Manda ve Elbruz için Soylu’ya teşekkürler 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

13 Haziran 2022 Pazartesi - 08:30

  • Suriye’de ÖSO ve Irak’ta KDP kendi devletlerinin bir kısım topraklarını, yani Rojava ve Başûr’u Türk devletine, onun himayesine sığınma adı altında peşkeş çekmeye hazırlanmaktadır.

Erdoğan rejimi kudurdu. Gerilla Türk devletini Başûr’da darbeliyor. Rojava’ya saldırıya hazırlanan TC QSD’nin kararlı duruşu, Suriye’nin karşılık vereceğini ilan etmesi ve özellikle Til Rıfat’a yönelik saldırıya İran’ın tepki göstermesi üzerine tereddüde düştü. Halep’e 33 km.de bulunan Tel Rıfat’la ilgili Rusya’nın da itirazı olduğu bildiriliyor. ABD’den de itiraz var. AB raportörü ise Türk devletini bölgede “işgalci” ilan etti bile. Ve Erdoğan rejimi Ege Adaları’na gözünü dikmeye başladı. (Bu konu başka bir yazıda ele alınacak.) 

Erdoğan ekonomik enkaz altında debeleniyor, Zap’ta ve Til Rıfat’ta bir “zafer” kazanarak şimdi yapılsa kesinlikle kaybedeceği seçimi kazanmak istiyor. 

Ancak bu “seçim” meselesi, Erdoğan’ın şahsı için ne kadar hayati olursa olsun, Türk devleti için taktik bir meseledir. TC’nin stratejik hedefi Rojava’yı ve Başûr’u “himayesine” almak, buralarda “manda” egemenliği kurmaktır. 

Bundan önceki yazılarımdan birinde “Manda” statüsü hakkında yazmıştım. Bilindiği gibi 1 Dünya Savaşı’nın sonunda ABD Başkanı Wilson sömürgelerdeki milletlerin “kendi kaderlerini tayin hakkını” ilan etmişti. Bağımsızlık için umutsuzca direnen pek çok sömürge egemeni bu nedenle “bağımsızlık yolunda ABD ve diğer emperyalist ülkelerin himayesini” yani “manda” yönetimini talep etmişti. Örneğin Osmanlı Devleti savaş sonunda çökünce Türk aydınlarının ve bürokratların bir kısmı ABD “mandası”na girmek için eyleme geçmişti.  

Bilindiği gibi, savaş sonunda emperyalist devletler sömürge sisteminden “yeni sömürge” sistemine geçmeye başlamış, bu nedenle “eski sömürgelerin bağımsızlığını” tanıyacaklarını ilan etmişlerdi. Ancak bu devletler sömürge halklarının kendilerini yönetemeyeceğini, onların kendilerini yönetmelerine büyük devletlerin “yardım” etmesini söyleyerek, BM’den “manda” rejimleri kurma yönünde onay almışlardı.  
“Manda” nedir? Bir kere daha Vikipedi’den alıntı yaparak yazıyorum: “Manda 1. Dünya savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş kabul edilen ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir. Geleneksel sömürgeciliği tasfiye etmeye yönelik bir proje olarak düşünülmüş, ancak uygulamada geleneksel sömürgeciliğe benzer sonuçlar doğurmuştur.”   

Türk devletinin Rojava ve Başûr’u “himayesi” altına almak ve buralarda “manda” rejimi kurmak istediğini söylediğimde, doğrusunu ifade etmem gerekirse ben bile bu yazdığım iddiayı yeterince kanıtlayamamış olmaktan ötürü tereddüt içindeydim. Neyse ki imdadıma İçişleri Bakanı Soylu yetişti.  

