Kobanê ruhu

Ahmet TURHALLI yazdı —

5 Temmuz 2021 Pazartesi - 23:00

  • Kürtleri kurtuluşa götürebilecek tek ve yegane ruh hali, Kobanê ruhudur. Kürtlerin birliği ancak bu ruh hali ile sağlanabilir. Umutların ve korkuların birleştiği tek hakikat, Kobanê hakikatidir.

 

Dünyanın en kadim milletlerinden olan bir millet, gelenek ve görenekleri, kültür ve sanatı, inanç ve mezhep çeşitliliği ile farklı zengin lehçeleri ve biyolojik yapısı ile ortadan kaldırılmaktadır. Turan devletinin yönetici ve taraftarları güç ve ittifakları tek koro halinde, milletimizin can, mal ve coğrafyasına vahşice kast etmektedirler. Hiçbir değer yargısına sığmayan yöntem ve metotlarla bir milleti yok etmektedirler. Dağlarımız kimyasal ve fosfor bombaları ile bombalanmakta, ormanlarımız yakılıp yağmalanmakta, mücadele yürüten çocuklarımız, alçak ve kalleşçe katledilmektedir.

21. asırda, globalleşen dünyanın gözleri önünde, sivil siyaset olarak kurumsallaşan ve 6 milyondan fazla oy alan bir parti, her türlü saldırı, karalama ve komplo ile bertaraf edilmeye çalışılmaktadır. Siyasal ve legal olarak kurulmuş bir parti binası içinde bir lokma kuru ekmek, bir parça domates, birkaç zeytinle kahvaltı yapan masum bir genç kız, işkence edilerek katledilmektedir. Devleti yönetenler bu durumu gizleme gereği duymamakta, açıkça biz yaptık demekteler. Kürt’e ne yaptıklarını ve bundan sonra ne yapacaklarını da alenen göstermekteler. Turan devleti ortaklarıyla birlikte DAİŞ’i kurdu, ona Rojava ve Başûr’da katliamlar ve jenositler yaptırdı; Kürt'ü yok etmeyi planladı. Kürtler bu durum karşısında kahramanca direnerek dünya milletlerinin vicdan ve sempatisini kazanmayı başardı. Bu başarı ile birlikte muazzam bir uluslararası kamuoyu oluştu ve Türk devleti ülkemizin bu parçalarında yürüttüğü vekalet savaşını kaybedip mağlup oldu.

Vekalet savaşında yenilgiye uğrayan kemalist devlet, Efrîn’e saldırarak Almanya, Rusya ve İngiltere’nin açıktan desteğini almış; diğerlerini sessiz kalmaya ikna etmiş, hain Kürt'ü, çeteleri, mafyayı, hırsızı, arsızı, sahte İslamcısı, solcusu, kontrası, kemalisti bir araya getirmeyi başarmış, bu düzeyde bir haramiler birliği oluşturmuştur. Bu haramiler yıllardır çakal sürüleri ve leş kargaları gibi bizleri kırımdan geçirmektedirler. Peki bizler bu jenositi ve kırımı yaşayanlar ne yapmalıyız? Millet olarak olup bitenlerin ne kadar farkındayız? Bunu ne kadar hissetmekteyiz? Kürt bu jenositten kurtulmayı nasıl başaracak? Ne yapmalı/nasıl yapmalı? Klişeleşen birlik kavramının altını nasıl doldurmalıdır? 

Bütün parçalarda ve kürre-i arzda yaşayan her Kürt’e, yok edilme hissi derinlikli kavratılmalı, reflekslerini, çalışmalarını, düşünsel ve bedensel enerjisini bu mefkure üzerine oturtmalıdır. Böylelikle TC ve harami çetelere karşı yeniden bir Kobanê ruhu oluşturulabilsin. Kobanê ruhu Kürtleri kurtuluşa götürebilecek tek ve yegane ruh halidir. Bütün Kürtlerin birliği ancak bu ruh hali ile yeniden sağlanabilir. Umutların ve korkuların birleştiği tek hakikat, Kürtler açısından Kobanê hakikatidir. Biz Kürtler ve bize öncülük ettiklerini söyleyenler, Kobanê ruhunu besleyip büyütmelidirler. Oysa Kürtlerin tarihinde ilk kez böylesi bir enerji ve birlik sağlanmıştı. Dikkat edilirse Kürt'ün azılı düşmanı Türk devlet sistemi, bu ruh halinin oluşmaması için bütün gücünü seferber etmiştir. Kürdistan sömürgecilerine karşı, Kobanê ruhu diriltilmelidir. Bu durum samimi ve Kürdistanı isteyen bütün taraflar için geçerlidir.

