Recep Kürt’ü kandıracakmış altılı neden kandırmıyor?.. 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

7 Temmuz 2022 Perşembe - 08:20

  • Ekonomi çökmüş. Cehaletten ötürü değil. Ortadoğu’yu fethe giderken, neredeyse bütün pazarlarını kaybettiği için. Pasta küçülünce içerideki sermayenin birbiriyle kavgası hepten patlak vermiş.
  • Güçlendirilmiş parlamenter rejimin pamuk eliyle bu şebekeyi nasıl çökerteceksin? Karşında hırpani kılıklı gangster taslakları yok, general var, Emniyet Müdürü var, diplomat var, Soylu var, her ihaleden yüzde 20 haraç alan Erdoğan ailesi var.
  • Geçtiğimiz gün Mustafa Karasu Başkan Öcalan’ın adı etrafında yürütülen ahlaksız dedikoduları yanıtladı. Altılı Masa Öcalan’la görüşme olacağını ve Kürt halkının yeniden Erdoğan’ı destekleyeceğini el altından yayıyor.

Bir HDP kongresine bakıyorum, bir de Altılı Masa’nın bitmez tükenmez toplantılarına… 
İkisi de çok bileşenli.  

HDP’nin bileşenleri birbirine kenetlenmiş. Erdoğan faşizminin önüne bir baraj gibi dikilmiş. Kitlesel tutuklamalar, kapatma tehdidi onlara vız gelip tırıs gidiyor. Yaptıkları kongreleriyle seçime de kaosa da son hızla hazırlanıyorlar. Aceleleri var.  

Çünkü faşist rejimin en büyük yükünü onlar taşıyor. 
Kim onlar? 

Hepsi… Eşbaşkanları, PM üyeleri, İl eşbaşkanları ve yönetim kurulları, ilçe eşbaşkanları ve yönetim kurulları, bu örgütlere açık kimlikleriyle üye olan binler, onbinler, yüz binler… Onların hapiste olan ve olmayan vekilleri, belediye eşbaşkanları.

Artık yapılırsa seçimde yüzde on beşi aşacak olan seçmen tabanlarıyla aynı kaderi paylaşıyorlar: Seçmenle seçmen temsilcileri faşizmin baskı güçleriyle göğüs göğüse savaşıyorlar.  
Aceleleri bundandır.  
Ya Altılı Masa? 
Onların pek acelesi yokmuş gibi bir hava var.  

Olan onların seçmen tabanına oluyor. İşçiler, memurlar, emekliler, kadınlar gençler enflasyon canavarının pençesinde inim inim inliyor. Altılı Masa’daki parti şefleri, onların yönetim kurulu, İl, ilçe çalışanları tuzu kurulardan oluşuyor. 

Vuslat vaki olana kadar bekleyebilirler… Bekleyenler, “erken seçim” gelse de kurtulsak diye sabırsızlanan seçmenlerine, kavuğunu ensesine yıkmış, sakalını okşayan Nasreddin Hoca gibi “bekle seçmenim bekle seçim gelecek, falanca başkan olacak, enflasyon sona erecek, ödeyemediğin fatura yüzünden sönmüş ampülüne elektrik dolacak, gözün aydın olacak” diye masal anlatıp duruyorlar. 

Duruyorlar ama karınlarında bir ağrı var. 
Kazara seçimi kazansalar ne edeceklerini bilmiyorlar. Bilseler zaten çoktan açıklarlardı. Bir tek “güçlendirilmiş parlamenter sistem” vaat ediyorlar. Seçmen soruyor: Bu sistem karın doyurur mu? Cevap yok. 

Şimdi biraz konuşalım: 
Ekonomi çökmüş. Cehaletten ötürü değil. Ortadoğu’yu fethe giderken, neredeyse bütün pazarlarını kaybettiği için. Pasta küçülünce içerideki sermayenin birbiriyle kavgası hepten patlak vermiş. Bu kavga ekonomik araçlarla değil, mafyalaşma yöntemiyle çığırından çıkmış. Devletin içi yalnız faşist militanlarla değil, haydutlarla, katillerle tıklım tıklım dolmuş. Yargı çeteleşmiş. Rüşvet, yolsuzluk, mala çökme almış başını gitmiş. Karşılarında birbirine kenetlenmiş bir suç ortakları şebekesi var. 
O halde soralım: Güçlendirilmiş parlamenter rejimin pamuk eliyle bu şebekeyi nasıl çökerteceksin? Karşında hırpani kılıklı gangster taslakları yok, general var, Emniyet Müdürü var, diplomat var, Soylu var, her ihaleden yüzde 20 haraç alan Erdoğan ailesi var. Dokunduğun anda senin çıtkırıldım parlamenterlerin çil yavrusu gibi dağılır.  

