- Bazen bir hareketin yarattığı en büyük değişim, henüz ulaşamadığı siyasi sonuçlarda değil, düşünsel ve kültürel bir geleneğin kendi küllerinden yeniden doğabilmesinde saklıdır.
- Kürt Özgürlük Hareketi'ni yalnızca ortaya çıkan siyasi sonuçlar üzerinden değerlendirmek, onun yarattığı düşünsel ve kültürel dönüşümü görmezden gelmek anlamına gelir.
ŞEMSETTİN ÖZER
Özgürlük, kulağa hoş gelen bir kavramdır. Büyüleyici bir çekiciliği de vardır. Düşünün; her şey güllük gülistanlık, baskı yok. Onun yerine, güzel olan ne varsa hepsi hazır ve nazır biçimde önümüzde duruyor. Özgürlük, dilde de kolayca dolaşıma giren bir kavramdır. Özellikle de özgürlüğün ne olduğunu gerçekten bilmeyenler için… Peki, özgürlüğün ne olduğunu bilenler için de durum gerçekten böyle midir?
Özgürlüğün anlamını bilenler açısından mesele, bu kadar basit değildir. Popülist söylemlerin amacı, siyasetçilerin sahtekârlığını birkaç kolay ve cazip kavramla tanımlayıp gözler önüne sermekten ibaret değildir. Özgürlük, basit bir söyleme indirgenemeyecek kadar derin ve bedel gerektiren bir gerçekliktir. Özgürlük, ancak karşısında duran güçlerle mücadele ederek, kendini yeniden üreterek, yaratarak ve bedel ödeyerek var olabilir.
Bazı çevreler, yatıp kalkıp “Özgürlük Hareketi ne yaptı?” diye soruyor ve eleştiri sınırlarını aşan suçlamalar yöneltiyor. Evet, Özgürlük Hareketi, dünyanın ve dönemin koşulları nedeniyle belki özgür bir Kürdistan yaratamadı fakat bir Kürt rönesansı yarattığına da tarih şahittir.
Meyman ve Aram yayınevlerinin kıymeti
Bu rönesansın hangi koşullarda ve ne büyük bedeller ödenerek yaratıldığını görmek isteyenlerin, Özgürlük Hareketi'nin tarihine ve ortaya çıkardığı eserlere bakmaları yeterlidir. Özellikle gerillaların ve özgürlük mücadelesi nedeniyle tutsak edilenlerin ağır koşullar altında nasıl eserler ürettiklerini görmek isteyenler, Meyman ve Aram yayınevlerinin çalışmalarına yakından bakabilir.
Bu gerçeği merak edenler için Meyman Yayınları başlı başına önemli bir örnektir. Meyman, yalnızca kitap yayımlayan bir yayınevi değil, aynı zamanda Kürt halkının düşünsel birikimini görünür kılan bir hafıza alanıdır. Sosyolojiden felsefeye, mitolojiden tarihe, sanattan ekolojiye, savaş sanatından toplumsal düşünceye kadar uzanan geniş bir alanda düşünsel bir dünya ortaya koymaktadır.
Tarihte çok az hareket, böylesine ağır ve zor koşullar altında bu denli kapsamlı bir düşünsel üretim gerçekleştirebilmiştir. Bu nedenle Özgürlük Hareketi'ni yalnızca ortaya çıkan siyasi sonuçlar üzerinden değerlendirmek, onun yarattığı düşünsel ve kültürel dönüşümü görmezden gelmek anlamına gelir.
Bu açıdan Avrupa'da yaşayan her Kürt'ün, Meyman Yayınları'nı tanıması, çalışmalarını incelemesi ve bu birikimi yakından değerlendirmesi önemlidir. Gerçeğe ulaşmanın yollarından biri, onu farklı kaynaklardan okumak, anlatımları karşılaştırmak ve kendi gözlemlerimizle değerlendirmektir.
Gerillanın kaleminden direnişin estetiği
Gerillaların ve tutsakların kitaplarındaki her cümle, cellatların sevinç çığlıkları arasında karanlığa mahkûm edilmek istenen zindanların en kuytu köşelerini aydınlatan bir tanıktır. Gerillanın kaleminden çıkan her cümle, yalnızca bir kitabın satırlarından ibaret değildir. Bu cümleler; Kürdistan'ın taşını, çiçeğini, ırmağını, doğadaki her canlıyı ve yaşamın en küçük parçasını anlatan birer tanıklığa dönüşür. Büyük Fransız edebiyatçısı Honoré de Balzac, “Napolyon’un kılıçla yapmadığını ben kalemle gerçekleştireceğim” der.