Birlik ve ittifak ancak bencillik ve enaniyet ruhundan, bizim zihniyetine ve ruh haline ulaşmakla mümkün olur. Birlik benim bölgem, benim lehçem, benim inancım, benim ideolojim, benim ailem ve aşiretimle gerçekleşemez! Ortak ulusal çıkarlar, sevinçler ve kederleri birleştirerek ancak birlik olabiliriz. Uğruna yıllarca kanımızı döktüğümüz, acı çektiğimiz, değerlerimize samimice sahip çıkarak sağlayabiliriz. Her şeyini ulusal davamıza adayanlara, yıllarca hiçbir şahsi menfaat gözetmeksizin emek harcayanlara, sahip çıkmakla birlik olabiliriz. Ulusun çıkarlarını kendisi ve çevresi için kullananlarla sağlanan birlik, birlik olamaz/olmamalıdır.

Kürtlerin ulemaları, şeyhleri, mollaları, rehberleri, şehitleri, kahramanları Kürdistan hakikatini ve Kürt'ün özgürce, şereflice yeryüzünde yaşaması için çalıştılar/çalışmaktalar. Kendilerine şahsi alan açmaya çalışanlar, düşmanlarına entegre olmuşlar, düşmanlarının yemlemesi ile beslenenler ne kadar ulusun çıkarlarını gözetebilirler? Kürdistan’ı isteyenler, Kürt'ün özgürlüğünden ve insanca yaşamasını arzu edenler ise beni değil, bizi inşa etmek, milletimizin ittifakını, birlik ve bütünlüğünü oluşturmak için cehd etmelidirler. Zihinsel enerjiden, bedensel enerjiye kadar, bütün enerjimizi birlik üzerine ikame etmeliyiz. Çelişki ve çatışma noktalarını bir tarafa bırakarak, birlik ve beraberlik noktalarımız üzerine, siyaset, söylem ve iş yapmalıyız. Bencillik ve enaniyet kendi sınırları içine çekilmeli, bizciliğin koşulları sonuna kadar zorlanmalıdır. Dışa bağımlı ve sürekli dıştan bekleyen zihniyet daraltılmalıdır. Kendi öz gücüne dayanan bir birlik, doğru olan bir birliktir. Dışa bağımlılık birlik için zehir, yıkım ve sonucu milletçe kaybetmektir. Dış güçler birliğimizi değil parçalanmamızın derinleşmesi için çalışmışlar/çalışmaktadırlar. Birliğimiz oluştuğu zaman, dış güçler de çıkarlarını ve çıkarlarımızı gözetirler. Lord Palmerston'un "İngiltere'nin ebedi dostları ve düşmanları yoktur, değişmez çıkarları vardır" söylemi dışa bağımlı düşünen garibanlara hakiki bir cevaptır. Bu diğer ulusların ve halkların biz olma anlayışının da hakikatidir.  

Aklı başında, vicdanını, insanlığını, inancını ve ulusal kimliğine saygısını yitirmemiş her şahsiyet bir saniye geçirmeksizin birlik için yapılan çalışmalara katılmalıdır.

Enaniyet, bencillik, particilik, yörecilik, lehçecilik ve parçacılık yapanlar, ağır ve kaldırılması zor olan bu vebalin altında kalacaklardır. Beni seni değil, stratejik ve hayati bir çalışma olarak BİZLER olgusu Kürt’ün hayatına hakim kılınmalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.