İktidar islamcılığı karşıt islamcılıktır

Ahmet TURHALLI yazdı —

13 Eylül 2021 Pazartesi - 23:00

  • İslam adına iktidarlar, bazen Şii, bazen de Sünni diye, İslam toplumunu hoyratça harcamışlardır. İslam adına hareket ettiğini söyleyenler, iktidarın kulları oldukları için, karşıt İslam cephesinde çalışmaktadırlar.

İktidar; Arapça’dan Türkçe’ye geçen bu sözcük, anlam olarak bir işi yapabilme maddi gücü, erki, kudreti, devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi, bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşların tahakkümlerini anlatma manasındadır.

İktidarın genellikle toplumda karşılığı ise; topluma tahakküm kurma olarak algılanır. Maddi gücü eline geçirme ve onunla hüküm sürmek olarak da bilinir.

İnsanlık ve özellikle dinler iktidar olgusundan dolayı büyük acılar yaşamışlardır. Dinler‘in nefis olarak anlattığı ve psikolojinin ‘ego’ dediği ‘insan’ın bu özelliği, kontrol altına ve denetim mekanizmalarına açık olmadığı takdirde, büyüdükçe kişiyi ve toplumu felakete sürüklemiştir/sürükler. Tarihte ve günümüzde İKTİDAR erkini ellerinde bulunduranların, nasıl sapkınlaştıklarını, insanlık ailesine yaşattıkları acıları ve yıkımları hepimiz görmekte ve yaşamaktayız. Kur’an’ın tabiri ile iktidarı ellerinde bulunduranların ya da ellerine geçirenlerin, kendi nefsani arzularına tabi olduklarında, yoldan çıktıklarını, bütün toplumsal değerleri ve dini değerleri istismar ettiklerini, azgınlaştıklarını gözlerimizin önüne sermiştir. Vahi müslümanların bu olgudan dersler çıkarması ve asla arzularına yenik düşmemelerini öğütlemiştir. İktidar azgınlaşmasını Kur‘an Tağutlaşma sözcüğü ile isimlendirir. Siyasal ve batılıların tabir-i ile "diktatör" olarak karşılık bulur.

Kur’an’ın Tağut dediği kesimler, kendi nefsani arzularını topluma zorla dayatan, toplumu manipüle eden, toplumu sömüren iktidar sahipleridirler. Kur’an; Firavun, Nemrut, Peygamber dönemindeki Ebu Cehili ve onun iktidar arkadaşlarını zorba Tağutlar olarak ifşa eder. Topluma dinlerinden, düşüncelerinden, cinslerinden, etnik kimliklerinden, sınıfsal yapılarından, toplumsal farklılıklarından dolayı, Tağutlar‘ın özgürlükler noktasında dayatmalar da bulunduklarını açıklar. Toplumsal değerleri ve insanlığın kendi tarihçeleri içerisinde oluşturdukları değerleri istismar ederek iğdiş ettiklerini anlatır. İnsana topluma ve çevreye mutlak hakim olmak isterler. Bu istek ve nefsani arzu arttıkça daha fazla isterler. İktidara o kadar kendilerini kaptırırlar ki, ‘biz Allahız’ demeye başlarlar. Kur‘an iktidar illetinin toplumun bilinç ve maddi dünyasını zehirlediğini anlatır.

