Almanya'nın Afganistan meselesi

Elif SONZAMANCI yazdı —

20 Ağustos 2021 Cuma - 23:00

  • Taliban'ın ilerleyişi bölgeye 'demokrasi' vaadiyle giren batılı güçlerin gözleri önünde cereyan etti, yine benzer görüntüleri izliyoruz.

 

ABD Başkanı Joe Biden Nisan ayında ABD’nin Afganistan’da çekilme kararını açıkladı. Demokrasi getireceğiz dedikleri Afganistan’dan bu kararın ardından peyder pey askerlerini geri çekti. ABD’nin öncülüğünde NATO güçleri de askerlerini geri çekme kararı aldı.

Alman ordusunun Afganistan’da bin 300 askeri gücü bulunuyordu ve 20 yıllık görev sürecinde toplam 59 Alman askeri hayatını kaybetti.

Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer 30 Haziran’da Alman askerlerinin geri çekilmeyi tamamladıklarını açıkladı ve “Alman ordusu Afganistan’da başardıklarıyla gurur duyabilirler. Çünkü Parlamentonun kendilerine verdiği tüm görevleri profesyonellik ve inançla yerine getirdiler" dedi. Neticede bürokratik olarak kurulmuş cümleler. Fakat bu cümleler belli tartışmaların önüne geçemedi maalesef.

Almanya’da Afganistan misyonu ile ilgili büyük bir tartışma yürütülüyor. Zira görünen manzara Alman hükümetinin öyle kısa vadede geçiştireceği bir durum olmaktan uzak.

Taliban bir kaç günde hiçbir çatışmaya girmeden kentlerin kontrolünü ele geçirdi, hızla ilerledi ve en son olarak başkent Kabil’e girerek zaferini ilan etti. Bu manzara insanlığın yakın zamanda aşina olduğu bir görüntüydü. Zira tek bir kurşun atmadan DAİŞ’in ilerleyişini ve kentleri nasıl ele geçirdiğini anımsattı. Nitekim DAİŞ’in katliamlar yaparak ilerleyişini sürdürdü. Daha geçtiğimiz günlerde Şengal’de yapılan katliamın yıldönümüydü. Bu durum bütün batılı güçlerin gözü önünde yaşandı.

Talibanın bu ilerleyişi de bölgeye demokrasi vaadiyle giren batılı güçlerin gözleri önünde cereyan etti, yine benzer görüntüleri izliyoruz.

Alman basınında çıkan iki yorum aslında olaya hangi açıdan bakıldığı konusunda aydınlatıcı bilgi veriyor.

DW’nin yer verdiği Süddetsche’de çıkan bir yorumda yakında ’Taliban şurada sınırı aştı, burada insan hakları ihlalleri yaşandı' oyunu başlayacak. Ve Batı mecburen, 20 yıldır düşman ilan ettiği Taliban ile neden işbirliği yapmak zorunda kaldığına dair gerekçeleri sıralayacak, çünkü bundan başka seçeneği yok."

 Bu yorumları destekleyecek gelişmeler yaşanıyor.

Ağustos ayı başlarında basına Almanya’nın Katar’ın başkenti Doha’da Taliban ile görüştüğü haberleri düşmüştü. Bu görüşmelerin daha çok hali hazırda Afganistan’da bulunan Alman görevliler ve onlara yardımcı olanların tahliyesi için olduğu, bunun için uzlaşmaya varıldığı belirtildi.

Taliban resmi olarak yaptığı ilk açıklamasında düşman istemediklerini açıkladı, fakat ülkede bir demokratik yönetim biçiminin olmayacağı da ifade edildi. Aslında ülkede neler olabileceği yönünde dolandırmadan net ifadeler bunlar. Almanya gerçekleştirdiği bu görüşmelerde sadece tahliye konusunu ele almadığı da açık. Öyleki oluşacak yeni dengelere dahil olma konusunda bir çaba harcadığı kesin.

DW’nin yer verdiği bir başka yorum ise Volksstimme gazetesinde yer verilen "Afganistan’ın taş devrine dönmesinden uluslararası toplum, ABD veya Almanya sorumlu değildir. Afgan halkı gelişme kaydetme konusunda eline geçen fırsatı kaçırdı“ yorumu. Ayrıca harcanan çabalardan halkın birşey öğrenmediği belirtilmiş.

Öncelikle şunu belirtelim; Bir halkın toprağını işgal edip demokrasi adı altında kendi anlayışını dikte etmek, sömürmek, ardından uymadığı yerde çekilerek zulüme kapı aralamak ve akabindeki gelişmeler bir halkın sorumluluğu olamaz.

Nitekim Dışişleri Bakanı Maas Afganistan’da yaşanan gelişmelerin ardından dikkat çekici açıklamalarda bulundu. NATO’nun temel görevleri dışındaki uluslararası misyonların tartışmaya açılmasını istedi ve Avrupa’nın Washington’a bağımlılığının azaltılması gerektiğini söyledi. Asıl önemli cümleleri ise şöyleydi: "Barışı sağlamak, insan haklarına riayet edilmesini sağlamak bizim görevimiz mi? Kendi devlet yönetim biçimimizi ihraç etmek görevlerimiz arasında mı? Bu, Afganistan'da her halükârda başarısızlığa uğramıştır."

Maas’ın bu ifadeleri kuşkusuz çok tartışılacak, lakin egemen güçler yıllardır uluslararası misyonlarını bu temelde gerçekleştirmiyorlar mı?

Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinin ardından Havaalanında yaşanan görüntüler hafızalarımıza kazındı. Başbakan Merkel durumu acı ve dramatik olarak değerlendirdi, bu durumun öngörülememesini hata olarak gördü. Görünen manzara zaten eğip bükecek, politik cevaplar üretecek bir manzara değil. Üstelik binlerce görevlesini henüz nasıl oradan tahliye edeceklerinin bir stratejisine de sahip değiller. Öyle görünüyorki bu tartışmalar daha da ısınacak.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.