- Kandil’de yağmur yağıyor ama rehavet yağmuru değil. Her an sele dönüşebilecek bir sağanak bile bekleniyor. Gerilla, tedbirini almak zorunda. İstanbul’u sel götürürken tedbirsiz olabilir mi?
- Toplum, sel hareketlerine karşı hazırlıklı mıdır? Sele sebep olacak fırtına Kasım’da kopabilir. Kandil’de yağmur, güzel toprak kokusu getiriyor ama bunu sele dönüştürmek isteyenler var.
- Gerilla, demokratik siyasetle Türkiye’ye dönmek istediği halde aksi gelişmelere de hazırlıklı. Burası Ortadoğu! Yağmuru en güzel duygularla seyrederken seli düşünmeden edemiyorlar…
- Gerilla bunu düşünüyorsa herkes ciddiye almalı. Gerçekler ortadadır. Bölgesel savaş gelirken Önder Apo serbest olmazsa ipler kopacaktır. Gelmekte olan selden bahsetmeyelim mi?
NURETTİN DEMİRTAŞ
Yağmur çağıran çiçekler açtı. Sonbaharın renk cümbüşünü ortaya çıkaran güzel bir yağmur yağıyor. Tıpkı baharda olduğu gibi patikaları yaban reyhanlarının kokusu kaplamış. Karıncalar yuvalarına çekilmiş, sincaplar son cevizlerini topluyor…
Kandil’i merak edenlere söyleyelim; şimdilik sağanak değil, ıslanmak için altına koşulacak bir yağmur yağıyor ama toplanmakta olan kara bulutlar yağmurları sele dönüştürebilir.
Kandil köylüleri, sel için tedbirlerini alıyor. Cevizleri, incirleri, narları topladılar. Kış hazırlıkları için evlerini de topladılar. Siyasal gelişmeleri bizim kadar takip ediyorlar. Gerillanın ne yapacağını merak ediyorlar. “Süreç tıkanıyor mu, tekrar savaş mı olacak” diye soruyorlar.
Gerilla da siyasal gelişmeleri okuyor ve kış hazırlıklarını daha ciddi düzeye taşırıyor.
Gerillanın süreç hakkındaki son düşünceleri nedir?
Demokratik entegrasyon çözümü için Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması geciktirildikçe kapıda yeni bir savaşın olduğunu düşünenler az değil.
Provokatör danışman Mehmet Uçum’un söyledikleri bir yana, 28 yılına girmekte olan İmralı hapisliğine son verilmemesi, kendi başına en büyük tahriktir. Doğrudan savaş kışkırtıcılığıdır.
Kışa hazırlanan gerilla, en çok bunu konuşuyor: Sınırlar ve sinirler bu kadar zorlanarak barıştan ve kardeşlikten bahsedilemez!
Birkaç duyarlı ve cesur gazeteci, Kandil’e geldi. Gerillanın silahlı mücadele stratejisine son verdiğini ve Türk devletine tehdit oluşturmadığını kendi gözleriyle gördüler. Gözlemlerini son derece objektif anlattılar. Şimdi artık Kandil’e değil, İmralı’ya gitmelerinin zamanıdır. Savaş istemeyen herkesin yönünü dönmesi gereken yer…
Savaşın ne olduğunu bilen hiç kimse, tekrar savaşın başlamasını istemez. AKP, şimdilik “ne savaş ne de barış” modundadır; bu siyaset kendilerini çürütmekle kalmıyor, kendi içlerindeki çürümüşlüğü açığa çıkarıyor.
AKP’nin derdi, barış yapmak değil, barış görüntüsünün rantını yemek. Savaş başlatacak bir bahane aramaları gerekmiyor, zira Türkiye bölgesel savaşın içine sürükleniyor.
Toplum sıcak savaş dışında zaten faşizan bir saldırganlıkla karşı karşıyadır. Kadın cinayetleri, fuhuş, uyuşturucu, doğa talanı… Gözaltılar, yasaklamalar, tutuklamalar, infaz ertelemeleri, basına saldırılar, fon hırsızlığı, kayyumlar… Ne yok ki? Bunların her an tekrardan topyekûn hale dönüştürülmesi an meselesidir.
