Türkiye ve Bakûr pasifizmin etkisinden kurtulmalıdır!

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

14 Ekim 2020 Çarşamba - 22:09

  • Pasifizmin gelişmesinde baş rol CHP’dedir. Siyasi arenada pasifizme CHP’cilik demek mümkündür. CHP’nin tarihi rolü, direniş potansiyelini emmek, pasifleştirmek ve iktidarın sol koltuk değneği olmaktır

Pasifizm belki başka toplumlarda bir felsefi görüş olarak karşılık bulabilir fakat Ortadoğu genelinde tek bir anlamı vardır: Teslimiyet!
Türkiye’deki faşizm karşısında direnen herkes teslimiyete karşı olduğu için direniyor fakat direniş yöntemindeki pasiflik faşizmin ömrünü uzatan etkenlerden biri haline gelmiştir. İlkesel olarak pasifizm benimsenmiyor olsa da onun etkileri vardır.

CHP ve CHP’cilik Aşılmalıdır
Pasifizmin gelişmesinde baş rol CHP’dedir. Siyasi arenada pasifizme CHP’cilik demek mümkündür. CHP’nin tarihi rolü, direniş potansiyelini emmek, pasifleştirmek ve iktidarın sol koltuk değneği olmaktır.
CHP’yi ele veren en açık kanıt dış politikadaki yaklaşımıdır; işgal saldırıları için gündeme gelen her askeri tezkereye evet demesidir. Başka bir kanıt sunmaya ihtiyaç yoktur. CHP’nin AKP-MHP ile giriştiği tüm laf sataşmaları ise faşizan işgal ortaklığını örtbas etmek içindir. TBMM’ye gelen her işgal saldırısı oylamasına evet diyen CHP, her evet sonrası hemen iktidara sataşarak suç ortaklığını gizlemeye çalışmıştır. Bu durum hep dikkat çekmiştir. Sonuncusunda da aynı tutuma girince bunun temel bir taktik olduğu anlaşılmıştır: Faşist işgalciliğe “kararda” ortak ol ama “pratikte” karşıymış gibi yap!
Demek ki CHP çizgisi içte pasifizmi örgütlüyor dışta ise işgalciliği esas alıyor. Bunlar demagojiyle örtbas edilemeyecek göz önündeki gerçeklerdir.
CHP halklarımızın kaderiyle oynuyorken bu tutumuna sessiz kalınamaz. “Maskeli balo ve onun sahte yüzleri” açığa çıkmıştır. Ancak CHP’nin tutumundan daha önemlisi ondan etrafa bulaşan pasifizmdir. Bir de bununla mücadele edilmelidir.

