Şahsiyetli olmak!

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

5 Ekim 2020 Pazartesi - 23:00

  • Saldırıların türü ne olursa olsun buna karşı yapılması gerekenleri kendimiz yapmalıyız. İşte burada “Şahsiyet” devreye giriyor. Bu saldırılar her zaman her yerde gerçek anlamda özsavunma anlayışıyla ve örgütlü tarzda karşılanmalıdır. Yaşamak isteyen direnmek zorundadır.

Demokratik özyönetim hakkını savunan kent ağır silahlarla yıkılıp halkı zorla göçertildikten sonra yerlerine bolca asker-polis getirilir ve ardından göstermelik bir seçim yapılır. Böylece AKP Şırnak’ta zafer kazanmış gibi sahte bir hava yaratılır. Fakat faşizmin en çıplak hali bile Şırnak halkının iradesine geri adım attıramaz. Böylece devreye yeni uygulamalar konulur.

Irkçı asimilasyonun tutmadığı, 7 bin yıldır baş eğmeyen bir halktır Şırnak halkı.

Nice katliamlardan geçti, kaç kez yakılıp yıkıldı, Türk olması için tüm değerlerine saldırıldı ama yaralı da olsa ilçeleriyle, köyleriyle, dağlarıyla birlikte ayakta durmayı başardı. Çünkü burası Şırnak’tır. Nuh Tufanından daha eski bir geçmişe sahiptir.

AKP böyle bir tarihle baş edemeyeceğini anladığından beri Şırnak’ta özel savaş oyunları oynuyor. Burada denedikleri oyunları Hakkâri, Van, Batman ve Amed başta olmak üzere tüm Kürdistan’a yaymak istiyorlar. İmamları kullandılar, parayı kullandılar, aşiretler arasında çelişki yarattılar, şimdi de “Kadın Kolları” adı altında çeşitli provokasyonlar için kadınları kullanan bir AKP gerçekliği var.

Daha kısa süre önce Şırnak bir tecavüz olayıyla ayağa kalkmış ama kendine “AKP Şırnak Kadın Kolları” adını verenlerden en küçük bir tepki çıkmamıştı.

Evet bunu hatırlatmak gerekir ki geçtiğimiz günlerde Şırnak’ta HDP karşıtı şov yapan AKP kadınları tecavüz faili erkeklere zerrece tavır almamışlardı. Üstelik bu kol çalışmasına alınan kadınların ne AKP ile ne de devlet ile ciddi bir gönül bağı yoktur. Şırnak’taki herkesi az-çok tanıyoruz. Ayrıca tüm dünya biliyor ki AKP’de zaten kadın iradesi yoktur. Eğer zerrece bir iradeleri varsa AKP’ye dahil olamazlar. Çünkü AKP kadın düşmanlığını açıkça yapıyor ve bunu savunuyor.

Basit menfaatler yüzünden ya da ailesel bazı tepkilerden dolayı AKP’nin oyunlarına alet olanlar, AKP-MHP faşizmi çöküşteyken kendilerini boş yere toplum içinde hedef haline getirmektedirler. Buna rağmen bizim hedefimiz AKP emrine girmiş olan kadınlar değil soykırım rejimidir!

Şırnak’ta yurtseverlik, Kars’ta dürüstlük…
“HDP’ye Kobanê operasyonu” dedikleri saldırının büyük kısmının aslında Kars Belediyesine ve HDP İl yönetimine karşı yapılan bir darbe olduğu açığa çıktı. Faşizmle demokrasinin bir arada olamayacağının bir kanıtı daha böylece gözler önüne serildi. Kars siyaseti AKP-MHP siyasetinin tüm çirkinliklerini açığa çıkaran bir dürüstlük abidesi haline geldiğinden Kars’ta darbe yapıldı.

Kars’ta yaşayan AKP taraftarlarının bile bu haksızlığa tahammül etmediği görüldü. Kars halkı dürüst bir halktır ve siyaset tercihlerinde bundan sonra daha dikkatli olacaktır. Ancak Kars halkının, belediye ve HDP temsilcileri görevine geri dönene dek sürekli eylem halinde olması, faşist sömürgeci atamalarını kabul etmemesi, bunlara selam bile vermemesi ve Serhat başta olmak üzere her yerden desteklenmesi gerekir. Yine İstanbul’da yaşayan Kars ve Serhatlılar memleketlerine daha çok sahip çıkabilirler. Kars halkının yalnız olmadığını her an her yerdeki direnişimizle gösterebilmeliyiz.

Faşizm özsavunma savaşıyla yıkılır!
Faşist çete devletinin hukuk mekanizmaları soykırım için çalışıyor. Demokratik siyasetin yollarını kapatıyor. Çok güçsüz ve zavallı duruma düştüklerinin en açık kanıtı Kars Belediyesinden duydukları korkudur. Toplumca savaşırsak bu faşizmden ilelebet kurtulacağız.

Dolayısıyla saldırıların türü ne olursa olsun buna karşı yapılması gerekenleri kendimiz yapmalıyız.

İşte burada “Şahsiyet” devreye giriyor. Bu saldırılar her zaman her yerde gerçek anlamda özsavunma anlayışıyla ve örgütlü tarzda karşılanmalıdır. Özsavunma öyle basit bir olay değildir. Fakat zor da değildir. Faşizm altında yaşamak daha zordur. Yaşamak isteyen direnmek zorundadır.

Herkesin hem kendisini hem çevresini koruması ve gerektiği yerde hesap sorması, her düzeyde savaşmayı göze alması, savaşa göre örgütlenmesi, buna göre yaşaması, dolayısıyla öz savunmayı sadece söz düzeyinde dile getirmemesi, hele ki çareyi kesinlikle katil-tecavüzcü çete devletinde ve onun kurumlarında aramaması gerekir.

Öz savunma savaşının ruhunu kuşanan birkaç cesur insan binlerce korkaklar sürüsünü dağıtabilir. Faşizmle mücadele böyle bir duruş gerektiriyor.

“Şahsiyet” filminde tecavüzcüleri tek tek öldüren bir karakter vardır. İşbaşa düşmüştür. Çünkü bu işlerin içinde siyasetçisi, hâkimi, savcısı, askeri, polisi var. Mesaj açıktır.

Halkın hamlesi yüreklerine korku salmaktadır.

Söz konusu olan faşist soykırım rejimidir ve bunlara karşı hamle yapmak, hesap sormak, eyleme geçmek için şahsiyetli olmak yetiyor!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.