Altılı Masa’ya atılan “kimyasal bomba!” 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

26 Ekim 2022 Çarşamba - 09:30

  • “Türk ordusuna iftira atılmışmış.” Ey CHP, senin ordundaki generallerin yarısı şu anda “terörist” yaftasıyla hapiste. Kurmay Albaylarının yüzde doksanı “terörist” diye tasfiye edilmiş. 

Ortada henüz referandum lafı yokken, CHP’yi ve Altılı Masayı uyarmıştım. 12 Ekim tarihli yazımda şöyle demiştim:

“Önce ardında vıcık vıcık çamur izleri bırakacak olan “kirli” adımına bakalım.  

Bu adımı atmak için uzun zamandır hazırlık yaptı. Hazırlığın en önemlisi “İstanbul Sözleşmesine” karşı yürüttüğü kampanyaydı. Şimdi bu kampanyayla LGBTİ bireylerine karşı yarattığı nefret ikliminden yararlanarak bir anayasa değişikliğini TBMM’ye sunacak. Belki sonuçta ülke referanduma gidecek. Hatta belki de Evren’in cunta Anayasası ile Başkanlık seçimini aynı gün halk oyuna sunması gibi Başkanlık ve TBMM seçimleriyle, “aileyi koruma ve  LGBTİ’ye karşı mücadele” anayasa maddesini aynı gün halkoyuna götürecek. Böylece seçimi “Müslüman-Türk ailesi mi, eşcinsel ailesi mi” ikilemine hapsedecek. Ve daha beteri var: Erdoğan “biz kimin LGBTİ’ci olduğunu biliyoruz” dediğine göre, MİT’in elindeki “cinsel içerikli kasetler” ortalığa saçılacak. “Sandık”lar lağım sularında yüzecek. “ 

Geçtiğimiz gün, Erdoğan birden telaşla CHP’ye “sıkıysan anayasa değişiklik teklifini referanduma götürelim” diye meydan okudu. Birazdan sebebini anlatacağım. Ondan sonra da iki gün önce Haber Türk yazarı Kübra Par şöyle yazdı:

“AK Parti 2023’te sandıkta milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı pusulasının yanına bir de referandum pusulası koymayı istiyor. Bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan lehine yaratacağı motivasyonu anlatmaya gerek yok sanırım." 

Bu işin buraya geleceğini, evinden haftada bir gün çıkan, Türkiye’deki hiçbir insanla bu konuları konuşup, görüşmeyen benim gibi bir adam tahmin edebiliyor da, CHP ve öteki muhalifler nasıl “ayıkmıyorlar?”

Yukarıdaki yazımın sonlarında da şöyle yazmışım:
“Yani Erdoğan’ı devirmek bir hayal mi? Değil. Mesele muhalefetin gaflet uykusunda gördüğü ucuz yoldan seçim kazanma hayalini yıkmaktır. Erdoğan’ı devirmek için onun demagojik ve “sahte zafer” kampanyasını şimdiden deşifre etmek gerekir. Bu yazının amacı da budur. “ 
Demek ki, muhalefete bir de yol göstermişiz. “Dikkat, böyle yapacak, o yapmadan bunu yapacağını açıklayın, yaptığı zaman da yaptı işte diyerek onun taktiğini etkisizleştirin” demişiz.  

Anladık, bizim gibilerle yan yana görünmek istemezler. Doğrusu bendeniz de, böyle görünmek istemem. Ama “akıl akıldan üstündür” düsturunu düşünün ve size yapılan uyarıları dikkate alın.  

Eğer Altılı Masa’nın akıldaneleri bir hafta önce, “bu Erdoğan yeni bir dümen çevirecek, bir referandum oyunu oynayacak, aklınca bizi açmaza getirecek, ama biz bu oyuna gelmeyiz, ne uydurma anayasa değişikliğinin içeriğini tartışırız, ne referandum numarasını yutarız, tümünü yok sayarız” deseydi, Erdoğan “sıkıysan referanduma gel” diye meydan okuyamazdı. Deşifre edilmiş ucuz bir taktik, beş para etmez.  

Erdoğan da zaten, taktiğinin deşifre edilme ihtimalini görünce, belki bir iki ay sonra gündeme getireceği rezil oyunu, aceleyle sahneye koydu. Şimdi CHP Erdoğan’ın ortalığa saldığı bu gündemin  arkasına takılmış, bir şeyler söylüyor. Böyle olmaz. Böyle seçim meçim kazanılmaz.  

