- 30 gerillayı ikna etmeyen yasalar, 30 bin gerillaya yol açacaktır. Kürt diyalektiği böyle işliyor. Umarız AKP, medyasının yalan söylediğini, 'umut hakkı' ve 'çerçeve yasa' ile kanıtlar.
NURETTİN DEMİRTAŞ
Silah yakma töreninin üzerinden tam bir yıl geçti. Geçilen aşamalar biliniyor. Meclis Başkanı “gelen gelir gelmeyen bertaraf edilir” diyerek işi tehdit düzeyine vardırdı. Bin yıllık kardeşliğin yeniden tesis edilmesine, AKP cephesinden böyle bakılıyor işte. Bu, bir zihniyet durumu ve buna karşı neden “müzakere ve mücadele” denildiği daha iyi anlaşılıyor.
Araya NATO toplantısı girmiş durumda. Türk devleti, Kürt sorununun çözümünü güvenlikçi mantıkla yine dış güçlere mi havale edecek yoksa aklı selim mi devreye girecek belli değil. AKP’nin süreci yavaşlatması, tarafların ortak kararıyla çıkması planlanan 'çerçeve yasa'nın tamamen tasfiyeci mantıkla AKP yasasına dönüştürülmek istenmesi ve Önder Apo ile görüşmelerin engellenmesinden anlaşılan şu ki; eski zihniyetle eski yöntemlere dönme arayışındadırlar. Oysa NATO’dan alacakları desteğin kıymeti yoktur, çünkü bu destek, 50 yıldır Kürt sorununun çatışmalı zeminde kalmasından ve daha da ağırlaşmasından başka sonuç vermemiştir.
Dağlarda ise çok şey değişti. Ateşkesle başlayıp PKK’nin fesih kongresinde silahlı mücadele stratejisine son verilmesiyle devam eden, silah yakma töreni ve Bakur’dan geri çekilme açıklamasıyla süren tarihi önemdeki adımlar, Önder Apo sayesinde atıldı. Bu nedenle gerilla, halen buna uygun pozisyondadır ve yine bu konumuna uygun olarak bilgece bir değişim-dönüşüm yaşamaktadır.
Geçen süre içerisinde silah yakma törenine katılmış 30 gerilladan birçoğuyla karşılaşmalarımız oldu. Bahçeli’nin “keşke gelmiş olsalardı” dediği gerillalar… Ne mi yapıyorlar? Okuyor, araştırıyor, tartışıyor, dünyayı takip ediyorlar. Basına pek fazla çıkmıyorlar. Bir yıl önceki konumlarını koruyorlar, çünkü stratejik ve tarihi değerini biliyor, ona göre davranıyorlar. Sürece en ufak zarar gelmemesi için azami çaba gösteriyorlar. Tören alanına girerken sergiledikleri kararlılık sarsılmış değil. Bu konumlarını ne zamana kadar sürdüreceklerini bilemem ama aynı kararlı duruşu o tarihi törene tanıklık etmiş herkesten bekliyorlar.
Silah yakma töreninin yıl dönümünde gerillalar değil, bu kez törene katılmış olan sivil toplum örgütleri, aydınlar, sanatçılar konuşsa daha iyi olmaz mı? Belki 30 gerilladan sözcü düzeyinde konuşan olur ama asıl sorumluluk izleyenlerdedir.
Bu satırları yazarken o törene katılmış bir grup gerillayla birlikteyiz. İnanılmaz bir enerjiyle dolu olduklarını ilk gözlem olarak aktarabilirim.
Süreç zorluklarla karşılaşıyor diye karamsarlığa kapılmıyorlar, çünkü bir yıl önce attıkları adımın kıymetinin her geçen gün büyüdüğünün farkındalar. Bu kadar pozitif bir ruh hali içinde olmalarının başka bir sebebi daha var. Kürt halkı ve dostları, bu süreci sahiplendi. Bundan daha değerli ne olabilir ki? Üstelik süreci bozmaya dönük her türlü provokasyona karşı çok donanımlılar fakat devlet açısından aynı şey söylenemez. Kendilerince büyük oyun kurup hileyle sonuç alacaklarını düşünenler, kendi çukurlarını kazdıklarının farkında değiller ama gerilla neyin ne olduğunun farkındadır.
Türkiye’yi bataklığa sürüklemek isteyenlere rağmen bu sürecin sorumluluğunu üstlenmiş bir gerillanın düşünce ve iradesine etkide bulunacak hiçbir karşıt güç yoktur. 30 gerilla, 30 simurga, yani kendi küllerinden kendini yaratan 'zümrüdü anka’ya benziyor. Dünyanın üç kez yıkıldığını gören ve her üç dünyanın bilgisini kendinde toplamış olan 'zümrüdü anka’ya!
Bilgelikleri ve enerjileri diğer gerillalara da geçiyor. Bir daha çatışma olur mu diye merak edenler bilmeli ki; 30 gerillanın kuşandığı bilgelik ve onlardan taşan enerji, yeni çatışmaların önlenmesinin en büyük güvencesidir. AKP yanlış hesap yapar ve kendince saldırı zemini hazırlarsa karşısında bilgelikle kuşanmış tarihin en büyük savunma gücünü bulacağından kuşku yoktur.
Ülkeyi yeniden yangın yerine döndürecek fitiller ateşlenmeden bir yıl önce 30 gerillanın silah yaktığı anın büyük ve birleştirici duygularını canlandırmaya ihtiyaç vardır!
Değerli Sırrı Süreyya Önder’in cenaze töreninde resmini okşayan elin, verdiği sözleri hatırlamasına ihtiyaç vardır!
Elbette daha birçok şeye ihtiyaç vardır ama her şeyden önce ve acil olarak Önder Apo üzerindeki tecridin sonlandırılıp özgürlüğünün sağlanmasına ihtiyaç vardır!
Herkes silah yakan 30 gerillanın kararlı duruşundan ders çıkarmalıdır. 30 gerillayı ikna etmeyen yasalar, 30 bin gerillaya yol açacaktır. Böylesi heyecanlara AKP’nin ucuz oyunları veya tehditleri yol açıyor sanılmasın, Kürt diyalektiği böyle işliyor!
Bu diyalektiğe müdahale etmek isteyen dünya kadar güç var! Önder Apo ve Apocu Hareket buna fırsat vermiyor.
Umarız AKP, sürecin kıymetini yeniden hatırlar ve kendi medya organlarına yansıyanların yalan olduğunu 'umut hakkı' ve adil bir 'çerçeve yasa' ile kanıtlar.
Bitirirken, gülümseyen yüzlerinde umutsuzluğun kırıntısını bile görmediğim gerillaları daha fazla anlatmak isterdim ama bir yıl önceki görüntülerine bakanlar zaten nasıl olduklarını anlayacaktır. Ne diyelim, bu gülümseyen gözlerin de bir anlamı vardır elbette! Bunu belki de Necati Siyahkan’ın şiiri anlatır:
“Güneş aydınlığını gördüm
Güneşin hapsedildiği yeri biliyorum.
Hazır ol
Ordu ordu
Bölük bölük
Teker teker
Geliyorum!”