Aleviler ne istiyor?

Demir ÇELİK yazdı —

24 Haziran 2021 Perşembe - 23:00

  • Tekçi, ırkçı ulus devlet bir yandan Alevi Ocaxlarını kapatırken, diğer yandan da Ocax Pîrlerine birer Kuran ile birlikte, İslam’ın şartları ve ibadeti içerikli broşür gönderiyor. Aleviler, bu Türkçü-İslam’cı zihniyete karşı taleplerine daha fazla sahip çıkmalı.

Ulus devletin kuruluşundan bu yana bu soruyu sormaya devam ediyorlar. Sanki inanç ve inanç değerlerini yasaklayan, katliam ve soykırımlardan geçiren onlar değillermiş gibi. 1925 Tekke ve Zaviyelerin kapatılması ile Alevi Ocax sistemine müdahale eden devlet asıl olarak inancı ve inanç sahiplerini ortadan kaldırmayı amaç edinerek yola koyulmuştur. Tekçi, ırkçı ulus devlet bir yandan Alevi Ocaxlarını kapatırken, diğer yandan da Ocax Pîrlerine birer Kuran ile birlikte, İslam’ın şartları ve ibadeti içerikli broşür gönderir. Pîrlerin talip ziyaretlerine sınır çizer, broşürde geçen söylem ve ritüellerin esas alınmasını dayatır Pîrlere. Yüzyılı bulan dışarıdan bu müdahaleye paralel eğitim, kültür, sanat, siyaset, ekonomi, hukuk, medya, aile, kentleşme vb. ideolojik aygıtlar üzerinden yürütülen asimilasyon ile Alevi hakikati çarpıtılır, Türk, Sünni İslam’a doğru başkalaştırma dayatılır.

Siyasal, sosyal, kültürel ve inançsal ihtiyaçlarını Ocaxlar sistemine dayalı toplumsallığı ile aşmaya çalışan Aleviler, bu meşru zeminden yoksun bırakılınca, ya da giderek uzaklaşmaya başlayınca ulus devletin asimilasyonuna açık hale gelirler. Bu durum yetmezmiş gibi 1960 sonrası siyasal ve toplumsal aydınlanma hareketlerinden etkilenen Alevi gençliği, kaba sekter anlayış ile inanca içeriden müdahalesi devletin dışarıdan müdahalesi ile buluşup örtüşünce Yol yürütülmez, değerleri yaşanmaz olur. İnancın hakikati ve değerlerine yabancılaşma yaşanmaya, egemenin inanç ve kültürüne öykünme ile birlikte kendinden ve hakikatinden kaçış yaşanır. Kendi hakikatini sahiplenmenin ağır bedelini ödemektense, egemen kültüre yedeklenmenin avantajlarını fırsata dönüştürmenin orta sınıf eğilimi giderek Aleviler içinde gelişen eğilim olur. 

Alevi Pîrlerinin buna sessiz kalmaları, devrimci demokratların ise kayıtsız kalmaları nedeni ile her geçen gün yaşanan yabancılaşma, giderek inancı varlık yokluk sorunu ile yüz yüze bırakır. Bu yabancılaşma ve başkalaşım her alanda derinliğine yaşansa da, cenaze sırlanması kamuya açık alanlarda olduğundan, asimilasyon burada daha çok görünür olmakta, bu nedenle de her seferinde gündem oluşturmaktadır. İnancımızla bağdaşmayan, onur kırıcı ve incitici söylem ve ritüeller ile asimilasyon ve başkalaşımın derin izleri cenaze erkanında yaşanmaktadır.

