Türk düşmanını biliyor Kürt ne kadar biliyor?.. 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

15 Eylül 2020 Salı - 23:00

  • Türk askerleri Kürt Çetin Doğan’a neden saldırmışlar? Kürt Çetin’in “düşman” olduğunu “bildikleri” için… Savaş Kürdistan’ın bütün parçalarıyla Türk devleti arasında. Kürdistan gençliğinin bilmesi gereken en büyük gerçek işte budur.

Yazımı yazmaya oturmuştum ki, ekrana bir mail düştü:

“Veysi abe… Digorlu erin İzmi’de Türk askerleri tarafından öldürülmesine karşı yazdığın yazını okumuştum. Şimdi de ben bir yazı yazdım. Köşende yayınlarsan memnun olurum. Quto.”

Şaşırdım. Bizim Quto köşe yazarı olmuştu. Yazısının tamamı şöyle:

Verilen habere göre Mardinli bir Kürt olan Çetin Doğan’a Edirne 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında bir grup Türk askeri saldırmış. Doğan yaralanmış. Ölümden dönmüş.

Türk askerleri Kürt Çetin Doğan’a neden saldırmışlar? Kürt Çetin’in “düşman” olduğunu “bildikleri” için… Nitekim Doğan, komutanlardan A.A.’nın, “Sen bir teröristsin, bir kalleşsin, seni nasıl askeriyenin içine almışlar” dediğini aktardı.

Gördüğünüz gibi Türk askerleri, onların komutanı A.A. ne yaptıklarını ve ne dediklerini çok iyi biliyorlar. Onlar “milli şuura” sahipler. Kim düşman, kim dost farkındalar.

Daha da önemlisi Kürdistan’a karşı savaştıklarından şüpheleri yok. Haklılar.

Şöyle diyebilirim: Eğer Kürdistan “ayrı” bir devlet olsaydı, O devletin yurttaşı, Mardin’den kalkıp 54. Mekanize Tugay’ında “askeriyenin içine” girdiğinde komutan A.A. tarafından yakalansaydı, “casus, sabotajcı, düşman askeri” olarak hemen orada kurşuna dizilirdi.

Kızmayın ama, Çetin Doğan’ı kurşuna dizenler hiç de haksız sayılmayacaklardı. Türkler Kürtlerle savaşıyor ve bir Kürt Türk askeriyesinin içine giriyor, elinde silahla dolaşıyor. Olacak şey mi bu? Neye benziyor? Şuna: Yorgi Meis Adasından geliyor, TC’nin Kaş’taki askeriyesinin kapısından içeriye dalıyor, Türk üniforması giyiyor, silah kuşanıyor. Ne yaparsın ey Türk milletinin kahraman askeri ve komutan? Kürt askere ne yaptıysan onu yaparsın değil mi? Yaparsın.

Burada sorun Çetin Doğan kardeşimde. Daha doğrusu Çetin Doğan’ın ailesinde. Onlar içinde bulundukları durumdan haberdar değiller. Kendilerini hala Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşı sanıyorlar. Yurttaşı oldukları devletin ordusunda asker yazılıp nöbet tutuyorlar. Türk devletinin Kürdistan’la savaş halinde olduğunun farkında bile değiller. Düşman ordusuna evlatlarını vermişler.

Öyle bir aile ki, aileden yalnızca Çetin Doğan askerde değil. Yalnız iki de değil, üç de değil. Tam dört kardeş aynı zamanda TC ordusunda asker.

Şu hale bakın. Eğer Kürdistan resmi olarak bir devlet olsaydı, Doğan ailesi savaş halinde olduğu Türk devletinin ordusuna dört evladını Kürdistan’a karşı savaşsın diye gönderseydi, Kürdistan askeri, idari ve adli makamları bu aileyi düşman işbirlikçesi olarak anında tutuklardı.

O halde, Çetin Doğan’ın uğradığı saldırıdan şikayet hakkı yok. Demiş ki ‘Can güvenliğim yok. Gidemeyeceğim. Psikolojim bozuk.’

Hayır psikolojik bozuk değil, aklın başına geldi, psikolojin düzeldi. Türk ordusunun kışlasına ‘gitmeme’ iraden güçlendi.

Gitme. Türklerin İstiklal Savaşında bile var olan ordudaki nefer sayısından daha fazlası dağlarda asker kaçağı olarak ‘eşkiyalık’ yapıyordu.”

Yazı burada bitiyor.

Yazıyı okuyup bitirdikten sonra içinde yuvarlandığımız garabetin bilincine vardım.

Yanılgımızı da anlamaya başladım: Biz yaşanan savaşı Türk devletinin bir iç meselesi sanmaktayız. Öyle ya Mardin dediğin şehir TC’nin bir şehri. Bu şehirde diyelim ki HPG diye bir gerilla örgütü var. Bu örgüt elbette TC anayasasına ve yasalarına göre “suçlu”. Orduyla o HPG’liler arasındaki savaş da TC’nin bir iç-asayiş meselesi.

Yanıldığımız nokta böyle. Bunun sebebi de, Kürdistan’ın ayrı bir statüye henüz sahip olmayışı. Sınırları belirsiz.

Kuzey’de belirsiz ama, Rojava’da belirli. Başûr’da belirli. Ve TC buralarda işgalci. Kürdistan dört parçaya bölünmüştür ama Kürdistan’ın tümü Kürtlerin anavatanı olmaktan çıkmamıştır. TC tüm Kürdistan'la savaşmaktadır.

Şimdi soralım: Kamişlo’da yaşayan bir Kürt sınırı geçip Türkiye’de asker olmaya kalksa, ya da bir Hewlêrli genç böyle bir iş yapsa, Kürt halkı buna ne der?

Ne diyecek, “ihanet” der.

Savaş Kürdistan’ın bütün parçalarıyla Türk devleti arasında.

Kürdistan gençliğinin bilmesi gereken en büyük gerçek işte budur.

Bir başka büyük gerçek daha var.

Haklı savaş ve haksız savaş gerçeği.

Türk devleti, faşist, sömürgeci, emperyalist bir devlet. Onun Kürdistan’a karşı savaşı o nedenle haksız bir savaş.

Enternasyonalist devrimciler için yurttaşı oldukları bu devletin ordusunda askerlik yapmak, devrimci ilkelere ihanettir. Enternasyonalist devrimci bu savaşta kendi devletinin tam bir bozguna uğraması için savaşır, o nedenle kalkar Kürdistan dağlarında Kürt halkının saflarına katılır.

Türk, Çerkes, hatta Amerikalı bile böyle yaparken, Mardinli Doğan ailesinin düşünmesi gereken çok ciddi sorunlar olduğu açık.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.