Kürtçe ve anadil günü

Ahmet TURHALLI yazdı —

22 Şubat 2021 Pazartesi - 23:00

  • İslam maskesi takmış bu Saray iktidarı, Allah’ın ayetleri olan dilleri ortadan kaldırmak için bütün enerjisini harcamıştır/harcamaktadır. Türkçeyi dünya dili yapalım diyerek, kampanya yürütenler, Kürtçeyi inkar ve asimilasyonla yok etmek için çalışmaktadırlar. 

1999’da Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla 21 Şubat’ı, Uluslararası Anadili Günü olarak kabul edilmiş, anadili ve anadilinde eğitim hakkı güvence altına alınmıştır. Bu karara rağmen birçok devletler, uygulamada iki yüzlü davranıyor.

Türk devleti ve Türkçülüğün hüküm sürdüğü topraklarda ise diller ve lehçeler yasaklanmış, bu topraklar diller hapishane veya mezarlığına dönüştürülmüştür. Diğer diller ve lehçeler ise sistematik bir devlet politikası ile asimilasyona tabi tutulmuş ve yok edilmiş. UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası'na göre, TC devleti diye isimlendirilen siyasal coğrafyada 18 dil yok olmuş, ya da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.

Türklük sözleşmesi adı altında, insanlığın, dillerin yok edilmesi için, devlet bütün gücünü seferber etmiştir. Kürdistan medreselerinde Kürtçe eğitim yasaklanmış; başta İslam dini olmak üzere, dinler, duygular ve bilim birer asimilasyon aparatı olarak kullanılmıştır. Türklük sözleşmesine imza koymuş olan geçmiş ve gelecekteki TC yönetimleri, ekonomiden kışlaya, camiden okula, dilleri ve lehçeleri yok etmek için çalışmışlardır/çalışmaktadırlar.

Bu vahşi politikanın gereği olarak, Kürtçe kamusal alandan, sokaklardan ve gündelik yaşamdan uzak tutulmuştur. Yakın geçmiş tarihimizde “dil jandarmaları” tarafından sokakta Kürtçe konuşanlara para cezası bile kesilmiştir. Kürtçe “‘ıslık çaldınız” diye, insanlar zindanlara atılmış, sembolik ve psikolojik şiddetin en alası milletimize uygulanmıştır.

Kendine Müslümanım diyen, camilerde Cuma namazlarını kıldıktan sonra kendi boyalı basınlarına müstekbirce konuşanlar, 1920 ve 30’lardaki zulmün kat be kat üstünde dil ve lehçeleri yok etmeye devam etmektedir. Kürtçe gazeteler, televizyonlar kapatılmış ve ilgililer ağır cezalara tabi tutulmuştur. İslam adına görüntü veren, fakat Türklük sözleşmesinin en gaddar uygulayıcısı olan bu iktidar, boyalı basına ve görsel yayınlara Kürtçe eklemlese de, niyet ve plan Kürt dilini ebediyyen ortadan kaldırmaktır. 90’ların karanlık dönemlerinde bile kapatılmayan dernek ve enstitüler bu münafıkların iktidar dönemlerinde kapatılmıştır. Kürt coğrafyasında edipler, yazarlar ve Kürt diline emek vermiş Ehmedê Xanî, Melayê Cizîrî, Cegerxwîn, Mehmed Uzun, Feqiyê Teyran gibi şahsiyetlerin heykelleri yıkılmış, isimleri tabelalardan kaldırılmıştır. Kentlerin girişlerine asılan çok dilli tabelalardaki ibareler silinmiştir. Kürsüde konuşulan Kürtçe’nin, Meclis tutanaklarına, “bilinmeyen dil”, “anlaşılmayan dil” ve “x dili” şeklinde geçmiştir. Kendilerinin hüküm süremediği Kürtlerin coğrafyası olan Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî de dahi Kürtçe yasaklanmıştır.

İslam maskesi takmış bu Saray iktidarı, Allah’ın ayetleri olan dilleri ortadan kaldırmak için bütün enerjisini harcamıştır/harcamaktadır. Türkçeyi dünya dili yapalım diyerek, kampanya yürütenler, Kürtçeyi inkar ve asimilasyonla yok etmek için çalışmaktadırlar.

Kürdistan’ın en ücra köşesinde tek kelime Türkçe bilmeyen Kürt’e ve Avrupa’daki Türk camilerine ibadet etmeye giden Kürt’e mimberden ‘gelin Türkçemizi dünya dili yapalım’ diye vaiz ve hutbeler okumaktalar. Başka dilleri yok edenler, böylelikle Allah‘a ve onun dinine karşı savaş açmışlardır. Allah’ın yarattığı ve “benim ayetlerimdir” dediği dilleri ortadan kaldırmaya çalışanlarla, Kuran‘ı ve Muhammed-i Müminler ile bunlar aynı Müminler midir?

İstisnasız her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara (Allah’ın ayetlerini) açık açık anlatsın. (İbrahim 4)

Onun ayetlerinden biri de gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olamsıdır. (Rum 22)

Kur’an’ın ayetlerini bir bütün olarak korumak, Müslümanın temel vazifelerindendir. Allah‘ın “benim ayetlerim” dediği dilleri inkar eden ve asimilasyona mahkum edenler, Kur’an’a inanmıyorlar mı? Ya bunların politikalarına alet olup kendi dilinden utananlara ne demeli? Allah‘ın evi ve cami dedikleri yerleri Allah’ın ayetlerini inkar etme ve dilleri asimile mekanları olarak kullanan bu (cami) mekanlara gitmek ne kadar İslamidir?

Kendine mollayım, şeyhim diyen ve bunlardan aylık alarak asimilasyona ve inkara hizmet eden vaiz, müftü, imam ve sözde profesörleri nereye yerleştirmeliyiz? Kendi vatanında yaşayan Kürt’ün parası ve emeği ile yaptırdığı camide zorla Türkçe din öğrenmeye mahkum edilmesine ne demeliyiz? Ya bu ayetleri okuyarak molla olan, kendi çocuklarının boğazından rızkını keserek icazet aldırdığı Kürt medrese hocasının, bir aylık karşılığında Türklük ve Türkçülük için çalışanlara ne demeli? Aylıklar için gönüllü asimile olmuş, bu da yetmezmiş gibi, Kürt milletini asimile ederek, dilinden uzaklaştırmak için çalışan Kürt imam ve hocaya ne yapmalı? Henüz geç değil, Kürt hocalar başta olmak üzere, tövbe etmeli ve bu asimilasyonun karşısında dinimizin emri olarak mücadele etmeliyiz.

Millet olarak yok olmakla karşı karşıya kaldığımız bu dönemi tersine çevirmeliyiz. Bunların zorbalıklarına karşı camide, sokakta, evde hayatın bütün alanlarında dilimize sahip çıkmalıyız. Allah’ın ayeti olan dilimizi her yerde anadilimizi konuşalım, yazalım, düşünelim, rüyasını görelim. Dilimizle ilgili bütün projelere katılalım, dilimiz için projeler oluşturalım. Hemen şimdi sonra değil, hayatı anadilimizle yaşayalım.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.