Bizde devri daim esastır. Ölüm yok olup gitmek anlamına gelmemektedir. Eko sistemde hiçbir şeyin vardan yok, yoktan var olmayacağı düşüncesi çok öndedir. Cenazenin sırlanmasından kastedilen şey; Büyük Ana’ya, Toprak Ana’ya kavuşmanın döngüselliğine duyulan saygının dışa vurumudur. Ağlamak, sızlanmak ve dövünmek değil, cümle varlıklarla ikrarlaşmanın demine varmaya duyulan hoşnutluktur ölüm. Sazlı, sözlü olmasının nedeni; ‘Ölür ise ten ölür, Canlar ölesi değildir’ sözünden de anlaşılacağı üzere, Alevi inancında döngüsellik, dönüşüm esastır. Cenaze namazı, Fatiha Süresini okuma, İslami kimi ritüeller eşliğinde defin merasimi Alevi erkanını inkar etmek, İslam’ın Sünni ya da Şia mezhepleri esasıyla cenazeye yaklaşmak anlamına gelir ki, bunun geri dönüşü yoktur.

Alevi katliam ve soykırımlarının yaşanmasına neden olan zihniyetin inancımıza dayattığı ve inancımızı başkalaşmaya uğratmasına sessiz kalmak, onun bu asimilasyoncu politikasını desteklemek anlamına gelmektedir. Türkçü-İslam’cı bu zihniyet, bir yandan inancımızı ‘sapkın’, ‘zındık’ diyerek katli vacip görmekte, öte yandan da kendi zihniyetini ve onun kültürel kodlarını inancımızın içine ince politikalarıyla yerleştirmeye çalışmakta, yetinmeyip ‘daha ne istiyorsunuz’ demektedir. Tarih boyunca onlarca kez katliam yaşatmış ve soykırımdan geçiren, dilimizi, kimliğimizi, kültür ve inancımızı yasaklayanlar kendileri değillermiş gibi...

Onlara kanmakla, hem inancımızı itibarsızlaştıran katliamcı zihniyeti haklı çıkarmış olacağız, hem de onlarca kez katliam ve soykırıma uğrayan Alevilerin katledilmeyi ve soykırımdan geçirilmeyi hak ettiği sonucuna bizi götürür. Bu durum inancın köküne kibrit suyu dökmek anlamına gelir. Bizi geri dönülmez noktaya mahkum eden bu zihniyetin bürokratları son günlerde Cemevlerini ziyaret etmekte, yöneticilere ihtiyaçlarını ve taleplerini sormaktadırlar. Alevilerin temel taleplerini dünya alem bilmekteyken, sağır sultanlar bile duymuşken bu ziyaretleri iyi niyetli göremeyiz. Olsa olsa bir kez daha iktidarlarına alan açmak, direnişi ve mücadeleyi kırmak içindir. AKP yirmi yılı bulan iktidarı boyunca birçok Alevi Pîri ve siyasetçisi üzerinden Alevi çalıştayları düzenlemiş, taraflardan temel taleplerini dinlemiştir. Buna rağmen adım atmak yerine, her seferinde yoğun asimilasyon çalışmaları eşliğinde inancı itibarsızlaştırma, kriminalize etmekten asla geri durmamıştır. Bir kez daha duymak ve bilmek isterlerse Alevilerin temel talepleri:

1- Sivil, laik, demokratik ve eşitlikçi anayasa ve eşit yurttaşlık hakkı.
2- Tüm din ve inançlara eşit mesafede duran demokratik hukuk devleti.
3- Ocaxlar üzerindeki yasak kalkmalı. Pîr- Talip ilişkisi önündeki engeller kalkmalı, ilişki inancın hakikati ile yürütülmelidir.                          
4- Cemxane ibadet statüsüne kavuşturulmadır.
5- Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır.
6- Ana dilde eğitim, ana dilde ibadet Anayasal güvencede olmalıdır.
7- Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalı. Cami, Kilise, Havra ve Cemxaneler din ve inanç sahiplerine bırakılmalıdır.
8- Alevi Dergâh ve kutsal mekanları inanç sahiplerine devredilmelidir.

Bu temel taleplerimiz meşru ve haklı talepler olup Aleviler ve demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesi ile kazanacağımız haklarımızıdır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.