Jandarma komutanlarının önünde yaptığı konuşmada aynen şunları söyledi: 
“İdlib'de ve diğer operasyon bölgelerinde güvenli alanlar oluşturuyoruz. Hayatı normalleştiriyoruz. Biz Batı gibi orada sömürge alanı oluşturmuyoruz. Kendi kendilerini yönetebildikleri, huzuru sağlayabildikleri bir alanı oluşturmaya çalışıyoruz.” 
Seni gidi “yardımsever” seni… 

“Manda” ile ilgili alıntıda ne deniyor? “Kendi kendilerini yönetebilecek düzeye eriştirmekten” söz ediliyor. Soylu ne diyor? “İdilb’de ve diğer operasyon bölgelerinde, yani Rojava Başûr’da “Kendi kendilerini yönetebildikleri bir alan oluşturuyoruz” diyerek “Manda” rejimi kurma niyetini inanılmaz bir açıklıkla ilan etmiş oluyor. Emperyalistler vaktiyle sömürge halklarının “henüz kendilerini yönetmeye hazır olmadığını, onlara kendilerini yönetmeyi öğreteceklerini” nasıl sinikçe ilan etmişlerse, Türk devleti adına Soylu da aynı ırkçı-sömürgeci-mandacı lakırdıyı salyalı ağzından halkların suratına fırlatıyor. 

Bu da göstermektedir ki, Suriye’de ÖSO ve Irak’ta KDP kendi devletlerinin bir kısım topraklarını, yani Rojava ve Başûr’u Türk devletine, onun himayesine sığınma adı altında peşkeş çekmeye hazırlanmaktadır.Türk devletinin “misak-ı milli” adı altında yürüttüğü “yayılmacı-işgalci-ilhakçı” saldırılara, Suriye’nin ve Irak’ın içinde suç ortağıdırlar. ÖSO kendi devletinin toprak bütünlüğüne kast ediyor, aynı zamanda Rojava’da yaşayan Kürt halkını soykırımla kendi topraklarından sürmeye kalkışıyor, yerleşeceği Rojava topraklarını da Türk devletinin himayesinde sömürgeleştirme yolunda yürüyor.KDP ise Barzani ailesinin iktidarını ve servetini korumak amacıyla Kürt halkını bir kere daha Osmanlı artığı Türk devletinin egemenliği altına sokmakta “beşinci kol” işlevi görüyor.   

Soylu Suriye ve Irak’ta “manda” rejimi kurma itirafında bulunduğu konuşmada bir de şöyle dedi: “Kandil’e ay yıldızlı bayrağımızı dikeceğiz.” 
Sömürgecilerden ilham alarak “manda” hayalleri gören Soylu, bu lafı ederek de, Hitler’den ilham alarak “bayrak dikme” hezeyanına kapılmış. Bilindiği gibi Hitler Stalingrad ve Kafkasya’ya saldırdığında Sovyet Ordusu’nun güçlü darbeleriyle serseme dönmüştü. O sersemlikle Nazi Ordusu’nun “Alpinistlerine” Kabartay özerk bölgesindeki beşbin küsur metre yükseliğindeki Elbruz Dağı’nın zirvesine gamalı haç bayrağını dikme emri vermişti. Kuş uçmaz, kervan geçmez, buzullarla kaplı bu dağın zirvesine Alman askerleri dona dona tırmanmış ve Nazi bayrağını zirveye çekmişti. Nazi propaganda aygıtı bu “zaferle” coşmuş, kendi halkını “zafere” bir kere daha inandırmıştı.  
Sonra? 
Zirveye dikilen bayrak Hitler’i çarpmış, o paçavra orada rüzgarlarla lime lime olurken, Hitler kendininde akrep gibi kendini zehirleyerek geberip gitmişti.  

Şimdi Soylu Erdoğan adına “Kandil’e bayrak dikmekten” söz edince, Elbruz’u hatırladım. “Gözünüz pınar, ayaklarınız göl olsun” bedduasını mırıldanarak gülümsedim. 

Bir gün  Kandil’in uçsuz bucaksız, ıssız, gerillasız tepelerinden birinde bir Türk bayrağının sallandığını işittiğinizde siz de Elbruz öyküsünü hatırlayıp, “eceli gelen, Kandil Dağı’na ya da Kandil Dağı diye mesela uyduruk bir tepeye bayrak dikmeye yeltenir” diyesiniz diye bu satırları yazdım.  

Manda işi ciddidir, bayrak dikme işi ise fasaryadır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.