Gelişmeler, tek yanlı ele alınır ve barışa garanti gözüyle bakılırsa toplum savunmasız kalır. Herkesin bunu bilerek psikolojisini de evini de tıpkı Kandil köylüleri gibi hazırlaması gerekir. AKP, barış görüntüsü vererek rehavet ve bıkkınlık yaratmak istiyor.
Kandil’de yağmur yağıyor ama rehavet yağmuru değil; uyuşturmuyor, canlandırıyor. Çok güzel bir hava var ama her an sele dönüşebilecek bir sağanak bile bekleniyor. Gerilla tedbirini almak zorunda. İstanbul’u bile sel götürürken gerilla tedbirsiz olabilir mi?
Toplum, sel hareketlerine karşı hazırlıklı mıdır? Bu sele sebep olacak fırtına Kasım’da kopabilir.
ABD Kongresi'nin ara seçimleri var. Trump zorlanıyor. Savaş lobileri para akıtıyor. Yetmiyor. Yetmeyeceğini biliyorlardı. Bu yüzden Ankara’daki NATO toplantısıyla savaşın yükünü bölge devletlerine yüklemişlerdi. Türkiye de bunun içindedir. Kızıldeniz ve Mekke anlaşmaları Trump’ın emriyle savaş yükünün paylaşılması içindir.
Ortadoğu’ya bölgesel savaş geliyor. Zaten Türkiye’nin etrafı yangın yerine dönmüş. Bir tek Türkiye bu savaştan uzak kalmıştı ve sebebi de Önder Apo’nun geliştirdiği Barış ve Demokratik Toplum Süreci'dir.
Kandil’de yağmurlar çok güzel toprak kokuları getiriyor ama rantçılar bir bahane bulup bunu sele dönüştürmek istiyor. Küresel güçler zemini hazırlıyor; artık sadece KDP ile değil, tüm Kürtlerle ilgilenmelerinin başka ne anlamı olabilir ki?
Uluslararası ilgi ve hesapları savaşa değil, barış gücüne çevirmek isteyen gerillanın sinirleri sağlam. Savaşla değil, demokratik siyasetle Türkiye’ye dönmek istedikleri halde aksi gelişmelere de hazırlıklı. Burası Ortadoğu! Yağmuru en güzel duygularla seyrederken seli düşünmeden edemiyorlar…
Gerilla bunu düşünüyorsa herkesin ciddiye alması gerekir.
Toplumu hazırlıksız bırakmaya kimsenin hakkı yoktur. Gerçekler ortadadır. Bölgesel savaş gelirken Önder Apo serbest olmazsa ipler kopacaktır.
Ölüm çukurundaki 28 yıldan ve bunca değişimden sonra Önderliğimizin halen hapiste tutulması, barış karşıtlığından başka anlam taşımıyor.
Kandil’de yağmur yağarken bir grup gerilla ile sohbet ederken bu düşünce ve duygularını dile getirdiler. Kimisi her yerinden yaralanmış. Nice savaşlar görmüşler. Yine de inceliklerini yitirmemişler. Savaş diye bağıran yok. Aksine Önder Apo’ya inancın getirdiği bir olgunluk var. Serinkanlılar ama şahan bakışlılar ve olacakları da kestiriyorlar. İçlerinden tecrübeli olan, birlikte zindanlarda kaldığımız bir yoldaş, Önder Apo’nun yaşından bahsediyor. Gözlerindeki özlem öfkeye dönüşüyor, duruyor, gerisini getirmiyor. Susuyor, susuyoruz, sadece bakışmakla yetiniyoruz.
Anlatmayalım mı?
Birileri rahatsız olacak diye, gelmekte olan selden bahsetmeyelim mi?
Toplum savunmasız, hazırlıksız mı yakalansın?
Tek bir gelişme bunun önüne geçebilir: Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü! O zaman yağmurlar bahar kokusunu taşır…
Kandil’de yağmur yağıyor ve gerilla şehit Bêrîtan’ı anıyor; uçurumda kanatlanan…