Aslan bakışlarıyla öldürür!

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

23 Haziran 2021 Çarşamba - 23:00

  • Devlet-vatan perdesinin arkasında çevrilen pis işler ortalığa saçılmış durumdadır. Bunun nedenini Erdoğan’ın kendi derin devletini kurmak isterken çetelerin rehinesi durumuna gelmesi ve hepsiyle ittifak yapması şeklinde okumak mümkün.

Subcomandante Marcos’un kitabında aslan ile köstebeği anlattığı güzel bir öykü vardır. Tüm hayvanlar aslandan korkmaktadır. Fakat biri var ki, hiç korkmadığı gibi küçük ama acıtan pençeleriyle ona karşılık vermeyi de bilir. 

Onun dışındaki hayvanlar aslanın gözüne baktıklarında, aslanın gözünden kendilerinin nasıl göründüklerini düşünürler ve çözülüp teslim olurlar. Aslanın saldığı korku bakışlarındadır. O bakışlarda karşısındakinin küçüklüğü, acizliği görülür. Aslan bakarak öldürür!

Köstebek ise kör olduğundan aslanı göremez; aslanın gözünden kendisinin nasıl göründüğünü de bilmez, dolayısıyla korkmaz! Korkusuzluğunun diğer bir nedeni de köstebeğin hep kendi içine yani yüreğine bakmasıdır. Yer altında yaşarken küçüklük-büyüklükle ilgilenmez. Başka bir şeyi görmediği için kendi yüreğini her şeyden iyi bilir. O yürek hiçbir şeyden korkmaz. Aslan onun korkusuz bir yüreğe sahip olduğunu anlayınca korkar ve çekip gider.

Güçlü güçsüz kıyaslamaları için bu tür hikayeler anlatılır. Fakat toplum hayatı ve siyasette boyun eğmeyen, mert insanlara da aslan denilir. Mesela zulüm yapana katiyen aslan denilmez. Hz. Ali Allah’ın Aslanıdır; Muaviye-Yezit soyuna hiç aslan denilir mi?

Kimin aslan, köstebek, tilki ya da çakal olduğu, duruma göre değişen kıyaslamalara konu olabilmektedir. 

AKP-MHP-Ergenekon ittifakının çevirdiği kirli işleri ifşa eden Sedat Peker de bolca kıyaslama yapıyor ve açıklamaları çok ilgi çekiyor. Hatırlanırsa polis Ayhan Çarkın’ın benzer bir girişimi olmuştu. Öyle ki toplu katliamları nasıl PKK’nin üzerine attıklarını bile anlatmış, İstanbul’daki Newroz kutlamasına katıldığı halde açıklamaları etkili olmamıştı. Şimdiki ise hem iktidarı hedefliyor hem de yöntemi etkili!

Çıtayı yükseltmiş, popülerliği Erdoğan’ı geçmiş!

Devlet yasallığıyla, milliyetçilikle, savaşla gizlenen yolsuzluk, rant, tecavüz, cinayet, birilerinin malını-mülkünü gasp edip buraları uyuşturucu trafiği ve dünya çapında kirli işlerin üs alanı olarak kullanma vs. vs. Kapsamı geniş, Susurluk’un 4’le çarpılması denilebilir. Buna rağmen Hanefi Avcı kirli işlerin sadece yüzde 3’ü açıklanmış diyor. Kürt halkına yapılanlar söz konusu olduğunda binde bir bile değildir ama bu kadarı devletin ne durumda olduğunu göstermeye yetmiştir.

Peker yaşananları iyi bildiğinden kişiselleştirerek onları en ahlaksız yönleriyle deşifre ediyor. Devlet Bahçeli’nin yaptığı gibi “kahvehane üslubu” deyip, iddiaları yok saymak isteyenler olsa da moda olabilecek kadar toplumsal hassasiyetlere uygun, etkili ve inandırıcı bir üslupla konuşuyor.

Dahası var: Yarın sokaklarda, kahvehanelerde, okullarda Peker gibi oturup onun gibi konuşanlar çoğalacaktır. Gömleği, kolyesi, tespihi, saç kesimi moda olacaktır. Çok kimse benzer şekilde video yayınlamaya kalkacaktır. Onun kadar “entelektüel” konulara girmeyi başarırlar mı bilinmez, ama taklidinden rahatsızlık duymadan onların da bir izleyici kitlesi olacak; böylece kendilerini “değerli” hissedecekler! Rol model olmak böyle bir şeydir. Onca TRT filmine rağmen Erdoğan rol modeli olmayı başaramadı. Bahçeli’nin zaten böyle bir derdi yok: Kürtler yok olsun da gerisi onun için sorun değil. Ama Peker başarabilir, hem de “Kurtlar Vadisi” kıvamında! Ne var ki bu video krallığı da bir süreliğine geçerli olacak. Çünkü asıl bombayı patlatmayacak ve bu nedenle de bir süre sonra unutulup gidecek!

Hem Peker hem de kavgaya tutuştuğu kesimlerin hepsi Türkçülük adını kullanıyor. Bunun gerçeği de açığa çıkmalıdır. 

Kim ki ülke bütünlüğünü, Türk kültürünü-birliğini, kendi mezhebini vs. savunurken başka halklara ve inançlara saygılı yaklaşıyorsa onunla düşmanlığımız olamaz. Fakat kim ki milliyetçilik kisvesi altında işgal, talan, gasp, tecavüz zihniyetini sürdürüyorsa o tüm insanlığın düşmanıdır ve öyle de kalacaktır! Herkes bu konuda duyarlı davranmalı, dost-düşman ayrımını iyi yapmalıdır. 

Devlet-vatan perdesinin arkasında çevrilen pis işler ortalığa saçılmış durumdadır. Bunun nedenini Erdoğan’ın kendi derin devletini kurmak isterken çetelerin rehinesi durumuna gelmesi ve hepsiyle ittifak yapması şeklinde okumak mümkün. Onca yolsuzluğa, suça bulaşmasa, savaş yerine barışı, diyaloğu tercih etmiş olsaydı başına bunlar gelir miydi? Faşist bir diktatör olarak tarihe geçmek yerine en azından şimdi prestiji çok farklı olurdu. Daha da önemlisi bu kadar kan akmazdı. oysa, halen en ahlaksız tarzda İmralı tecridini sürdürerek kan akıtmaya devam ediyorlar.

Bunlar olayın kısmen kişileri ilgilendiren boyutudur. Neticede açığa çıkan durum hangi kademede olursa olsun kişileri aşıyor; çünkü devletin yapılanması baştan itibaren özel savaşa göre kurgulanıp örgütlenmiştir. Bu bir sistem ve zihniyet sorunudur. 

Dolayısıyla mevcut karanlık sistem ve zihniyet çözülmedikçe Peker ve ifşa ettiği kişiler gider yerlerine başkaları gelir! Ne yapılması gerektiği böylece ortaya çıkıyor: Tek çare toplumsal direnişle demokratik devrimi gerçekleştirmektir!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.