Millet-i Sadıka ve Kürt kardeşlerimiz

Cafer TAR yazdı —

2 Mayıs 2021 Pazar - 22:07

  • Türk devleti Kürt Özgürlük Hareketinin geliştirici/dönüştürücü gücünden korktu; bütün telaşı bundan. Bununla sadece AKP/MHP faşist bloğunu kast etmiyorum; Devletinin rantla beslenen bütün bileşenleri Kürt Hareketinin toplumsal tabanından ve ideolojisinden etkilenen HDP'nin gelişimini kendileri için yaşamsal bir tehdit olarak görüyorlar.

İktidarın HDP düşmanlığı çok açık; fakat muhalefet de aslından HDP'nin özgürlükçü çizgisinden pek haz etmiyor. Gerek CHP gerekse de İYİ Parti olaya tamamen matematik bir problem olarak bakıyorlar.

24 Nisan'da ABD Başkanı Joe Biden'in 106 yıl önce bu topraklarda yaşananı bir “soykırım” olarak tanımlaması Türkiye'de muhalefetin demokrasi ve insan hakları konusundaki tutumunu da gözler önüne serdi. HDP dışında hiç bir parti 106 yıl önce yaşananları açık açık konuşma cesaretini gösteremedi.

Kimse düzen partilerinden yaşanaları soykırım olarak tanımlamalarını beklemiyordu; fakat en azından binlerce yıl bu topraklarda yaşamış Ermenilerin yaşadıkları acılara biraz olsun empati duyup; insanlık ve merhamet alameti gösterebilirlerdi. Fakat onlar bunu yapmak yerine yeniden HDP'yi hedef haline getirmeyi seçtiler.

Türkiye'de bu güne kadar bütün politik yapılar ağız birliği yapmışcasına katledilen; bu topraklardan sürülen Ermenilerin değil; onları bu topraklardan süren Talat ve Cemal Paşa gibi olayın sorumlularının ardından göz yaşı dökmüş, yüzbinlerce insanın ölümünden sorumlu tutulan bu insanları ulusal kahraman ilan etmişlerdir.

Her ağızlarını açtıklarında Millet-i Sadıka dedikleri Ermenileri acımadan yok eden bu gelenek Türkiye'de hala dip diri duruyor. Türk devleti Ermeniler ve Azeriler arasında yaşanan sorunların çözümüne bırakın katkı sunmayı; sorunu büyütüp savaş noktasına taşıdı.

Uluslararası koşulların uygun olduğu ilk fırsatta da Azerilerle birlikte bir kez daha Ermenilere saldırdılar. Bu koşullarda geçmişte yaşananlar Türk devletinin her defasında papağan gibi dilinden düşürmediği “Tarihçi"lere bırakılabilinir mi?

Eğer Türkiye içerde ve dışarıda sorunlarını diyalog ve müzakere ile çözmeyi deneyen bir ülke olsaydı; o zaman belki sorun gerçekten tarihçilere bırakılabilinirdi; fakat bu koşullarda bu sorunun ilk elden muhattapları uluslararası kurumlar, demokrasi ve insan haklarını önemseyen devletler ve onların kamuoylarıdır.

Sözcü gazetesinden Yılmaz Özdil günlerdir Ermenilerin Tüklere sözüm ona neler yaptığını anlatıyor; ona göre “asıl soykırımcı Türklere zulüm eden Ermeniler!” Bir halkın hatıratına en fazla bu kadar saygısızlık yapılabilinir. Bu adam Türkiye'de istisna değil; İslamcılar ve kemalistlerin en fazla ortaklaştıkları konulardan bir tanesi bu olmaktadır.

Tıpkı kimi sahte müslümanların sözü ona kafir olanları bağışlamak için onlardan Kelime-i şehadet getirmelerini istemeleri gibi; o da insanlardan Türk olmalarını talep ediyor. O zaman hepimizin mutlu olacağını böylece hayatımızın bağışlanacağını söylüyor.

Ne olur Türk olmazsak; Türk olmadan bu devletin vatandaşı olunamaz mı?

Türkiye'de egemenlik ilişkisinin bütün bileşenleri; aynı noktada duruyorlar; AKP-MHP müslüman/ Türk olmayı, CHP ve İYİ Parti ise laik/ Türk olmayı dayatıyor. Aksi halde bu ülkede yaşayamazsınız, diyorlar.

Ya Sivas'ta olduğu gibi yakılır, katledilirsiniz; ya da Ermeniler, Dersimliler gibi kılıçtan geçirilirsiniz. Yüz yıldır devleti yönetenler aynı yerde duruyorlar. Dün Ermenileri yok edenler bugün ‘Çökertme planı’ ile aynı şeyi Kürtler'e yapmaya çalışıyorlar.

Amerikan Başkanı Joe Biden Soykırımı lanetlerken temel kaygısının bir kez daha bir soykırım yaşanmamasının sağlanması olduğunu söylemişti. Türk medyası en çok bu ifadeye tepki göstermişti. “Ne yani Türkler bir kez daha soykırım mı yapacaklardı?”

O zaman soralım 2014 yılında hazırlanan ‘Çökertme planı'nı neyle izah edeceksiniz. Efrîn'de Kürtlerin zeytin ağacından bile intikam almaya çalıştığınızı; Kürt mezarlarını bile yıktığınızı; Cizre'yi, Sur'u ve daha nice yıkıma uğrattığınız Kürt kentlerini insanlar görmüyor mu sanıyorsunuz.

Yaptıklarınız tarihçilerin falan değil; hem içerde hem de dışarıda ceza yargılamasının konusudur. Ve o günler de yakındır. Hepiniz yaptıklarınızın hesabını; siyaseten, hukuken ve kamu vicdanında vereceksiniz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.