Müslüman Kürtler ve onların 3. Yolu

Veysi SARISÖZEN yazdı —

29 Ekim 2020 Perşembe - 21:00

  • Ne Erdoğan’ın İslamofaşizmi, ne Macron’un İslamofobyası… Çözüm Öcalan’ın demokratik ulus temelindeki konfederalizminde.

Erdoğan Türkiye’yi mahvetmek üzere.  
Hem Fransa’yı, hem de Mevlana Camii bahanesiyle Almanya’yı “felaket”e uğratmakla tehdit etti.  
Bu iki ülkede yaşayan Müslümanları tüm Avrupa’ya karşı bir şantaj unsuru olarak kullandığını böylece gösterdi.  
Bunu, başı kesilerek öldürülen öğretmenden sonra Nice’te, bir kilisenin önünde kadınların başlarının kesilmesi izledi. İşareti alanlar harekete geçmişti. Fransa’nın Lyon kentinde Türkler, Ermenilerin yoğun olduğu mahallede gösteri yaptı. 
Erdoğan terörü büyük bir titizlikle yönetiyor. Henüz Almanya’yı hedef tahtasına koymadığı için bu ülkede Fransa’ya benzer cinayetler gerçekleşmedi. Ama düşman ilan ettiği Suudi Arabistan’da Fransa konsolosluğunun güvenlikçisi Erdoğancı bir terörist tarafından bıçaklandı.  
Biz şimdiden tahmin edebiliriz ki, Erdoğan Almanya’ya da bulaşacak. Çünkü Alman hükümetinin bir sözcüsü, PKK Önderi Öcalan üzerindeki tecrite karşı Türk hükümetinin CTP raporuna uymasını istedi. Göreceğiz.  
Başka işler de oluyor. 
Fransa’nın selefi, Müslüman Kardeşler örgütlerine karşı harekete geçmesinin ardından, kapatılacak olan BarakaCity adlı derneğin başkanı İdris Shamedi Türkiye’den iltica talebinde bulundu ve derneğin Türkiye’ye taşınacağını ilan etti.  
Avrupa’da Müslüman halk arasında Türk istihbaratının ve Diyanete bağlı imamların yapacağı kışkırtmalar elbette tehlikeli gelişmelere yol açabilir. Bu tehlikeye karşı Avrupalı devletlere hatırlatmamız gereken husus şudur: Erdoğan’ın ve MİT’in Avrupa’daki kışkırtmaları dört parçadan göçertilmiş Müslüman Kürtler üzerinde en küçük bir etkiye bile yol açamaz. Bu da Avrupa’daki demokratik İslam alternatifinin adresini gösterir.  
İslamofobyanın dinci terörü kışkırtan işlevine karşı, Avrupa’daki Kürt Müslüman halkının alternatif İslam inancı, terörist İslamcılara karşı büyük bir güvencedir.  
Macron İslamofobik açıklamalar yerine, kendi Hristiyan halkına Kürdistan Müslümanlığının barışçılığını hatırlatmalı, Müslümanların yalnızca teröristlerden ibaret olmadığını göstermeli.  
Denebilir ki, Türk ılımlı Müslümanları da var. Doğrudur. Ancak bu ılımlılık şimdiliktir. Gerilim derinleştikçe, çatışmalar büyüdükçe, hele kan döküldükçe, ılımlı İslamcılık radikalleşir. Suriye’deki deneyim ılımlı İslamcı ÖSO’cuların nasıl DAİŞ’leştiğini gözler önüne sermiştir.  
Avrupa ve dünyada demokratik İslam’ın öncüsü Kürt İslam toplumudur.  
Buna karşılık NATO ve tüm Batı, uzun yıllardan beri İslami terörün en büyük destekçisi Erdoğan’ın tüm Kürtlere karşı savaşını desteklemekte.  
Batılılara yönelik diyeceğim bunlar. Bir de bizim Türk muhalefetine bir çift laf gerekli.  
Bu muhalefet, Fransa’ya karşı Türk devletinin ve onun şimdiki tetikçisi Erdoğan’ın yanında yer aldı. Üstelik ortada bir Fransız-Türk savaşı olmadığı halde. Ortak bir bildiri yayınlandı. Yarın Fransız donanması Girit Adasına demir attığında, çıkacak ilk çatışmada, bu muhalefet “ortak bildiri” yerine Erdoğan’la, Bahçeli ile ve Çakıcı-Ağar-Başbuğ ile “ortak hükümet programı” ilan eder.  
Doğru tutum “Üçüncü Yoldur”.  
Öcalan’ın formüle ettiği bu kavramı devamlı tekrarlamakla Üçüncü Yol siyaseti hayata geçirilemez. Her uluslar arası çatışmayı analiz etmek ve doğru sonuç çıkartmak gerekir.  
Sosyal şovenizme düşmemenin iki ilkesinden birisi “üçüncü yol” ise, ikinci ilkesi “kendi kapını süpür”, yani “düşman içimizde” ilkesidir.  
Şimdi bu stratejik yönelimi Türk-Fransız, ya da Erdoğan-Macron çatışmasına uygulayacak olursak dememiz gerekenler şöyle olacaktır:  
Erdoğan’ın İslami terörizmi Avrupa’da Macron’un İslamofobyasını, Macron’un İslamofobyası da Erdoğan’ın İslami terörizmini kışkırtıyor.  
Bu gelişmenin etkisi altına giren bu ülkelerin muhalefeti de kendi emperyalist hükümetinin yanında yer alıyor, Fransızlar Türkiye’yi, Türkler Fransa’yı düşman ilan ediyor.  
Oysa halkların düşmanları kendi ülkelerindedir. O nedenle halkların konumu şöyledir: 
Ne Erdoğan’ın İslamofaşizmi, ne Macron’un İslamofobyası…Çözüm Öcalan’ın demokratik ulus temelindeki konfederalizminde.  
Ve “düşman içimizde”, herkes kendi evinin önünü iç düşmandan temizlesin. Fransızlar ne yapacaklarını kendileri düşünsün. Biz Erdoğan’ı istifaya zorlayalım…
Zorlanan Faşizmin kanlı bir iç savaşa yol açmasını önleyecek biricik irade olarak Öcalan’ı özgürleştirelim, Erdoğansız erken seçim yapalım.  
Tüm dünya halklarıyla birlikte selamete çıkalım…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.