Gökten düşen üç ayva  Ya da Kuzey’in ilhakı 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

20 Ekim 2020 Salı - 21:37

  • “Kıprızlı” Türkler kendilerini Kuzey Kıbrıs’ta “çoğunluk” sanırken, günlerden bir gün uyandıklarında yeniden “azınlık” haline geldiklerini gördü.

BM, yalnızca Türk devletinin tanıdığı KKTC’yi Türk devletinin işgal bölgesi olarak tanımlıyor.
Bu bölgede geçtiğimiz Pazar günü ne oldu?
İşgal bölgesine Saray tarafından kayyum atandı. Atanan kayyum, Tatar.
1974 tarihinde işgal edilen bu bölgede yüzyıllardır bir Türk azınlığı yaşıyordu. İşgal de güya bu Türk azınlığının hak ve menfaatlerini korumak için yapılmıştı. İşgal sonrası Güney’deki Kıbrıs Türkleri Kuzey’e, Kuzey’deki Kıbrıs Rumları Güney’e göç etti. Böylece Kıbrıs Türkleri artık “azınlık” olmaktan çıkmış, Kuzey Kıbrıs’ta “çoğunluk” olmuştu.
Böylece Kıbrıs’ta “azınlık-çoğunluk” ilişkisinin yerini eşit haklı Rumlarla Türkler’in Kıbrıs sorununu çözme amaçlı müzakereleri almıştı. Çözüm federal bir Kıbrıs olarak her iki tarafça kabul görmüştü.
Sonra neler oldu?
“Kıprızlı” Türkler kendilerini Kuzey Kıbrıs’ta “çoğunluk” sanırken, günlerden bir gün uyandıklarında yeniden “azınlık” haline geldiklerini gördü. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kuzey Kıbrıs’ın demografik yapısını el çabukluğu ile değiştirmişti. Kıbrıs’ın yerlisi Kıprızlılar, Türkiye’den göç ettirilen Anadolu Türkleri tarafından azınlık haline getirilmişti. Şu anda yerli Kıbrıslılar Kuzey Kıbrıs nüfusunun kimi verilere göre ancak yüzde 44’ünü oluşturuyor.
İşte şimdi sözde seçim sonucunda atanan kayyım da Kıbrıs’ın gerçek sakinlerinin değil, göçmenlerin oylarıyla “KKTC Cumhurbaşkanı” oldu.
Neden “gerçek sakinler” diyorum?
Çünkü Türkiye’den getirtilen insanlar BM’in 1977 yılı kararıyla “yasa dışı nüfus” olarak tanımlanıyor ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin nüfus verilerinde yok sayılıyor.
Ne olmuş oluyor?
Türk Devleti “soydaş” dediği Türkleri onların topraklarına “kendi Türklerini”  yerleştirerek azınlık haline getirmiş bulunuyor.  Türkü Türklerle azınlık haline getirmenin ne anlama geldiğini düşünmek insanı şaşırtıyor.
Ve giderek Kıbrıs’ın yerlileri, çoğunlukla Britanya’ya göç ediyor. Yani Kuzey Kıbrıs Kıbrıslı Türklerden arındırılıyor. Bir tür soykırıma uğruyor.
Türkün Türkü kendi topraklarından kovması gibi hayret uyandıran bir sonuçla karşı karşıyayız.
Ve elbette şimdi herkes düşünüyor.
İşgal ettiği toprakların yerlisi olan Türkleri bile azınlık haline getirenler, onları giderek eritip yok etme yolunda yürüyenler, acaba başka ülkelerde işgal ettikleri topraklarda neler yaparlar?
Neler yaptıklarını Efrin’deki, diğer işgal edilen Suriye ve Rojava topraklarındaki olan bitenden biliyoruz. Kürtleri, Ermenileri, Asurileri kovuyorlar. Arapların başına da bir Türk Kaymakamını dikiyorlar.
Bunlar tamam da, biz asıl olarak Türkmenleri uyarmalıyız.
Saray rejimi Kerkük’teki Sünni-Müslüman Türkmenleri, tıpkı Kıbrıs’taki ilk kontrgerilla örgütlenmesi olan Türk Mukavemet Teşkilatı gibi silahlı yer altı örgütlerinde örgütlüyor. Onları Kerkük’ün asıl çoğunluk nüfusu olan Kürtlere, aynı zamanda Şii Araplara karşı kışkırtıyor. Erdoğan’ı “kurtarıcı” sanan bu Türkmenler Kuzey Kıbrıs’a dikkatle bakmalı. Vaktiyle Rumlara karşı savaşan Kıbrısın yerli Türkleri şimdi Anadoludan getirilen göçmenlerin istilasına uğrayarak ikinci sınıf Kıbrıslı haline geldi. Bu Türkler Samson faşizminden kurtulup Kıbrıs’ta özgürce yaşayacaklarını düşünürken, şimdi Türk faşizminin Kuzey Kıbrıs’a ihraç edileceği korkusuyla titriyor.
Ama daha da önemlisi Avrupa Birliği üyesi Kıbrıs Cumhuriyet’iyle tek bir devlet çatısı altında Federal bir birlik kurup AB vatandaşları olma umuduyla yaşayan bu Türkler şimdi Kuzey Kıbrıs’ın “ilhak” edilmesi tehlikesiyle yüz yüze bulunuyor.
Daha şimdiden Türk devletinin sözcüleri ve medyası, Kıbrıs’ta “federal çözüm” yerine “iki devletli çözüm”den söz ediyor. Bunun anlamı, Kıbrıslı Rumlarla Türkler arasındaki müzakerelere son vermek, federasyon temelinde Kıbrıs’ın birliği yerine bölünmeyi kesinleştirmektir. Bunun arkası Hatay modelidir.
Hatay önce Türk ordusu tarafından Fransa’yla yapılan anlaşma gereği işgal edildi. Ardından Hatay Cumhuriyeti adı altında bir devlet kuruldu. Bu devletin başına Tayfur Sökmen getirildi. Tayfur Sökmen yapılan plebisitle Hatay’ın Türkiye Cumhuriyetine katıldığını ilan etti.
Evet. Son seçim federasyon yanlısı yerli Kıbrıslı nüfus ile ilhak yanlısı göçmen Kıbrıslı nüfus arasındaki derin bölünmeyi gözler önüne serdi ve Kuzeyin ilhakı da böylece gündeme gelmiş oldu.
Erdoğan her an ilhaktan söz edebilir, böylece HDP dışında tüm muhalefeti bu maceraya ortak eder ve Kıbrıs fatihi olarak erken seçimle üçüncü defa başkan olur.
Gökten üç elma değil de üç ayva düşer.
Üç ayvayı da muhalefet yer.
Afiyet olsun.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.