Kürt baharı

İlham BAKIR yazdı —

10 Şubat 2022 Perşembe - 23:30

  • Kürtçe müziğin yasaklanmasına karşı Kürt sanatçılarının gösterdiği tepki ve verdiği mücadele iktidara bu konuda geri adım attırmıştır. Bu bir başlangıçtır.

Türkiye’nin çok büyük bir ekonomik siyasi ve toplumsal bir buhranın dip dalgalarıyla yüzleşmeye başladığı bir döneme girmiş bulunduğumuz kadar bir Kürt baharı ve demokrasi baharının da arifesindeyiz.

Aslında bu buhran çok uzun süredir yaşanıyor fakat uluslararası sistemin desteği, üretilen palyatif çözümler, makyaj operasyonlar ve yaratılan ırkçı faşist iklime Kürtler ve sol sosyalist muhalefet dışındaki muhalefetin de eklemlenmesi, muhalefetin ciddi beceriksizlik ve basiretsizliği ile iktidar bugüne kadar ömrünü uzatmayı başarmıştır.

Ancak ekonomik krizin insanları soğuktan ve açlıktan ölecek düzeyde etkileyerek, hiçbir şekilde yaşamlarını sürdüremez hale getirmesi, iktidarın derin buhranların üstünü örterek sadece yüzeydeki dalgaları görünür kılabilme başarısını etkisizleştirmiştir.

Örtüler düşmüş, dip dalgalar perde perde tüm toplumun ruhunu, aklını ve vicdanını sarsmaya başlamıştır. Hangi siyasete destek verdiği, hangi dinden, inançtan, etnisiteden olduğu fark etmeksizin toplumsal tüm kesimlerde homurdanmalar, protestolar, grevler baş göstermeye başlamıştır.

İktidar klikleri ve iktidar etrafında kümelenmiş ihaleden, uyuşturucuya, kara para aklamadan, bahis ve kumar oynatmaya kadar her alanda faaliyet gösteren menfaat grupları arasında çelişki ve çatışmalar derinleşerek gizlenemez hale gelmiştir.

Çoktandır Türkiye’nin kara para aklama, uyuşturucu ticaretini yönetme merkezi haline gelmiş olan Kıbrıs’ta bu işlerin merkezinde olan bir adamın bu kadar açık ve kolay bir şekilde öldürülmesi, bu hesaplaşmanın daha da derinleşeceğinin ifadesidir.

Kriz ve çelişliler yönetilemez durumdadır

Zira artık krizler, çelişkiler yönetilemez ve hükümet edilemez duruma gelinmiştir.

Türkiye’de muhalefet etmenin yegane yolu olarak sandık demokrasisi ve sandık mücadelesinin öne çıkarılması, genel sistemin beka açısından tek tercih olarak topluma dayatılması ve diğer tüm mücadele yöntemlerinin kriminalize edilmesi çok köklü bir devlet geleneğidir.

Bu geleneği kırabilen ve daha dinamik, daha güncel daha sonuç alıcı mücadele yöntemlerini geliştirebilenler devlet tarihinin tümünde Kürtler ve sosyalistler olmuştur.

Bugün için de bu mücadele geleneğinin dinamik gücü bunlardır. Bu gücün bu kriz ortamında topluma öncülük edecek bir güce ve örgütlülüğe kavuşması ancak mutlak kurtuluşu getirecektir.

Kaldı ki hali hazırda sandık demokrasisi de mevcut iktidarı orada tutamaz haldedir.

Kürtler ve sosyalistlerin bu seçim sürecine doğru bir taktik müdahaleleri, çok ciddi stratejik hamlelerin önünü açacaktır.

İktidar bu anlamda Kürtlerin bu etkisini kırmak üzere Kürtlere dönük taktik yaklaşımlarında ciddi hamleler geliştirmeyi deneyecektir.

Ya mevcut baskıyı daha da amansızlaştırmayı ya da Kürtlerin ağzına birkaç parmak bal çalacak adımları deneyecektir.

Fakat iktidarı oluşturan klikler arasındaki çatışma buna dönük bir taktik geliştirmelerinin önünde ciddi bir engeldir.

AKP’nin Havuç Sopa politikası 

Öyle gözüküyor ki Kürtlere hem havuç uzatacak hem de sırtlarında sopa kırmayı öngören bir politika yürüteceklerdir.

Okullarda Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasına dair iktidar partisi ve bürokratları tarafından verilen destek bir yandan havuç olarak boy gösterirken, diğer yandan İstanbul’da Kürtçe müzik yapan sokak sanatçılarının susturulmaya çalışılması sopa olarak kendini gösteriyor.

Kürtçe müziğin yasaklanmasına karşı Kürt sanatçılarının gösterdiği tepki ve verdiği mücadele iktidara bu konuda geri adım attırmıştır. Bu bir başlangıçtır.

Kürt sanatçılarının sanatsal bir baskı ve yasaklama yanında ekonomik, siyasi, kültürel tüm alanlarda yaşanan baskılara karşı öncülük yapma sorumlulukları vardır. Bu tarihi bir sorumluluktur. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.