PKK’ye karşı savaşın  Başkomutanı: Jeffrey

Veysi SARISÖZEN yazdı —

8 Kasım 2020 Pazar - 19:33

  • Eğer Kürt halkı bütün parçalarda ulusal demokratik birliğini KDP’deki yönetici kliğin direncini aşarak kurabilir ve Güney’deki Türk işgaline karşı gerilla mücadelesi düşmanı geriletebilirse, bütün Küresel güçler “kazananın yanında olma” ilkesi icabı Kürt halkının iradesi karşısında, tıpkı Kobanê’de DAİŞ’e karşı savaş sürecinde olduğu gibi şapka çıkaracaktır.

En son yazımda Erdoğan’ın kaderiyle ilgili şu öngörüde bulundum: ABD seçimlerinde ister Trump, ister Biden kazansın, artık Erdoğan dünya siyaset borsasında kullanım değeri düşmüş, yaptırım değeri ise negatife gerilemiş bir adamdır, o nedenle ABD seçimleri sonrasında çöpe atılacak tuvalet kağıdı gibidir.  
Aynen böyle yazmadım da, mealen böyle demeye getirdim.  
Şimdi seçim oldu, bitti, Biden kazandı. Ne olacak? 
Havuz medyasında panik hissediliyor… Soruyorlar, “Biden Türkiye’ye ne yapar?”  
Hiçbir şey yapmaz. Türkiye dediğin kapitalist bir ülkedir, NATO üyesidir. Küresel kapitalist modernite dünyasında tartışılan Türkiye değil. Erdoğan. Merkel’di, Macron’du, Biden’dı, bütün liderler için önemli soru şudur: Erdoğan kapitalist ve NATO üyesi Türkiye için ve Türkiye’nin dış politikası için bizim çıkarlarımıza uygun bir alet mi? 
Çoktan beri, el altından destekleseler bile, Erdoğan’ın artık ne Türk kapitalizmi için, ne NATO için, ne küresel kapitalizmin dünya stratejileri için beş para etmez bir adam olduğu sonucuna vardılar.  
Seçilseydi, Trump da bu sonucun gereğini yapacaktı, Biden da yapacak. 
Sizce ne yapacaklar? 
Onların ne yapacağı Türkiye’deki muhalefetin tutumuna, AKP’nin iktidarda kalmak için aldığı önlemlerin çapına ve Erdoğan’ın Biden’a vereceği tavizlere, daha da önemlisi şu anda Erdoğan’la çatışma halindeki ülkelerin verecekleri kararlara bağlı olacak.  
Ama şu konu en hassas olanı: Erdoğan’a karşı küresel tasfiye hareketi başlamadan, alel acele KDP’yle ortaklaşa başlatılan PKK’yi tasfiye savaş hazırlıkları amacına ulaşacak mı, ulaşmayacak mı? Barzani de, tıpkı Erdoğan gibi, kendi ikballeri açısından zamanın daraldığını hissediyor. Acele etmeleri tesadüf değil. Değil ama “acele eden, ecele gider”. 
Eğer Kürt halkı bütün parçalarda ulusal demokratik birliğini KDP’deki yönetici kliğin direncini aşarak kurabilir ve Güney’deki Türk işgaline karşı gerilla mücadelesi düşmanı geriletebilirse, bütün Küresel güçler “kazananın yanında olma” ilkesi icabı Kürt halkının iradesi karşısında, tıpkı Kobanê’de DAİŞ’e karşı savaş sürecinde olduğu gibi şapka çıkaracaktır.  
Bu satırları yazıp klavyeyi kapatacaktım ki, tuhaf bir yazı okudum. Mahmut Övür McGurk’u hatırlamış. Trump’ın Türkiye’ye işgal izni vermesine tepki duyan McGurk’un yerine şimdi defolup giden Jeffrey geçmişti. Övür korku içinde.  İşlerin PKK’den yana geliştiğini düşünüyor.  
Ve kalkıp Miroğlu denilen şahısla konuşuyor. Konuşuyor ama, Miroğlu ondan da beter dehşet içinde.   
Lafa şöyle başlamış: "siyasallaşmış bir ABD başkanıyla karşı karşıyayız". Ona göre bu “siyasallaşmış Başkan” ile “siyasallaşmamış Başkan” Trump arasında fark var. Okuyalım: 
“Bence Ortadoğu'da PKK'yı tercih eden bir yol izleyecek. Bunun ilk işaretleri de hemen gelmeye başladı. Seçim sonuçlarına sevinen PKK, Barzani'nin önemli merkezlerinden Amediye'ye saldırdı. Bu bir işarettir. Asıl amaç Türkiye sınırına yakın Duhok'u kuşatmak. ABD, Türkiye ile ilişkisinden dolayı KDP'yi gözden çıkarmış, PKK'yı destekliyor. Şu anda KDP'ye karşı bir kuşatma hareketi var ve ABD bunu PKK yoluyla yapıyor.”

Yazıyı bu kadar sahtekarlığa lanet ede ede okumaya devam edelim: 
“Miroğlu, Biden yönetimindeki ABD'nin sadece Kürt bölgelerinde değil, Ortadoğu'dan Kafkaslar'a, Ukrayna'dan Afrika'ya bütün bölgelerde daha kalıcı olacağını belirtiyor ve şöyle diyor: “Önümüzdeki süreçte, CIA'in uyuyan hücreleri harekete geçecek ve birçok bölge bugünkünden daha çok karışacak. Bölgeden çekilmek isteyen ve daha esnek bir siyaset izleyen Trump'a göre Biden ve ekibi daha sert bir siyaset izleyecek. Türkiye'nin de buna hazırlıklı olması gerekiyor.” 
İşte böyle. Amerikan seçim sonuçları Erdoğancı ve Barzanici kafalarda işte böyle bulanık sonuçlar doğurmuş.  
Her neyse, biz bu abuk sabuk sayıklamaları bir yana bırakalım.  
Ve şunu tekrar edelim: Heftanin’deki gerilla direnişinin gösterdiği gibi, Erdoğan Güney’de yeniliyor. Kürt halkının muzzafer bir güç olduğu ne kadar ortaya çıkarsa, onu bir kaşık suda boğmak isteyenler bile, bu büyük iradenin karşısında eğilip, zafer kazananları selamlayacaktır. Biz Ortadoğu’nun savaş kumarında çürümüş Erdoğan’ın hesabına Güney Kürdistan’daki tüm kazanımları yatıran KDP’yi uyaralım: 
Jeffrey’le kotarılan PKK’yi tasfiye planı çürüktür. Planın baş mimarı daha şimdiden defolup gitmiştir.  
Bir halkın kaderini kumar masasına yatırmak günahtır.  
Her şeyi kaybedebilirsin…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.