Bizim Taliban ile sorunumuz var!

Demir ÇELİK yazdı —

29 Temmuz 2021 Perşembe - 23:00

  • Erdoğan’ın DAİŞ, El Kaide ve El Nusra ile sorunu olmadığını biliyoruz. Ancak başta biz Aleviler olmak üzere, toplumun seküler kesiminin, demokrasi güçlerinin ve kadınların Taliban ve zihniyeti ile büyük problemlerinin olacağı muhakkaktır.

Sovyetler Birliği 1979 yılında Hafızullah Emin iktidarını devirmek üzere Afganistan’ı işgal eder. Emin idam edilir. Sovyetlerin desteği ile Bebrek Kemal iktidarı ele geçirir. Bu gelişmeler üzerine ABD’nin başını çektiği, Çin, Pakistan, İran ve Suudi Arabistan Bebrek Kemal iktidarına karşı muhalif Mücahitler Hareketini desteklemeye başlarlar.

ABD’nin, Sovyet Sistemi’ni kuşatmak amacıyla genelde Asya’da, özelde Afganistan’da yürüttüğü savaş yeni gelişmelerle devam ediyor. ABD, 1955-1975 yılları arasında devam eden Vietnam savaşını kaybedince, tüm ağırlığını Afgan Mücahitlerini desteklemeye verir.

Sovyetlere karşı yıllarca tahkim ettiği, askeri, ekonomik ve sosyal politikalarıyla desteklediği, organize ve sevk ettiği Mücahitler Hareketi, Sovyet Sistemi’nin çökmesi sonrasında iktidar için birbirlerine düşen, oluşan de facto durumu lehlerine çevirmeye çalışan gruplar savaşına dönüşür. En nihayetinde anlaşan Mücahit gruplar, 1994 yılına kadar iktidarlarını sürdürürler. 1994 yılından sonra Taliban, aşiretler konfederasyonu Mücahitler iktidarına isyan ederek silahlı mücadeleyi başlatır. 1996 yılında başkent Kabil’i denetimine alan Taliban’ı Pakistan ve Suudi Arabistan meşru yönetim olarak tanırlar. Uluslararası desteği sağlayan Taliban, kısa sürede önemli sayıda yerleşim yerlerini denetimine almayı başararak, Afgan coğrafyasının büyük bölümünde hakimiyetini sağlamış bulunuyor.              

ABD ve NATO’nun Taliban karşıtı söylem ve pozisyon alışlarına rağmen bu başarının sağlanmış olması ironidir. Bu başarı sonrasında ABD ve NATO, Afganistan’ı terk etme, alanı boşaltma kararına varırlar. Ancak geride bıraktıkları sosyal, kültürel ve siyasal travmaları NATO üyesi başka bir ülkeye yıkmaktan da geri durmadılar.

Türkiye’nin içeride ve dışarıda savaş ve savaşçıl politikalardan beslendiğini, siyasi ve ekonomik kriz içinde olduğunu bildiklerinden, bu önerilerine Türkiye'nin sıcak bakacağını iyi biliyorlardı. Nitekim; tek adam rejiminin şefi, bütün toplumu ilgilendiren bu konuyu Meclis’in ve diğer kurum ve yapıların gündemine taşımadan, bir çırpıda önerinin üzerine balıklama atlamış, “Evet” demiştir.                               

Yıllar yılıdır Kürtlere, Alevilere, kadınlara, emekçilere ve toplumun ezilen yoksul kesimlerine kan ve gözyaşını reva gören AKP- MHP iktidarı için Afganistan, yeni bir başarı öyküsü olarak görülmüştür. Topluma ölüm ve gözyaşı dışında verebilecekleri bir şeyleri olmadığından, iktidarda kalabilmek için kendilerini hep saldırı pozisyonu içinde olmak zorunda hissediyorlar. İçeride kaybettikleri gün gibi açık olan kitle desteğini milliyetçi, dinci ve cinsiyetçi söylem ve uygulamalar ile yeniden kazanmanın hesabı içindedirler. Bununla birlikte ABD ve NATO’dan umdukları mali ve askeri destekle içine düştükleri darboğazı aşmanın pragmatist yaklaşımı içindedirler. Mafya- Çete- Siyaset üçgeni ile tanzim ettikleri polis devletine yeni kaynaklar sağlayabileceklerini düşünmektedirler.

Asya’dan batıya uyuşturucunun önemli bir kısmı Taliban aracılığıyla sevk edilmektedir. Mafya- Çete-Devleti için bu bulunmaz bir fırsat anlamına gelmektedir. Taliban’ın iktidara taşınması, AKP-MHP iktidarının çok da istediği bir durumdur. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da İhvan’ı iktidara taşıyamayanlar için Afganistan bulunmaz bir fırsat demektir. Bunun için Erdoğan; “Türkiye’nin Taliban’ın inancıyla alakalı ters bir yanı yok. Daha iyi anlaşabileceğimizi düşünüyorum’ demiştir.

Şeriat kurallarını en katı şekilde uygulayan, kafa ve kol kesen, recm ile kadınları canlı canlı öldüren, kadınları çalışma ve sosyal yaşamdan men eden Taliban ile iktidarın bir sorunu olmayabilir. Olmadığını DAİŞ, El Kaide ve El Nusra’dan biliyoruz. Ancak başta biz Aleviler olmak üzere, toplumun seküler kesiminin, demokrasi güçlerinin ve kadınların Taliban ve zihniyeti ile büyük problemlerinin olacağı muhakkaktır. O nedenle zaman geçirmeden tüm demokrasi güçleri barış, demokrasi, hak ve adalet için birlikte mücadele etmelidirler. Taliban zihniyetine sahip olanların azınlıkta olduğu öz güveni ile birbirimize dokunmalı, birbirimizden esirgediğimiz sevgiyi çoğaltmanın zamanıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.