O halde bir “uyarı” daha yapayım. Erdoğan, baroları nasıl böldüyse, şimdi de tüm meslek odalarını ve örgütlerini tasfiye etmek üzere harekete geçti. Şebnem Korur Fincancı’nın ANF tarafından yayınlanan gerillaların görüntülerine bakarak, “kimyasal etkisi olabilir, ancak araştırmak gerekir” demesini,  “ülkesine ve ordusuna alçakça iftira etti” diye çarpıttı. Bir de yargıyı harekete geçirdi. 

Bunu neden yaptı?  

Neden olacak, CHP’li vekillerin ve CHP sözcüsü Öztrak’ın, kendi vekilleri Tanrıkulu’nun Fincancı’dan farklı olmayan “araştırma” talebine karşı saldırılarını fırsat bilerek yaptı. Erdoğan ilgili bakanlarına talimat verdiğini, meslek odaları hakkında harekete geçileceğini, bu örgütlerin “teröristlerden temizleneceğini” ilan etti. 

Haydi bakalım, şimdi ne yapacaksınız? Ülkelerini hala terketmeyen doktorların “temizlenmesine” nasıl karşı çıkacaksınız? Ş.Korur Fincancı ve onu destekleyen binlerce doktoru nasıl savunacaksınız? 

“Türk ordusuna iftira atılmışmış.” Ey CHP, senin ordundaki generallerin yarısı şu anda “terörist” yaftasıyla hapiste. Kurmay Albaylarının yüzde doksanı “terörist” diye tasfiye edilmiş. Ama senin “gıkın” çıkmıyor. Ordunun yarısına “terörist” deniyor ey CHP. Sen ise “ordu kimyasal silah kullandı mı, kullanmadı mı” diyen kendi vekiline saldırıyorsun. Ordumuzun “secili” temizdir diyorsun. Generallerinizin yarısına, Kurmay Albaylarınızın neredeyse tamamına “terörist” diyen Erdoğan’a bir şeyler desene… 

“Diyeyim de, içimizdeki Ergenekoncu Mehmet Ali Çelebiler partiyi boşaltıp AKP’ye mi gitsin” dediğinizi duyar gibiyim. 
Çağlayangil’le diz dize sohbet eden biz miydik? Onun Dersim’de “ordu zehirli gaz kullandı, mağaralarda Kürtleri fareler gibi yok etti” sözlerini kim dinleyip, millete duyurdu? Partinizin Genel Başkanı’dır bu sözleri aktaran. Hangi “sicil”?  

Uyarıma gelince: Bugün konuşmazsanız, yarın keçilerin otladığı bir kayalık yüzünden Erdoğan bir Yunan gemisin batırır, onlar da iki Türk gemisini batırırsa ve içinizden namuslu bir vekil “bu pis bir Erdoğan oyunudur” dediğinde, onu “Palikarya yandaşı” ilan etmek zoruda kalacaksınız. 

Bugün konuşmazsanız, yarın, Metin Feyzioğlu Kuzey Kıbrıs’ta bir referandum tertip edip, “KKTC Türkiyeye katılmaya evet dedi” diye ilan eder ve, içinizden biri “bu pis bir seçim oyunudur” derse, siz onu “Makariosların dölü, EOKA’cı” diye tepelemek zorunda kalacaksınız. 

Vakit varken konuşun. Ege’de çakma savaşa ve K.Kıbrıs’ta referandum provokasyonuna gelmeyiz diye haykırın. Erdoğan’ın seçim taktiğini şimdiden paçavraya çevirin. 

İçinizdeki Mehmet Ali Çelebiler “asla” diye mırıldanıyorlar. “Mavi vatan ve Yavru Vatan söz konusuysa gerisi teferruattır” diye kulağınıza fısıldıyorlar. 

Siz bu kafayla seçim meçim kazanamazsınız. Ama tuhaf bir şey olacak, seçimlerin sonunda “iktidara” geleceksiniz; bu defa kendinizi Yenikapı’da değil, Saray’da kurulacak “milli beka hükümetinde”, Erdoğan’la, Bahçeli’yle, Akar’la ve Fidan’la kucak kucağa bulacaksınız. 

Çok değerli CHP’li ve Altılı Masa’lı samimi muhalif kardeşlerim, söylemedi demeyin.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.