Bu yazı bir öneridir: İsteyen tartışabilir! 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

3 Aralık 2020 Perşembe - 23:00

  • Erdoğan rejiminin iç yüzünü açığa vurma süreci artık sonuç verdi. Şimdiki aşama, iç yüzü açığa vurulan Erdoğan-Bahçeli rejimini yıkma aşamasıdır. Nasıl olacak bu? Önerimi yaptım. Muhalefet birleşecek: Ültimatom verecek; “Erdoğan istifa, Erdoğansız erken seçim!”

Muhalefet partileri bir araya gelmeli ve şu ultimatomu vermeli:

Erdoğan-Bahçeli iktidarının 15 Temmuz’dan bu yana aldığı her türlü karar, çıkardığı her türlü yasa, ilan ettiği bütün kararnameler, bütün atamalar yok hükmündedir.

Rejim meşru değildir.

Ekonomi tümüyle iflas etmeden, ülke ABD ve AB’nin yaptırımları ile alt üst olmadan, bunların sonucunda kutuplaştırılmış halk kardeş kavgasına sürüklenmeden Erdoğan derhal istifa etmelidir. Mevcut partilerin ortaklaşa oluşturacağı gecici bir hükümetin denetiminde ülke Erdoğansız erken seçime götürülmelidir.

Krizden şu aşamada çıkış için bir başka yol görünmüyor.

Böyle bir politik tutum, Erdoğan’a muhalif tüm yurttaşları birleştirir.

Elbette böyle bir açıklama karşısında Erdoğan ve çevresi baskıyı arttırmak isteyecektir. Daha şimdiden “Kılıçdaroğlu milli güvenlik sorunudur” dendiğine göre, HDP’den sonra CHP’nin de böyle bir kesin tutum alındığında saldırıya uğrayacağı açıktır. Eğer bu saldırılar “Orduyu Katar’a sattınız” diyen CHP’li vekile yapıldığı gibi tırmanırsa atılacak adım bellidir:

TBMM’den çekilmek…

“Erdoğan istifa, Erdoğansız erken seçim” sloganıyla sokağa çıkmak.

Böyle bir adım karşısında, bugünkü uluslararası durum, ülke içindeki dengelerdeki keskin değişiklikler, AKP içindeki çatlaklar, Erdoğan rejimini altından kalkamayacağı politik krize sürükler. Orduda var olan ayrışma derinleşir, polisin zirvesi korkuya kapılır, “sözde reformlarla” Biden dönemine hazırlanmaya çalışan derin devlet ne yapacağını şaşırır.

Hiç kuşkusuz sokaklar bir anda dolmaz. Ama sokak muhalefetinin öncü güçleriyle başlayacak direniş, kısa zamanda yüzbinleri harekete geçirecektir. Örneğin direnen yüz kişilik metal işçilerinin bir anda “Erdoğan istifa, Erdoğansız erken seçim” dediğini düşünün. Bu ses aynı gün Türkiye’nin her yerinde yankılanır. Parti liderlerinden söz etmiyorum. Bu metal işçilerinin arasından bilinçli bir kadın ve bir erkek “Erdoğan istifa” diye haykırdığı gün kitleler o anda “liderlerine” kavuşur.

Bu satırlar kimilerine bir hayli “hayalci” geliyor olabilir. Ama hayal kurmadan faşizmden kurtulmak mümkün değildir. Bu gerçeği nereden biliyorum? Muhalefet hayal kurmadığı için faşizm hala devam ediyor da oradan biliyorum. 

Tartışmaya, ama kısa süreliğine bir tartışmaya ihtiyaç var.

Bu rejimden nasıl kurtulacağız, sorusuna açık-seçik yanıt vermek gerekir.

Erdoğan’ın seçimle gitmeyeceğini biliyoruz.

Kürdistan dışında metropollerde bir devrimci durum olmadığını da.

Darbe diyenlerle zaten işimiz olmaz. O halde bir çıkış yolu bulmak gerekir.

Erdoğan rejiminin iç yüzünü açığa vurma süreci artık sonuç verdi. Bırakalım politik bakımdan bilinçli ve örgütlü çoğunluğu, Erdoğan rejimi nüfusun çoğunluğunu kaybetti. Sabahtan akşama kadar “bu rejim berbat, Erdoğan da zaten diktatör” diye konuşmakla, şikayetle, taleplerde bulunmakla yetinen muhalefet bir milim ileri adım atamaz. Rejim öyle bir rejim ki, suratına tükürsen “oh mübarek Nisan yağmuru” demekte.

Şimdiki aşama, iç yüzü açığa vurulan Erdoğan-Bahçeli rejimini yıkma aşamasıdır.

“Yıkmaktan” kastım 1917 Ekim devrimi gibi bir şey değil elbette. Böyle bir ihtilalin hiçbir sübjektif koşulu ortada yok. Ortada ne “kızıl asker, ne kaput giymiş köylü, ne Putilov’un binlerce proleteri var. Hatta devrim yıllarından çok farklı bir durum var: Rusya’da metropoller, Petrograd, Moskova, Kiev ayaklandı, devrim daha sonra sömürgelere yöneldi.

Bizde durum tam tersine. Sömürge ayaklanmış durumda ve son darbeyi metropollerin vurmasını ummakta.

Nasıl olacak bu?

Önerimi yaptım.

Muhalefet birleşecek: Ültimatom verecek.

Erdoğan’ı istifa etmeye zorlama kararı alacak.

Erdoğan’ın istifa etmek yerine zorbalığı daha da arttırması durumunda TBMM’den çekilecek; sokağa çıkacak.

Erdoğan’ı istifaya zorlayana kadar da bir daha evlere girmeyecek…

İtiraz hazır: “Ama CHP bu çizgiye gelmez”.

Doğrudur. Sorun da budur. Bu çizgiyi, değerli devrimci kardeşim sen dile getireceksin, muhalefetin tabanında yayacaksın, cepheyi partiler arasında kuramıyorsan, aşağıdan yukarıya doğru kuracaksın.

Sonuçta Erdoğan’ı istifaya zorlamayı başarmadan önce, CHP’yi böyle bir çizgiye, onun tabanıyla birleşerek mecbur edeceksin.

“Ama pandemi var…”

O zaman otur oturduğun yerde…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.