PDK’de 31 Ağustos utancını sürdürme ısrarı

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

4 Eylül 2020 Cuma - 12:00

  • Saddam rejiminin tankları eşliğinde 31 Ağustos 1996’da YNK’ye saldıran KDP, bugün de Türk faşizminin tanklarını-uçaklarını PKK’ye karşı öne sürmüş durumdadır. Her şeyden önce PKK YNK değildir. Ayrıca bundan elde edecekleri bir zafer olamaz, olsa bile tarihin en kirli zaferi olur.

Geride bıraktığımız Ağustos ayının hemen her gününde Kürdistan gerillası yiğitlik destanı yazdı ve her yerdeki direnişiyle tüm Kürdistan’ı savundu.

Geçmişte de Ağustos aylarının her gününde kahramanlıklar yaşanmıştır. Tarihte böylesi günler onurla, gururla anılır, 15 Ağustos’ta olduğu gibi…

Kürdistan tarihinde hiç hatırlanmak istenmeyen günler de vardır. 31 Ağustos 1996 bunlardan biridir. KDP (PDK), Saddam ile iş birliği halinde o gün Hewlêr’e saldırmıştır.

Hewlêr o dönemde YNK’nin elindeydi. İran’la bağlantılı muhalefet de burada toplanmıştı. Dolayısıyla Saddam’ın buraya saldırmasına, İran karşıtı devletler de göz yumdu ve KDP Saddam’ın tankları eşliğinde Hewlêr’i YNK’nin elinden aldı. YNK’nin kayıpları ve esirleri vardı. Önder APO ve PKK devreye girmese YNK adına durum daha da vahim olacaktı.

31 Ağustos’un karanlık ruhu yeniden canlandırılıyor!

31 Ağustos günü Hewlêr’in kurtuluş günü olarak anılacak değildir herhalde! Bugünün bir anması, özel bir kutlaması yoktur, olamaz.

Tekrarlar hafızayı canlandırıyor!

Saddam rejiminin tankları eşliğinde YNK’ye saldıran KDP, bugün de Türk faşizminin tanklarını-uçaklarını PKK’ye karşı öne sürmüş durumdadır. Her şeyden önce PKK YNK değildir. Ayrıca bundan elde edecekleri bir zafer olamaz, olsa bile tarihin en kirli zaferi olur.

Bu kirli işlerden bazıları gözler önündedir:

Türk faşist işgalciliğini protesto eden halka saldırıp tutukluyor, işkence yapıyorlar. Faşist Türk polislerinin halka saldırma görüntülerinin aynısı ortaya çıkıyor.

Türk faşizmi HDP’lileri tutuklarken KDP ise Tevgera Azad üyelerini ve Behdinan’da Türk faşizmini protesto eden aktivistleri tutukluyor, aynı baskıyı onlar üzerinde kuruyor.

Muhalif basın-yayın kuruluşlarını kapatıyor, muhabirlerini tutukluyor, işkencelerden geçiriyorlar. NRT kanalının Duhok ofisine kilit vuranların aslında Erdoğan’ın tuzağına düştüğü söylenebilir. Bu işin geri dönüşü zordur. Çünkü basın üzerindeki baskının adı diktatörlüğe doğru ilerlemedir.
Yine Türkiye’nin hedef tahtasına oturttuğu Mexmûr Mülteci Kampına bir yıldan fazla bir süredir KDP’nin Türk devletinin emriyle uyguladığı ambargo, siyasi-ahlaki tüm sınırları aşmış durumdadır.

Türk faşizmi gerillanın imhası için bilgi verenleri parayla ödüllendiriyor. Bu kirli işi engellemek bir yana MİT ilişkisi sayesinde kolaylaştırıyorlar. Sadece kendi denetimlerindeki kent ve kasabaları değil kırsaldaki kontrol noktalarını bile MİT elemanlarıyla paylaşıyorlar.

