Karnından konuşmanın şifreleri

Veysi SARISÖZEN yazdı —

10 Ekim 2021 Pazar - 23:00

 

  • Hem “tehdit”, hem de “çözümsüzlük” sonucunda Kılıçdaroğlu, “siyasi cinayetler işleyecekler” diye diye, kendi tabanını “Millet ve Cumhur uzlaşmasına” mı hazırlıyor?

 

“Erdoğan seçimi kaybetse de çekilmez, ülkeyi kaosa sürükler, seçim sonuçlarını iptal eder, yeniden seçime gider, hileyle, kan dökerek o seçimi kazanır.”

Kendilerini seçime hazırlayan parlamenterist, konformist, legalist kişiler, bu cümleyi söyleyenlere hortlak görmüş gibi bakıyorlardı. Örneğin CHP’liler “Erdoğan seçimle gitmez diyerek, halkın seçime güvenini sarsmak, Erdoğan’a hizmet etmektir” diyorlardı.

Şimdi ne oluyor?

En parlamenterist, en legalist ve en konformist CHP’nin Genel Başkanı şöyle diyor:

“Karşı taraf gerilimi tırmandıracaktır. Çok daha sert bir ortamda siyaset yapmayı nasıl sağlayabiliriz, onun arayışına girecektir ama ben şundan eminim, eğer belli gruplar ellerine silah alıp belli kişileri öldürme yoluna gitmezlerse bir gerilim olmaz. Umarım öyle bir tablo da Türkiye’de yaşanmaz.” 

Soru: Kemal Bey, bundan kastınız nedir? 

Kılıçdaroğlu: “Siyasi cinayetler. Böyle kaygılarım var. Erdoğan’ın bizzat kendi ifadeleridir. Dur bakalım daha başınıza neler gelecek dedi. Ülkeyi yöneten ve devletin bütün güçleri elinde olan bir insan bunu söylüyorsa, çok tehlikeli bir cümle. Açıkça tehdit ediyor. Erdoğan iktidardan gitmemek için her yolu deneyecektir.” 

Kürt özgürlük hareketi böyle bir sonuca vardığı zaman, tüm demokratları, zaman kaybetmeden faşist rejimin kanlı saldırılarına hazırlanmaya çağırır. Bu hazırlığa silahlı öz savunma da dahildir. 

Hiç kuşkusuz CHP’den böyle bir hazırlık beklenemez.  

O halde Kılıçdaroğlu neden böyle “savunmasız muhalifleri” dehşete düşüren açıklamalar yapıyor? 

Amacı kendi seçmenini faşist kanlı silahlı saldırılara karşı “silahlanarak” hazırlamak olamayacağına göre, sakın Kılıçdaroğlu, kendi tabanını yıkılmak üzere olan rejimle uzlaşmaya hazırlıyor olmasın? 

Açıklayıcı işaret rejimin içinden geldi: rejimi en sofistike ve “moderno-faşisto” frekanstan savunan Nagehan Alçı  şöyle konuştu: 

“…2023 seçimleri 'kaybet-kaybet' seçimi olacak. Kan akabilir, tansiyon çok yükselir, sokaklardaki gerilimi kontrol edemezsiniz. Bunun sorumlusu hepimiz oluruz. Onun için iktidar ve muhalefete seçimler öncesinde bir orta yol bulup sistemi değiştirmeleri çağrısında bulunuyorum, hatta yalvarıyorum"

“İyi haber alan kaynaktan besleniyor” Alçı. İçeriden konuşuyor ve demiş oluyor ki, “AKP-MHP-Ergenekon seçimde kaybedeceğini biliyor. Kan dökecekler ve seçimi kazanana da kaybettirecekler. O halde Millet ve Cumhur ittifaklarının orta yolda birleşmesi gerekir.”

“Orta yol…”  

Gelecekle ilgili parola budur. “Orta yol” nedir? Bunu da Fehmi Koru’dan öğrenelim.

Son kamuoyu yoklamalarını yorumlayan Fehmi Koru bu yeni havanın en iyi koklayıcısıdır. Şöyle diyor: 

“İktidar zorda, zorluğu aşabilmek için önünde tek seçenek var: Sistemi eski haline getirmek…Yoksa yol yakınken AK Parti de muhalefetin arkasına takılıp henüz iktidar elindeyken ‘güçlendirilmiş parlamenter sisteme’ dönüşün yolunu açmayı mı yeğler? Önümüzdeki günler, haftalar ve aylar sürprizlere çok açık.” 

Bildiğiniz gibi, Fehmi Koru Abdullah Gül’ün medyadaki en etkili gayrı resmi sözcüsü. Bir TV programında, ustaca bir manevrayla Gül’ün gelecekte yeniden Cumhurbaşkanı olabileceğini hissettirmişti.

Sözünü ettiği sürprizler arasında Gül de var mı? Kılıçdaroğlu’nun da adayı Gül mü?

Kılıçdaroğlu devletin derinliklerinden gelen, Nagehan Alçı’yla kamuoyuna yansıyan “kan dökme” tehdidinin ciddiyetini mi anladı?

Yoksa, kendisi de o derin devletin bir yerlerinde oturuyor da, Türk devletinin içine yuvarlandığı krizden hiçbir sistem partisinin tek başına çıkamayacağını mı gördü? (Erdoğan CHP ve İyi Parti’ye boşuna iktidara gelmeye çalışmayın derken bunu mu kast etti?)

Hem “tehdit”, hem de “çözümsüzlük” sonucunda Kılıçdaroğlu, “siyasi cinayetler işleyecekler” diye diye, kendi tabanını “Millet ve Cumhur uzlaşmasına” mı hazırlıyor?

Ve Fehmi Koru da bütün bunları görüp, uzlaşmayı A.Gül’ün ortak adaylığında sağlamanın “sürprizine” mi bizi hazırlıyor? 
Ne tuhaf değil mi?

Biz “faşist rejim kan dökebilir” derken, faşizme karşı direnişe hazır olalım sonucunu çıkarıyoruz; muhalefet ise “faşist rejim kan dökebilir, o halde onunla anlaşıp, uzlaşalım” sonucuna varıyor.

Şu anda CHP bu “cinayet” öngörüsünü “o halde çaremiz yok rejimle uzlaşalım” noktasına getirmiş değil. Ben bu noktaya getirme ihtimalini yazdım.

Ama madem CHP, benim kendisine yakıştırdığım “uzlaşmayı” dile getirmedi, o halde sadece “siyasi cinayetler işlenecek, Erdoğan iktidardan düşmemek için her yola başvuracak” açıklamalarını esas alabiliriz… Ve şöyle konuşabiliriz:

“Ey CHP’liler Başkanınız siyasi cinayetlere hazır olun dedi, nasıl hazır olacaksınız? Düşünün. Örneğin biz devrimci sosyalistler ‘çala çakmak’ Kürt özgürlük hareketiyle birlikte faşizmin kan dökme ihtimaline karşı hazırlıklıyız, siz de bizimle yan yana gelin, siyasi cinayetleri önlemeye hep birlikte çalışalım…” 

Eğer yine de CHP, “aman ha, Kürtlerden bu konuda da uzak durun” derse, bilelim ki, Millet İttifak’ı “kan dökme” tehdidi karşısında adım adım Cumhur’a yaklaşacak demektir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.