83’lük M.Emin Özkan’ın tutsaklığının hatırlattığı gerçekler

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

6 Mayıs 2021 Perşembe - 23:00

  • JİTEM’in öldürdüğü Bahtiyar Aydın’ı cinayeti için kurban seçilen Emin Özkan, çeyrek asırdır hapishanededir. Defalarca kalp krizi geçirmiş ve daha birçok hastalıkla boğuşuyor. Ama hep moralli, hep umutlu; bedeni hep acı içinde olsa da direniyor. İçeride tutulmasının bir sebebi de bu direngen ruhudur…

Mehmet Emin Özkan, hapishane arkadaşları arasındaki adıyla Dedo 83 yaşında ve birçok hastalığına rağmen hapishanede kalabileceğine dair hastane raporu verildi.

AKP-MHP koronavirüs bahanesiyle hapishanedeki kontra, çete, hırsız, tecavüzcü taraftarlarını serbest bıraktığında geride kalan tutsakları ölüme terk ettiğini ilan etmiş oluyordu. Çünkü onlar AKP-MHP’li değiller. Bu da hapishanede kalmaları ve ölüme terk edilmeleri için yeterli bir sebep oluyor faşist iktidar için. Fakat Emin Özkan için TC’nin daha köklü sebepleri var.

O Lice’deki köyünde yaşarken tutuklanmıştı. Lice’nin yakılmasına sebep olaylar canlı hafızalardadır. Turgut Özal PKK’nin ilk ateşkes ilan ettiği dönemde öldürüldü. Özal’ın siyasi çözüme yönelmesinde en başta gelen dayanağı olan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ondan iki ay kadar önce uçağı düşürülerek öldürüldü. O kanlı süreç böyle başladı…

Bitlis’in ekibinden olan Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Albay Rıdvan Özden de komplolarla öldürüldüler. Bunlar şiddetle sorunun çözülmeyeceğini düşünen ve JİTEM’i deşifre eden askerlerdi.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’ti. Eşref Bitlis öldüğünde henüz hiçbir inceleme yapılmamışken uçağın buzlanma sonucu kaza geçirdiğini açıklamıştı. Daha sonra bilirkişi adına Armağan Kuloğlu inceleme sonucunda aynı raporu vererek Güreş’e bağlılığını göstermişti.

Albay Rıdvan Özden için tutulan ölüm raporunda ise alnından kurşunla vurulduğu yazdığı halde eşi Tomris Özden alnında yara izi olmadığını, başının arkasında kan olduğunu açıklamıştı.

Dört bin Kürt köyünün boşaltıldığı, yakılıp yıkıldığı, on binlerce cinayetin işlendiği sürecin başlangıcında tutuklanmıştı Emin Özkan. Onun hakkındaki iddia Bahtiyar Aydın’ın suikastla öldürülmesi olayına karışmış olduğuydu! Oysa Bahtiyar Aydın’ı bir askerin öldürdüğü ve o askerin de başka bir asker tarafından öldürüldüğü Ergenekon davasında ve JİTEM sorgulamalarında anlaşılmıştı.

Emin Özkan o sıralarda köyünde toprağına bağlı halde kalabalık ailesinin, çocuklarının geçimiyle uğraşıyordu. Bahtiyar Aydın suikastı için bir örtü lazımdı. Bölgede yurtseverliğiyle tanınan Emin Özkan bunun için hedef seçildi ve o gün bugündür hapishanede tutulmaktadır.

Çeyrek asırdır hapishanededir, defalarca kalp krizi geçirmiş, defalarca anjiyo olmuş ve daha birçok hastalıkla boğuşuyor. Hep moralli, hep umutlu; bedeni hep acı içinde olsa da direniyor. İçeride tutulmasının bir sebebi de bu direngen ruhudur…

Yıllarca kampanyalar yapıldı serbest bırakılması için ama her seferinde devletli bir doktor raporu düzenlenip hapishanede kalması sağlandı.

Onun gibi yüzlerce hasta tutsak benzer durumu yaşamaktadır. Hasta tutsakların serbest bırakılması için yapılan tüm girişimler sonuçsuz kalmış ve sadece son bir yıl içinde yirmiden fazla tutsağın cenazesi dışarıya çıkarılmıştır.

On binlerce siyasi tutsak AKP-MHP faşist idaresi altında her an ölümle burun burunadır. Sadece hasta tutsakların değil tüm tutsakların serbest kalmasını sağlayacak bir direniş gerekiyor. Bu direniş AKP-MHP faşizmini yıkma direnişidir.

Eşref Bitlis ve ekibini komplolarla ortadan kaldırıyorlardı, şimdi de komplo yöntemleri devrededir ve en üst seviyedeki rütbelilere varıncaya dek onar onar, yüzer yüzer ordudan atılmakta veya tutuklanmaktadırlar. Sebepler farklı da olsa tasfiye devam etmektedir. Geçmiştekilere kaza, suikast vb. kılıflar uydurulurken bugünkülere yasal kılıflar uydurulmaktadır. Dün yaşananlar sadece Kürt halkına değil, Türk halkına da zarar vermişti, bugünküler ziyadesiyle öyledir.

İlginçtir ki bugün Türk ordusundaki birçok subayın kaderi bile PKK’nin verdiği demokrasi mücadelesine bağlı hale gelmiştir.

HSM Karargâh Komutanı Heval Cemal’in gerillanın direniş savaşının aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi savaşı olduğunu ifade etmesi böylece anlamını çok yönlü olarak buluyor. Bunun değerini tüm Türk halkının takdir etmesi gerekir. Gerilla demokrasinin en büyük teminatıdır. Kadın özgürlüğünün teminatıdır. Doğanın, ekolojinin teminatıdır.

Rize’de köylerini, derelerini korumak isterken gözaltına alınan analar kendilerine böcek muamelesi yapıldığını açıkladılar. AKP ortağı Cengiz Holding’le bunları yapıyor. Bir de tüm katil sürüleriyle Kürt halkına yaptıklarını düşünün! Bunların hepsi birbirine bağlı. Halklarımızın kurtuluşu da ortaktır.

Zehirli gazlar eşliğinde yürütülen vahşi saldırılara karşı en fazla da Türk halkının karşı çıkması gerekir. Emekçilerin boğazından, fakirin sofrasından kesilen paralarla bu kirli savaşı yürütüyorlar.

Bunun için gerilla mücadelesinin her alanda toplumsal mücadeleyle desteklenmesi gerekir. Bu aslında bir destek de değil toplumun kendi demokrasisini savunmasının yoludur. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.