Son olarak bazı işbirlikçi Kürtler Türk askerinin önündeki mayınları temizlerken görüntülenmişti. Halk düşmanlarının önüne düşüp mayın temizleyenlere halk dilinde “eşek” denildiğini öğrenseler iyi olur. Bu sözümüz KDP’ye değil; o tipteki karaktersiz uşak kişilikleredir.

Fakat KDP de bundan kendini kolay sıyıramaz. Mesela KDP bilgi ve destek vermese Türk ordusu Heftanîn’de iki ay dayanabilir miydi? KDP istihbarat vermese Türk uçakları Xakurkê komutanı Heval Agit ve görüştüğü Irak komutanlarını vurabilir miydi? KDP istemese Türk ordusu Metina, Avaşîn ya da Zap’a saldırabilir mi? Açıkçası, KDP yardımı olmasa Türk askerleri bu uçsuz bucaksız dağlarda kaybolup gider.

Türk savaş uçakları yaylalardaki halkı bile bombalarken KDP halen Türk faşizminin ağzıyla PKK’yi suçluyor. Hangi KDP yetkilisi ağzını açsa “PKK olmasa bu sorunlar olmazdı!” diyor. Irkçı Türk faşistleri de “Ne güzel Kürtleri bitirmiştik, PKK olmasa Kürt sorunu olmazdı” diyor. Kim ne derse desin gerilla Kürdistan’ı savunacaktır.

Fakat KDP’nin gerillaya karşı tutumu artık tahammül edilemez hale gelmiştir. Buna karşı HPG açıklaması iyi okunmalıdır: Kim Türk işgalcilerinin yanında yer alırsa o da hedef olacaktır! Bu açıklamanın hedefi sadece Türk faşist sürüleriyle hareket eden korucular değildir. Parti, hükümet, aşiret gibi maskeler arkasına saklanarak Türk işgalciliğine lojistik sağlayan, mayınlı arazide “eşeklik” ve casusluk yapan kim olursa olsun hedef olacaktır. Herkes hesabını yeniden yapmak zorundadır.

Halkın tavrı durumu değiştirebilir!

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani kendi asayiş güçlerine halka müdahale etmemeleri açıklamasını yaptı. Bu tutum önemlidir. Türk işgalciliğine kendileri karşı çıkamıyorsa halk karşı çıkar.

KDP 31 Ağustos utancını sürdürmek istemiyorsa Kürt ulusal birliği konusunda nerede durduğunu sorgulamalı, faşist TC sömürgeciliğiyle ilişkilerini PKK karşıtlığı temelinde sürdürmeye son vermelidir.

Başkası adına değil kendi adımıza…

Bu işlerin ABD-İran restleşmesi ve İsrail’in KDP üzerindeki etkisiyle de bağlantısı vardır. Türkiye Efrîn’den Xakurkê’ye dek uzun bir hat şeklinde Kürdistan’ı işgal etmek isterken ABD ve İsrail için esas gündem İran’dır. Irak Başbakanı Kazımi’nin ABD ziyareti de bu temelde gelişmiştir.

Herkes kendi hesabını yapıyorken Kürt güçleri olarak bizler de birlik olmalı ve Kürdistan’ın ortak hesabını yapmalıyız.

Baş düşmanımız Türk faşizmidir. KDP içinde samimi yurtseverler de vardır ve onlar da bu gidişattan rahatsızdır. Fakat KDP yanlış hesaplar yüzünden dostluğa zarar veriyor.

Vietnam, Fransa gibi ülkelerin güneyindeki tarihten ders çıkarıp vahşi sömürgeci, işgalci düşmanın işini kolaylaştırmaktan artık vazgeçmeliler.

Gerilla, AKP-MHP faşizminin sonunu getirecek bir direniş içerisindedir. Eylül ayıyla birlikte gerilla sonbaharı muhteşem karşılıyor. KDP bu onurlu direnişi desteklemiyorsa engel olmasın bu da yeter!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.