Muhalefet ne yapmalı? Yaptıklarının tersini… 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

2 Mart 2021 Salı - 23:00

  • Eğer Bursalı bu “siyasi provokasyonu” teşhis ettikten sonra, bir de buna karşı nasıl bir tutum takınmanın doğru olacağını yazarsa bu önemli yazı daha da önem kazanacak.

Orhan Bursalı önemli bir yazı yazdı. Bu yazıya göre, Erdoğan üç milyon oy açığını kapatmak için ABD ile “yapay” bir gerginlik yaratmayı, Yunanistan ile ise basbayağı bir çatışmayı planladığını, bunları yaparak da seçimleri kazanmayı düşünüyormuş. Böyle bir durumda AKP’den kopan oylar misliyle elde edilecekmiş.

Aynı düşüncedeyim.

Eğer Bursalı bu “siyasi provokasyonu” teşhis ettikten sonra, bir de buna karşı nasıl bir tutum takınmanın doğru olacağını yazarsa bu önemli yazı daha da önem kazanacak.

Herşeyden önce ona sorulacak soru şudur: Bir Türk-Amerikan, ya da Türk-Yunanistan gerginlik ve “çatışma” meydana gelir ve milliyetçi histeri ayyuka çıkarsa, Bursalı ve Cumhuriyet Gazetesi nasıl bir tutum takınacak?

Barış Terkoğlu’nun, M.Ali Güller’in ne yapacağını tahmin etmek zor değil. Onlar Bursalı’nın da birçok milliyetçi için tahmin ettiği gibi, gazetede “kahrolsun Amerikan emperyalizmi ve kahrolsun Palikarya” sloganlarıyla gazeteyi donatacak. Ya diğerleri? İşte “siyasi provokasyon” ihtimalinden söz eden Bursalı bu soruya açık bir yanıt vermelidir.

Benzer bir soruyu Millet İttifakını parçalamak ve bu ittifakı HDP’ye karşı yanına çekmek için giriştiği “siyasi fezleke operasyonu” karşısında takınılacak tavırla ilgili de sorabiliriz. Dokunulmazlıklar gündeme geldiği zaman CHP, (İyi Parti rengini belli etti bile), Halk TV, Cumhuriyet nasıl bir tavır takınacak? “Evet mi, hayır mı?”

Rus ve Çin yanlıları ABD’ye ve AB’ye karşıdır. Bunu da “anti emperyalizm” olarak savunurlar. Gelgelelim, Çin ve Rusya’nın Lenin ve Mao döneminde olduğu gibi “sosyalist” olmadığı, her ikisinin de düpedüz ve tıpkı ABD-AB gibi birer emperyalist ülke olduğu gerçeğini gizlerler. Daha da ilginci Türk bölgesel emperyalizmini perdeler ve sanki Türkiye Mustafa Kemal Türkiyesiymiş gibi “devletle sosyal emperyalist” bir ilişki kurarlar.

Ancak sorun Türkiye ile şu ya da bu, küresel ya da bölgesel emperyalizm arasında çıkacak gerginliklerde tavır alma sorunu değildir. Türkiye’de faşist iktidarı devirme sorunudur. Bu faşist iktidar ister ABD ile ister Yunanistan ile savaşsın, sorun değişmez. Hatta bu savaştan yararlanarak faşizmi devirmek yine birinci mesele olur. Çünkü faşizmi yıkmadan emperyalizme karşı direnilemez. Bu yaklaşım devrimci yaklaşımdır.

CHP, İyi Parti, Davutoğlu, Babacan v.s. elbette devrimci değildir. Ama yine de eğer temel mesele faşizmi yıkmak ise ve herkes bunda anlaşıyorsa, söz konusu muhalefetin devrimci olmadan da ABD ya da Yunanistan’a karşı “siyasi provokasyon” yapmasını mahkum etmek mümkündür. En önce böyle bir ihtimali tıpkı Bursalı gibi deşifre etmek gerekir. Ardından da hemen şimdi “Erdoğan iktidarını kurtarmak için Türkiye’yi ABD ve AB ile tehlikeli bir çatışmaya sürüklemeye hazırlanıyor, yapılacak her türlü “siyasi provokasyona karşı çıkacağız, faşizmin Türkiye’yi yıkıcı bir maceraya sürüklemesini önleyeceğiz” denmesi şarttır. Bu denmezse provokasyon günü geldiğinde kuyruğa takılmak işten bile değildir.

Örneğin, ABD senatörlerinin mektubu karşısında CHP ve İyi Parti berbat bir ortak bildiriye vekiller bazında imza attı. Ve şimdi yüzü aşkın Temsilciler Meclisi yeni bir mektupla Erdoğan’ı sert bir biçimde suçladı. Bu durumda söz konusu muhalif partiler, “şu andan sonra, bizi muhatap bile almayan ve meşruiyeti olmayan rejimle, içeriğine katılalım katılmayalım, tek bir ortak bildiri altına imza atmayacağız” diyerek tavırlarını netleştirmelidir. Yine aynı şekilde dokunulmazlıklar konusunda da, “faşist rejim kimi iddialarında haklı olsun olmasın, halk oyuyla seçilen vekillere dokunamaz, bir suç varsa, bu suç ancak faşist rejim sonrasında yeniden inşa edilecek bağımsız ve tarafsız yargı eliyle soruşturulur” demelidirler.

ABD’ye, senatörlerine, Temsilciler Meclisi üyelerine, PKK’ye, HDP’ye, Devrim Partisine, DHKP-C’ye, Cemaate “kendi başınıza”, kendi bildirilerinizde, gazete ve TV’lerinizde ne derseniz deyin. Grup konuşmalarınızda aklınıza eseni söyleyin. Zaten biz neler söyleyip yazacaklarını ezbere biliyoruz. Ama kesinlikle HDP’ye karşı, onun kapatılması ya da vekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması provokasyonuna gelmeyin, HDP’ye karşı faşist rejimle birleşmeyin.

Birleşirseniz ne olur? Söyleyeyim. AKP’nin yerini İyi Parti alır. Alır almaz Ergenekonla birleşir, “aslına” döner, MHP’lileşir. CHP yine muhalefette kalır. Ve faşizm devam eder.

Edecekse ne olur? Kendi kişisel görüşümü yazayım:

Kürtler bu defa, yine ezilecekleri için, Türkleri faşizmden kurtarmak gibi bir “ikramda” bulunmazlar. HDP kapanır, Kürt oyu bize gelir diye düşünen varsa aklını başına toplasın. Kürtler sizi, kendi düşeceğiniz çukurdan bu defa çıkarmak için parmaklarını bile kımıldatmazlar.

Önerilerimizi iyi inceleyin…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.