Bu şebeke ya devrim yoluyla ya da Erdoğan rejiminin tıpkısı bir diktatörlükle yıkılır. Orta yol yok. 
Eh Altılı Masa devrim yapmayacağına göre geriye ya Erdoğan’ın  fotokopisi bir rejimle iktidar olmaya çalışacaksın ya da bu şebekeyle anlaşacaksın. Mesela bir genel af çıkaracaksın. Çıkardın diyelim, bu şebeke anında melaike mi olacak? Boş bir rüyadır bu.  
Ama daha beteri var? 

Türk devleti 3. Dünya Savaşının birinci aşamasında yenildi ve gitti Madrid’de NATO’ya teslim oldu. Lakin savaş sürdüğü ve Rusya ile Çin’e resmen savaş açıldığı için Erdoğan’ı teslim aldılar ama “esir” etmediler. NATO ordusuna asker yazdılar. NATO bildirisindeki Rusya ve Çin “en büyük tehdit” cümlesine imza attırdılar. Böylece girdik mi daha beter bir savaş sürecine… 

Erdoğan “zafer” diyor, Biden ona F16’lar verecekmiş. Sen NATO ordusuna asker olursan verir elbette. Adamlar Erdoğan’ı “sıhhiye eri” yapmayacaklar, eline silah verip cephede nöbete dikecekler. 

Altılı Masa ne yapacak?  Bu belalı savaşı yönetmeye hazır mı? Nasıl yönetecek? “Güçlendirilmiş Parlamenter” rejimle böyle bir savaşa Türkiye gibi yıkıma uğramış bir ülkede girilebilir mi? Zinhar. Suriye’ye sıkışmış savaşa 2010 yılında adım atar atmaz Parlamenter rejim öldü, Başkanlık rejimi savaş yüzünden geldi. Yeni aşama öncekine taş çıkartacak.  

Bu savaştan ya devrimle çıkılır ya da bu savaşa Erdoğan benzeri bir diktatörlükle girilir.  
Altılı Masa’nın ikilemi ortada. Ya aralarından birini diktatör yapacaklar ya da şimdiki rahvan gidişleriyle iktidarı Erdoğan’a bırakacaklar. Karın ağrıları bundan. Adayı bir türlü açıklayamamaları da bundan. Parlamenter rejimle işin içinden çıkamayacaklarını biliyorlar. Ama  içlerinden birini de diktatörlük koltuğuna oturtmaya cesaret edemiyorlar. “Ya kalıcı olursa?” 

Onlara bakılırsa en iyisi Erdoğan. Ahı gitmiş vahı kalmış bir zavallı diktatör işlerine geliyor. 
Neden bunları yazdım? 

Şundan: Geçtiğimiz gün Mustafa Karasu Başkan Öcalan’ın adı etrafında yürütülen ahlaksız dedikoduları yanıtladı. Altılı Masa Öcalan’la görüşme olacağını ve Kürt halkının yeniden Erdoğan’ı destekleyeceğini el altından yayıyor.  

Ben de diyorum ki, bu Altılı Masa bilinçli olarak Kürt seçmeninin alnını kaşıyor, onu sandıktan uzaklaştıracak adımlar atıyor.  
Neden? 

Çünkü PKK Önderi ve Kürt halkı değil, Altılı Masa içi geçmiş, ömrü sayılı bir sarsak diktatör olarak Erdoğan’ı söz planında değil, fiilen yeniden devletin başına geçirmeye hazırlanıyor. 

Altılı Masa kızabilir. “İftira” diyebilir. O zaman Kürt halk önderi etrafında saçtığınız “iftira”yı kanıtlayın bakalım. Ben bu yazıda sizin diktatöre razı olmanızın temel sebeblerini anlattım. Siz de anlatın da görelim. 

Ne diyeceksiniz? 
Erdoğan Kürt sorununu çözecek, Kürtler de ona destek verecek mi diyorsunuz. 
Güldürmeyin bizi. 

Erdoğan Kürt sorununu diyelim ki çözecek. Çözdüğü gün savaş biter, enflasyon sıfıra iner, Kürt sorununun çözüldüğü ülkede hiç kimse diktatörlük taslayamaz.  
Haydi, bunların olacağını ispat edin. 

Vallahi ve billahi şu halimle seçim günü uçağa atlar, sandıkta Erdoğan’a oy veririm. 
Altılı Masa yanıt veriyor:  “çözecek demiyoruz, çözeceğim diye Kürt'ü kandıracak diyoruz”. 
Şu anda Kürt'ün kanını döken adam Kürt'ü kandıracak öyle mi? 

Bu kadar çantada keklik ise siz Kürt'ü kandırmaya çalışsanıza… Tecrit kalkacak, Öcalan özgür olacak, Kürt sorunu çözülecek desenize… Yalan da olsa kulağa hoş gelir. 

Bunlardan vazgeçtik, HDP’yle yüz yüze, şeffaf ve ciddi müzakere masasına otursanıza… 
Sizi gidi kandırıkçılar sizi!..

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.