CHP, Kürt sorunu ve istismar

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

14 Ağustos 2020 Cuma - 03:00

  • Toplumda en ağır psikolojik durumlara yol açtığı için “tecavüz” kelimesi her yerde kolay kullanılmaz. Bu anlaşılır bir durumdur fakat “istismar” kavramı da mevcut durumu tam olarak ifade etmemektedir.

AKP-MHP faşizminin Kürdistan coğrafyasına, Dağ Geyiklerine, en kutsal inançlara; kadın, erkek, çocuk herkese tecavüz ederek kirli iktidarını sürdürmeye çalıştığı bugünlerde “tecavüz” kavramı yerine “istismar” kavramı sıklıkla kullanılmaktadır. Kavramın yanlış kullanıldığına dair özgür basında çeşitli uyarılarda bulunanlar olduysa da halen geniş bir kesim tarafından kullanıldığı için kavramın kökenlerini de ortaya koyarak tekrar dikkat çekmekte yarar vardır.

Toplumda en ağır psikolojik durumlara yol açtığı için “tecavüz” kelimesi her yerde kolay kullanılmaz. Bu anlaşılır bir durumdur fakat “istismar” kavramı da mevcut durumu tam olarak ifade etmemektedir.

Genel olarak toplumda istismar “iyi niyetin kötüye kullanılması” şeklinde algılanır. Bu yanlış değildir. Yanlış olan taciz ve tecavüzün yerine istismar kavramının kullanılmasıdır. Özellikle çocuklara dönük taciz-tecavüz söz konusu olunca nedense hep “çocuk istismarı” kavramı kullanılmaktadır. Oysa bir çocuğun eğitimiyle ilgilenmemek de istismardır. Bir çocuğu ekonomik işte çalıştırmak da istismardır. Yerine göre suistimal kavramı da kullanılır. Aynıdır.

Arapça kökenli olan istismar kavramının içinde en az 3 kelime bulunmaktadır. Semar, simar ve ist!

Semar: Ürün

Simar: Ürünün çoğulu yani ürünler veya ürünlerin toplamı

İst ise: İlk iki anlamla bağlantılı olarak kullanma, faydalanma anlamına geliyor.

Sonradan şirketler için istismar kavramı kullanılmıştır: Hammaddeyi ürüne dönüştürmek, ondan yararlanmak, daha doğrusu kâra dönüştürmek, sömürmek istismar oluyor.

Merkezi uygarlık, sömürüde sınır tanımaz. Bu onun istismarcı karakterini göstermektedir. Maddi uygarlık bir baskı ve istismar uygarlığı olarak tanımlanabilir. Bu yolla iktidar ve ekonomik rant devşirir. Bu sistem tecavüz sistemidir. Fakat nasıl ki tüm uygulamalarına tecavüz deyip geçmek sistemi anlamak için yeterli değilse tecavüzüne de istismar demek o kadar hafifletici bir sonuç ortaya çıkarmaktadır. Yani tecavüze “tecavüz” demek gerekir. O zaman daha etkili tavır alınabilir.

İstismarın siyasi olanı da vardır. Eğer siyasi sorunları çözmek yerine ondan yararlanılıyorsa bunun adına siyasi istismar denilir.

“Kürt Sorunu” tanımını yasaklamış olan AKP-MHP faşizmine rağmen CHP Kurultayına damgasını vuran çıkış bu temelde gerçekleşti.

CHP Genel Başkanı ülke bütünlüğü içinde Kürt sorununu çözeceğini açıkladı. Buna canı gönülden destek vermeyecek Kürt var mıdır? Varsa ya Kürtlüğünü inkâr etmiştir ya da Kürt sorununun rantını yiyordur, yani bir istismarcıdır. Fakat CHP için de çok çeşitli yorumlar yapılmaktadır.

HDP’den rol çalmak için CHP’nin bu çıkışı yapmış olduğunu iddia edenler vardır. Seçim yatırımı olduğu da söyleniyor. Muhtelif yorumlar arasında CHP içindeki dengelerde Ergenekonculara karşı hamle yapıldığı söyleniyor. Hatta ABD müdahalesinden, AB normlarına geri dönme arzusuna dek birçok değerlendirme var.

Bir süredir siyasi çevrelerde yapılan çok önemli başka bir yorum daha vardı: CHP’nin çoğu AKP’li olmuş deniliyordu. Yabana atılacak bir yorum değildi. CHP’nin AKP’lileşmesi Kürt soykırımına ve işgallere verdiği destekten belli oluyordu. Şimdi yaptıkları çıkış ne anlama geliyor diye tartışılıyorken her türlü yorum yapılıyor ama samimiyetle ellerini taşın altına koyduklarını söyleyen kimse yok. Bunun nedeni de CHP’nin şimdiye kadarki tutarsızlıklarında aranmalıdır.

Fakat CHP bu kez öyle bir zamanda bu çıkışı yaptı ki ya gerçekten bu söylemin altını dolduracak çalışmalar yapacak ya da bir istismarcı olduğu ortaya çıkacak ve altında kalacaktır.

Samimiyet ne kadarsa halktan da o kadar destek görecektir.

Kürt sorununun çözümü adına en samimi çabalardan biri İngiltere’deki aydınlardan ve işçi sendikalarından geldi: “Öcalan’ın Özgürlüğü Özgürlüğümdür!” adıyla kitap bile yayınlandı. CHP’yi cesaretlendirecek gelişmelerdir bunlar. CHP daha fazla cesaret istiyorsa bunu da önder APO’nun yaklaşımında görebilir. Önder APO devleti muhatap alırken devletin sadece hükümetten oluşmadığını ifade ediyor, meclisi göreve çağırırken de sadece HDP’yi değil CHP’yi de göreve çağırıyordu. Kürt sorununun çözümünde CHP’yi de muhatap haline getirmek gerektiğini açıkça belirtiyordu. CHP bu yaklaşımın detaylarını öğrenmek istiyorsa Asrın Hukuk Bürosunda Önder APO’nun avukatlarını dinlemekle işe başlayabilir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.