İlahi Vahyin oluşturmuş olduğu zihniyet ve şahsiyet yapılanmaları ile Rehber Peygamberler, Tağutlar (iktidarlar) karşısında değişik tarz ve yöntemlerle, değişik zaman ve coğrafyalarda mücadele vermişlerdir. Peygamberler yeryüzünde her türlü zorbalıkla iktidar olup hüküm sürmek isteyenlere karşı, insanın özgürlüğünü merkeze alarak, mücadeleyi geliştirmişlerdir. İnsanı kula kulluktan ve iktidarlara köle olmaktan, kurtarıp yaratıcıya dost yapmak ve kendisini de özgür şahsiyetler yapmak için çaba harcamışlardır. Peygamberler iktidara oturmak için değil, iktidarları adalete ve hakkaniyete evirmek için çalışmalar sürdürmüşlerdir. Peygamberlerin amacı iktidara oturup hüküm sürmek olsaydı, Yaratıcının esas mülkün sahibi olduğu düşüncesini, akide ilkelerini topluma yaymazlardı. Onlar vahy ile inançlı, ahlaklı ve adil bir toplum inşa etmek için çalışmazlardı. Hz İbrahim as Nemrut’un iktidarını elde etmek için mücadele yürütmemiş, Hz Musa (as) Firavunun yerine göz dikmemiş, onların altından olan koltuklarına oturmamışlardır. Hz Muhammed (sav) ise Ebu Cehil’in ve Ebu Sufya’nın iktidarını devşirip yerine kendi geçsin diye hicret etmemiştir. Onlar Peygambere iktidarı paylaşmak için teklif götürmüşler, ama bu teklifleri red edilmiştir.

Kur’an ve Peygamber, toplumu yönetme işlerini arz ve kabul prensiplerine bağlamıştır. Yöneticilik meziyet ve istemleri olanların önlerine, prensipler koymuştur. (Hakkaniyet, adalet, meşveret, liyakat, merhamet) Bu prensipler çerçevesinde yöneticilik yapılmasını salık vermiştir.

Toplumların da sürekli bir şekilde yöneticilerini denetlemeleri istenmiştir. Ne acıdır ki İslam toplumu da, Peygamber vefatından sonra bu girdaba çekilmiştir. Mekke’de iktidarı ellerinde bulunduran Ebu Süfyan’ın ailesi bu defa da İslam adına muktedir olmuş ve İslam o günden bugüne, karşıt İslam’a döndürülmüştür.

Müslümanım diyen bizlerin, birbirimizi iktidardan dolayı boğazladığımıza ve boğazlamaya devam ettiğimize Allah ve tarih şahitlik yapmaktadırlar. Bu savaş ve yıkımların hiç biri İslam’la alakalı değildir, hemen hepsi iktidar kurmakla bağlantılıdır. İslam öğretisi Kur’an ve Resulullah’ın öğretilerinde insan öldürmenin, şirkin en büyük ve af edilemez günahlar olduğu söylenmektedir. İktidar peygamberin öz torununun başını gövdesinden ayırmış şehir şehir dolaştırmıştır. 

İslam adına iktidarlar, bazen Şii, bazen de Sünni diye, İslam toplumunu hoyratça harcamışlardır. İktidarlarının zulmüne karşı çıkanlar acımasızca katl edilmiştir. Sünni iktidarda Sultanlar (Halifeler) Allah’ın yeryüzündeki gölgeleri olarak kendilerine İlahi bir kudsiyet atıf edereken, Şii iktidarlar İmamlar’ın adını kullanılarak İmam masumdur kutsiyetine bürünmüşlerdir. Bütün bu zihni ve algı çalışmaların gayesi toplumu dinen düşünce ve hesap sormaktan alı koymaktır. Oysa İslam akidesine göre sorgulayarak Allah’a ulaşılır. Sorgulayarak doğru yol bulunur. Peygamberler ve ümmetleri iktidarları ve onların inanç sistemlerini sorguladıkları için bu denli vahşete maruz kalmışlardır. İslam inancı şahsiyete sormayı ve sorgulamayı öğretir. Aklı vahyi ile birlikte ele alır ve doğru inancın sorgulanıp araştırıldıktan sonra elde edilebileceğini söyler.

Şimdelerde ise göbekten, maddi ve teknik olarak ABD, Avrupa, Rusya ve Çin’in muktedirlerine bağlı olan küçük iktidarlar kendilerini İslam adına, İran’da, Suudi Arabistan’da, Türkiye’de ve en son olarak Afganistan’da iktidarda görmekteler.

İslam adına hareket ettiğini söyleyenler, iktidarın kulları oldukları için, karşıt İslam cephesinde çalışmaktadırlar.

İnanç düşmanları ile inanç istismarcıları aynı hedefe yönelir ve birlikte inançları yok ederler.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.