Faşizm Eylemle Yıkılır! Türkiye’de Radikal Olmayan Yaşayamaz!
Bakur ve Türkiye’de yaşayan Kürt halkı ve Türkiye demokrasi güçleri, yani faşizmden mustarip tüm kesimler direniş konusunda bir muhasebe yapmak zorundadır. Ya adına faşizm denilmeyecek ya da onunla gerektiği gibi savaşılacak! Başkaca tutarlı bir yaklaşım gösterilemez.
“Faşizmin baskısı var, tutukluyor, işkence yapıyor, katlediyor, ne yapalım göz açtırmıyor!” şeklindeki bahaneler ancak kafe veya kahve köşelerinde zaman katledenlerin ve şikâyetten başka bir tutumu olmayanların yaklaşımıdır. Faşizmin en küçük bir demokratik girişime tahammül etmediği ve saldırıp yok etmeye çalıştığı bilenen bir gerçektir. Tam da bu nedenle direnişin radikalleşmesi gerekiyor.
Direnişin radikalleşmesi sorunu birçok açıdan irdelenebilir. Siyasette CHP’ciliğin etkilerinden bahsedilebilir ama sokakta hiçbir bahane aranamaz. Faşizm bir korku rejimidir, her şeyden korkar ve iktidarını korku üzerine inşa eder. Fakat en çok da sokaktan korkar! Sokaktan bahsetmenin bazı şartları vardır:
Birincisi, faşizmin korkusunun üzerine gitmek için legal siyasal zemine takılıp kalmamak gerekir. Legal alan yapmazsa kimse yapmaz denilemez. Legal alan sadece sokakta olamaz. Sokaktan kopuk da olamaz. Fakat legal alana sırtını dayayıp sokak eylemi yapmaya kalkmak kendini kandırmaktan başka bir anlam taşımaz. Unutulmamalı ki sokak herkesten önce halk hareketinin alanıdır!
İkincisi, faşizmin sokak korkusunun halkın zafer alanı olarak görülmesidir. Bunun tek bir anlamı vardır: Faşizm eylemle yıkılacaktır. Faşizme karşı mücadele, eylemsiz olmaz. Faşizm ne seçimle ne diyalogla gider, ortada böyle bir durum da yok. Yanılgılar aşılmalıdır. Faşizmin eylemle yıkılacağına inanıldığında eylemsiz tek bir gün olmaz ve hayırlı sonuçlarını da en kısa zamanda herkes görür.
Üçüncüsü, faşizmi yıkacak eylem tarzıdır. Üniversitede yemek boykotu yapmak da bir eylemdir ama günümüz koşullarında bu yemek boykotu faşizmi yıkmaz. Radikal eylem çizgisinde netleşmek gerekiyor. Üniversiteleri örnek kabilinden ifade etmek istedik ama gerçekten de üniversitelerden neden ses çıkmadığı sorgulanmalıdır. Üniversiteler sokağın ve eylemin öncüsü olmalıyken pasif bile denilemeyecek bir sessizlik içine gömülmüştür. Faşizme biat ettiklerinden değil herhalde. Faşizmin kuşatması var, kolay değildir ama radikal direniş de tam da bu nedenle gereklidir. Sokağın öncülüğünü yapmak için sorumluluk üstlenilmelidir.
Dördüncüsü, Bakur’dan tüm Kürdistan’a öncülük yapması beklenmektedir! Bakur’un böylesi bir rolü ve sorumluluğu vardır.
Bunca tutuklama, baskı, zulüm varken, siyasetin tüm kanalları faşizmin zehirli gazlarıyla duman altında bırakılmışken eylemsiz yaşanabilir mi? Öldürülmek, işkence görmek ya da tutuklanmak istemiyorsanız eyleme geçmek zorundasınız. Türkiye’de yaşamanın başka yolu yok.
Faşizmle birlikte yaşanamaz, onu yıkmak zorundayız. Faşizmin pasif kalana dokunmama gibi bir ilkesi yoktur. “Benim direnişim yüzünden başkaları zarar görmesin!” diye düşünen Nazi Almanya’sındaki en saf ve dürüst Yahudilerin durumunu hatırlayalım. Bu tutum kimseyi soykırımdan kurtarmadı. Tarihi örnekler çoktur. Son tutuklamalarda da bu durum görüldü. Evine çekilmiş ya da pasif konuma geçmiş olanlar da faşist saldırganlıktan nasiplendi.
En pasif görünen insanın bile bu koşullarda radikal olması ve eyleme geçmesi mümkündür. Yeter ki faşizmi bu tutumla yıkacağımıza inanalım. Bunun da tarihi örnekleri çoktur.
Radikal direniş eylemli direniştir; faşizmi yıkacak eylem çizgisi ise faşizmle savaş halinde olma bilinciyle şekillenir. Her savaşın gereklilikleri vardır. Halk savaşı sokakta başlar! Faşizm sokakta yenilir! Dağlardaki direniş gerekli motivasyonu sağlamaya, milyonlara ruh ve cesaret vermeye yetiyor; sokaklar milyonlarca halkın savaş alanıdır. Sokaklar halkındır, öncüsü de halktır.
Dağlarda yenilen faşizme sokakta nefes aldırılmamalıdır. Yiğitlerin canı pahasına gelişen direniş böylece sokakta anlam bulup sonuca ulaşabilir. Bu temelde son olarak Dersim dağlarında şehadete ulaşan TKP/ML TİKKO yiğitlerini ve tüm devrim şehitlerini bir kez daha saygı ve minnetle anıyor, HBDH ruhuyla direnerek, faşizmi yıkarak anılarına yanıt oluşturma sözünü veriyoruz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.