meydanlarına heykeli dikilmiş! Böyle acayiplik olmaz ama ihanete karşı keskin ve net tavır almayan bir halkın başına her şey getirilebilir. Eski Süleymanlardan bu nedenle bahsetme gereği doğmuştur.

Bunlara karşı bir de halkın Süleymanları vardır. İsimlerinin anlamı gibi barışçıl karakterdedirler. Fakat saldırılar karşısında şahin kesilmekten asla geri durmamışlardır.

2022 yılına AKP-MHP’nin beli kırılmış olarak giriyoruz. Dolar karşısında sıfıra karşı on gol yemiş takım gibi duruyorlar fakat asıl mesele Kürt halkının ahıdır! Bu "ah" öyle bir yakalarına yapışmış ki, 2022 yılının kaç ayında ayakta kalabilecekleri meçhuldür.

Bunun için tek bir şey lazım: Kürt ihanetine tüm halkımız keskin tavır almalıdır. O zaman bu soykırım sisteminin ve onun yürütücülerinin tutunacakları tek bir dal kalmayacaktır.

2021 yılı Özgürlük Zamanı hamlesi kapsamında direnen gerillanın ve direnen halkın yılı oldu. Direnişin öncülüğünü her zamanki gibi Önder APO yaptı. Mutlak tecridin diğer bir anlamı mutlak direniştir. Bu ruhu kuşananlar, faşizmi yıkma iddiasıyla yeni yıla giriyorlar.

Evet, destansı gerilla direnişinin zafere taşırılacağı yeni bir yıla giriyoruz ancak sırtımızda ihanet hançeri dolanıyor.

Öyle görünüyor ki 2022 yılında faşizm yıkılarak ihanete de tarihi bir darbe vurulacak ve böylece özgürlük mücadelesinde yeni bir dönem başlatılacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.