Kürt Özgürlük Hareketi'nin tarihini de bu düşünce üzerinden okumak mümkündür. Tarih, yalnızca savaş meydanlarında değil, düşüncelerde, kitaplarda, ideolojilerde ve kolektif hafızada da inşa edilir. Bir hareket, yalnızca yaşananları anlatmakla kalmaz; geçmişi yorumlar, bugüne anlam verir ve geleceğe dair bir toplum tasavvuru oluşturur.
Kürdistan dağlarında her taşın, her vadinin bir gerilla destanında adı vardır. Gerçek, kimi zaman taşın damarlarından süzülür, gerillanın kaleminde anlam bulur. Bu satırlar, Kürdistan'ın tarihini, yaşamını ve hakikatini anlatan hikâyelere dönüşür. Gerillanın kurduğu her cümlede kan, direniş, ihanet ve umut iç içe akar. Bütün bunların ötesinde ise gerillanın direniş estetiği vardır.
İçeride ve dışarıda direniş kaleme dönüştükçe, Kürt halkının cellatlarının elindeki urgan, cellatların kendi ellerinde bir korku simgesine dönüşür. Düşünceye, söze ve yazıya dönüşen direnişi hiçbir karanlık sonsuza kadar kuşatamaz.
Özgürlük Hareketi, işte böyle bir rönesansın ortaya çıkmasına katkıda bulundu. Dikkatle baktığımızda Kürdistan'daki kitap fuarlarının, edebi üretimin ve düşünsel birikimin arkasında bu emeğinin ve eserlerini görebiliriz. Bu, yalnızca edebi bir gelişme değil, aynı zamanda düşünsel bir dönüşümdür. Devrim, düşünceyi ve sözü özgürleştirdiği, halkın hafızasını yeniden canlandırdığı ölçüde anlam kazanır.
Bu düşünsel birikim, Meyman Yayınları'nın yayımladığı eserlerde hayat bulmaktadır. Bu kitapların her birinde, gerillanın ve zindanlardaki direnişin izlerini sürerken özgürlüğün ne anlama geldiğine ilişkin düşüncelerle de karşılaşırız. Her satır, yalnızca yaşanmışlıklara tanıklık etmekle kalmaz; Kürdistan hakikatini anlamak ve özgürlüğün anlamını kavramak için de bir kapı aralar.
Kürt halkının düşünsel devrimi tam da burada anlam kazanır: Zindanların karanlığından edebiyatın aydınlığına, susturulmak istenen bir halkın sesinden özgürlük düşüncesine uzanan direnişin söze, sözcüklerin ise tarihe dönüşmesinde… Direniş, yalnızca dağlarda ve zindanlarda yaşanmaz; kitaplarda, kelimelerde ve halkın kolektif hafızasında da sürer. Bazen bir cümle, karanlığa karşı yakılmış en güçlü ışık olur.
Sözden tarihe özgürlüğün mirası
Bazen bir hareketin yarattığı en büyük değişim, henüz ulaşamadığı siyasi sonuçlarda değil, düşünsel ve kültürel bir geleneğin kendi küllerinden yeniden doğabilmesinde saklıdır. Bunun gerçekleşebilmesi için insanın dayanabileceği bir mirasa ihtiyacı vardır. Geçmişten devralınan düşünceler, deneyimler ve mücadeleler, geleceği kurmanın zeminini oluşturur.
İncil'de Yuhanna'ya atfedilen “Önce Söz vardı” ifadesi, bu açıdan anlamlı bir çağrışım taşır. Söz direnişe, direniş yeniden söze; söz ise zamanla yazılı bir hafızaya ve tarihsel bir külliyata dönüşür. Kürt devrimcilerinin bedenleriyle, düşünceleriyle ve yaşanmışlıklarıyla ortaya koydukları deneyimler de bu külliyatın oluşumunda yerini alır.
Özgürlük Hareketi'nin yayınları, bu anlamda sıradan yayınevi değiller. bu yayınlar, yalnızca sözü ve düşünceyi yayımlamakla kalmaz; Kürt halkının direnişine, belleğine ve geleceğine de ayna tutar. Eserler, bir dönemin tanıklıklarını kayda geçirirken aynı zamanda sonraki kuşakların kendi tarihleriyle ilişki kurmasına imkân ayna tutar.
Bir halkın düşünsel devrimi, yaşadıklarını yalnızca hatırlaması değil, onları anlamlandırarak geleceğini yeniden kurabilmesidir.