Faşizm ve direnişin zindan şafağı

İlham BAKIR yazdı —

14 Nisan 2022 Perşembe - 23:30

  • Direnişin sahiplenilmesi faşizmin yenilgiye uğratılmasının yegane yoludur. Unutmayalım ki dört duvar arasında tuttuğu insanlara bu kadar amansızca saldırı aynı zamanda muktedirlerin yaşadığı acizliğin de bir ifadesidir.

Bir ülkede faşizmin ne kadar azgınlaştığını, vahşetinin ve barbarlığının hangi seviyeye geldiğini görmek için o ülkenin cezaevlerine, cezaevlerindeki tutsakların nasıl koşullarda tutulduğuna bakmak gerekiyor. Türkiye cezaevleri, bütün tarihi boyunca yargılamanın da yargılama sonucu verilen cezanın da infazında Osmanlıdan tevarüs eden hukuk dışı, keyfi, ıslahtan ziyade suç işlediğine hükmedilenin anasından emdiği sütün burnundan getirildiği, yaşamın zindana çevrildiği, her türlü işkence ve kötü muamelenin mubah görüldüğü bir yargı ve infaz sistemini devralmıştır.

İçinden geçilen baskı süreçlerinde muhalifler, keyfi uygulamaların, baskıların, yasadışılık ve hukuksuzlukların ortay çıktığı durumları faşizm olarak nitelendirmektedir. Bunlar bir yere kadar doğru olsa da her baskı sürecinin faşizmle sıfatlandırılması, faşizmi doğru anlamamak olduğu kadar faşizmin sıradanlaşmasına ve faşizme karşı gösterilecek reaksiyonların da zayıflamasına yol açar. Her türlü iktidar biçimi içinde öyle ya da böyle faşizan bir karakter taşır. Ancak yaşananın faşizm olup olmadığını, muktedirin karakterinin faşizmin hangi boyutunu yaşattığını anlamak için muktedirin zindanlarına bakmak gerekiyor. Kendi hukuk dışı yasalarıyla yargıladığı ama kendi yasalarıyla da bir takım haklar tanıdığı, yaşam hakkını ve insanca yaşam hakkını kendi yasalarıyla güvence altına aldığına dair toplumla yasa ve anayasa yoluyla sözleşmeye bağlayan devlet, fiili olarak bu yaşam hakkını ve insanca yaşam hakkını tutsakların elinden almaktadır.

Mevcut iktidar, zindanları en temel savaş sahası haline getirmiş, özellikle muhalifleri, siyasi tutsakları en vahşi, en barbar şekilde baskılamayı, katletmeyi toplumu sindirmenin, bekasını sürdürmenin temel pratiği haline getirmiştir. Onlarca yıl hapis yatmış ve ceza süresi dolmuş olan tutsakları pişman olmadıkları için fiili olarak hapis yatırmaya devam etmekte, kendine bakamayacak durumda olan, tedavi edilmezlerse yaşamlarını kaybedecek olan tutsakları sağlık hizmeti almaktan mahrum bırakmakta, direnen ve teslim olmayan tutsakları vahşi uygulamalar maruz bırakmakta ve katletmektedir. Bedenlerini kendi denetiminde dört duvar arasında tuttuğu insanların ruhlarını da denetim almaya çalışmak ve bunun için en vahşi yöntemlere başvurmak faşizmin en belirgin özelliğidir.

Zindanlardaki baskı artıkça ve zindanlarda sonuç alındıkça bu uygulamalar parça parça toplumsal alana teşmil edilecektir. Zindanlar faşizmin toplumsal deney laboratuvarlarıdır zira. Bugün zindanlarda özellikle Kürt özgürlük hareketi tutsakları üzerinden hayata geçirilen faşizm, eğer sessiz kalınırsa tüm toplumun teslim alındığı koyu bir karanlığın arifesine getirmiştir bizi.

Zindan direniş geleneği, Kürt özgürlük hareketinin diriliş geleneğini yaratmıştır. Zindanlar bugün bu direniş geleneğini ruhlarıyla bedenleriyle sahiplenerek Mazlumlaşarak faşizme karşı büyük bir direnişi gerçekleştirmektedirler. Bu direnişin sahiplenilmesi faşizmin yenilgiye uğratılmasının yegane yoludur. Unutmayalım ki dört duvar arasında tuttuğu insanlara bu kadar amansızca saldırı aynı zamanda muktedirlerin yaşadığı acizliğin de bir ifadesidir. Faşizmi yeniden zindan direnişiyle yeniden yıkmanın şafağındayız. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.