Digorlu er ve İpek Er: Tuzağa düşen gençlik 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

22 Ağustos 2020 Cumartesi - 08:30

  • Osman Özçalımlı ve İpek Er adlı iki masum genç, Kandil’deki arkadaşlarından “uzak” durdukları için “ölümden” de uzak durduklarını sandılar. Ama düşman karargahından uzak duramadıkları, işgalci düşman erkekten uzak duramadıkları için öldüler.

İşgalcinin zulmünü, cinayetini ve tecavüzünü lanetlemek yetmez. Mağdurlardan hareket ederek, tehlikedeki insanlara yol, yordam, hedef göstermek gerekir.

Bilinçli olsun olmasın, her namuslu insan vahşet karşısında irkilir, infiale kapılır, haykırır, lanet okur, hatta vahşetin failinin üstüne yürür… Bu doğal insanlık halidir.

Ama doğal insanlık hali yetmez. Vahşetin en sıcak anında yalnız lanetlemekle yetinmeyen, ne yapılması gerektiğini haykıran insana bilinçli insan denir.

Bundan birkaç hafta önce İzmir’de bir Kürt genci, askerlik yaptığı kışlada öldürüldü. Çok kızdık. Osman Özçalımlı ölmeden önce öldürüleceğini biliyordu. Bunu Kışla’ya ayak bastığı anda anlamıştı.

Ama neden Kışlaya ayak basmadan önce anlayamamıştı. Ortada bir savaş var. Generalinden başçavuşuna kadar Türk subayları günün yirmi dört saati Kürt’e düşmanlık aşıladığı bir Kışla’ya henüz elinde silah olmayan bir Kürt gencini gönderen aile evlatlarının ölümünden sorumlu değil mi? Kürt kanı içmek için kışkırtılmış bir silahlı güruhun içine savunmasız bir Kürt gencini göndermek yarı yarıya kendi evladının katili olmak değil mi? Hayatını kaybeden er Osman, Kandil’deki akranlarına hiç mi bakmadı diye de sormak hakkımızdır. O da kendi ölümünden yarı yarıya sorumludur.

O nedenle Digorlu Osman’ın katledilmesine duyulan öfkeyle yetinmek olmaz. Aileleri “dağa gitmeyen evladını Türk ordusunun kışlasına gönderdiği” için eleştirmek gerekir. Gençler “askerliğe hayır” diyebilmeli…

Şimdi gelelim, çok daha hassas bir konuya. İpek Er’i intihara sürükleyen Uzman çavuşa karşı ülke çapında müthiş bir nefret dalgası yükseldi. Sonunda tecavüzcü başçavuş kadınların ürkütücü tepkisi sayesinde tutuklandı. (Çok yakında serbest bırakılmak üzere.)

Bu gencecik kızın intihar mı ettiği, yoksa polis ağabeyi tarafından intihara mı mecbur edildiği sorusu da dahil pek çok soru işareti olayın sıcaklığı içinde gürültüye gitti. Ama daha önemlisi işgalci askerlerin, polislerin, yargıç ve savcıların, Kürdistan gençliğine karşı yürüttüğü savaşın “özgün” yanıdır.

Bu özgün yan sadece “zorla tecavüz” değildir. Sosyal medyada bin bir hile, vaat ile genç kızları tuzağa düşürme yönteminde ordu ve polis mensupları bilinçli bir şekilde kullanılmaktadır.

İpek Er böyle bir tuzağa düşürülmüştür.

O halde bizim şimdi yapmamız gereken, sadece tecavüzü lanetlemek ve tecavüzcüye karşı nefretle haykırmak olamaz.

Kürdistan gençliğini “cinsel tuzaklara” karşı uyarmak gerekir.

İpek Er’in saf duygularını istismar eden tecavüzcü ne kadar suçluysa, İpek Er’i işgalci düşmandan uzak durma konusunda eğitmeyen ailenin yurtsever bilinçten uzak oluşu da bu aileyi tecavüzcü kadar suçlu kılmıştır.

Belki bizi de…

Digorlu Osman Özçalımlı Kışla'dan uzak durmak gerektiğini öğrenmediği için katledildi. İpek Er de işgalci erkekten uzak durmak gerektiğini öğrenmediği için yaşamını kaybetti.

Bu iki masum genç, Kandil’deki arkadaşlarından “uzak” durdukları için “ölümden” de uzak durduklarını sandılar. Ama düşman karargahından uzak duramadıkları, işgalci düşman erkekten uzak duramadıkları için öldüler. Aileleri de onları bu çıkmaz yolda aydınlatamadı, biz de yeteri kuvvetle kimden ve nasıl uzak durulması gerektiğini belki anlatamadık.

Bu zayıflık Kürdistan’da gençlerin arasında düşman faaliyetine tehlikeli bir ortam hazırlıyor. Uyuşturucu tuzağına düşürülen genç erkek ve kızlar ajanlaştırılıyor.

Aileler uyanık olmalı. Evlatlarındaki ani değişiklikleri zamanında fark etmeli. Yurtseverlik duygularındaki ani zayıflamayı zamanında teşhis etmeli. Özellikle uyuşturucu, alkol bağımlılığına işaret eden değişiklikleri izlemeli. Kızlarının duygusal yaşamındaki normal olmayan eğilimleri gözlemeli, onların kimlerle ilişki kurduğunu araştırmalı. Eğer kendileri evlatları üzerinde etkide bulunamıyorsa, yurtsever gençlikten yardım istemeli.

Evet, “şüpheli asker ölümlerine”, “tecavüzlere” karşı kitlesel öfkeyi örgütlemek büyük bir iştir.

Bu öfkeyi “Kışla kapısından ve işgalci erkekten uzak dur” uyarısıyla birleştirmek çok daha büyük bir iştir…

O Kışladan çıkıp İpek Er’e tecavüz eden Başçavuş, tekrar Kışlal’ya döndüğünde Digorlu er Osman’ı öldürür.

Gençliğin savunma cephesi Kürt özgürlük hareketinin saflarıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.