Yarını kurmak!

Demir ÇELİK yazdı —

24 Şubat 2022 Perşembe - 23:30

  • Devletçi sisteme rağmen toplumsal devrimi inşa etme esasıyla kendisini örgütleyen özgün ve özerk her meclis, kendi toplumsal dinamiğinin sorunları ve talepleri ile faaliyetlerini yürütürken, iradeleşme ve pratikleşmede özgürdür. 

İnsanlık, binlerce yıl demokratik, ekonomik ve ekolojik toplum olarak herhangi bir güç ve erk olmadan doğrudan demokrasi ile kendi kendisini yöneten toplum, insanlıktan sapma olan devlet ve iktidarın ortaya çıkmasıyla birlikte, hakikatinden uzaklaşır.

Anacıl toplumda yaşanan devlet ve iktidar dışı bu toplumsallığı, günümüzde birebir sürdürme şansımız yoktur. Ancak kom, komünaliteye dayalı insan toplumsallığının devletçi sistemin her tür saldırı ve kuşatmasına rağmen kendisini bugünlere taşırmış olmasının da bir hikmeti vardır.

Dil, kimlik, kültür ve inanç üzerinden her gün kendisini güncelleyen aşiret formu, kapitalist sistem tarafından dağıtılmıştır. Aşirete ve mekâna dayalı ocax sistemi, ulus devlet tarafından dağıtılınca, insanlık kendi hakikatine yabancılaşmayı yaşar. Kapitalist modernitenin insan toplumsallığını bitirmiş, ortadan kaldırmış olmamakla birlikte, insan toplumsallığını dönüştürdüğü ve yeni formlara evirdiği de bir gerçektir. Bu nedenle her siyasal program ve perspektif bu gerçeklikle kendisini yeniden güncellemelidir.

Günümüzün toplumsal formları; emek, ekoloji, halklar ve inançlar, kadın ve gençliktir. Bu toplumsal kesimlerin ekonomik, demokratik, siyasal, sosyal ve kültürel sorunları çözme arayışı ve iradesi devam ediyor. Son ikiyüz yılın kurtuluş ideolojisi ve siyasal perspektifleri iktidarı esas aldıklarından kaybetmişlerdir. İktidar ve devlet dışı toplumsallığı esas alacaklarına, ‘az iktidar’, ‘az devlet’ ütopyası ile devlet ve iktidara öykünme söz konusuydu.

Devlet ve iktidar yerine toplumun çoklu kimliği ve çoklu kültürünün özgün ve özerk meclis inşa çalışması bu anlamda hayati önemdedir. Halkların, kimliklerin ve inançların meclis sistemi; doğrudan demokrasiyi bugünden örmenin pratik adımı olup, ideolojik perspektifini devlet ve iktidar dışılıktan, toplumun meşru, demokratik karakterinden alır. Meclis; asla dönemsel, taktiksel yaklaşılan, örgütsel genişleme ile kendisini sınırlandıran bir örgütlenme modeli ve sistemi olarak görülmemelidir.

Devlet ve iktidara alternatif yeni ve özgür toplumun devletçi sistemin yanı başında örülmesi ve örgütlendirilmesinin meşru zeminidir meclis. Uzun erimli, değişen koşullar ve açığa çıkan yeni ihtiyaçlara göre kendisini yeniden örgütleyen alternatif siyasal sistem olma karakterindedir. Meclis, dayandığı toplum kesiminin yoksulluk, işsizlik, kültürel ve kimliksel sorunlarını çözmenin, eğitim, sağlık ve ekonomik talepleri elde etmenin meşru zeminidir. Kendisine, doğaya, topluma ve hakikatine yabancılaşmanın önüne geçmenin, asimilasyonu, katliam ve soykırımı önlemenin meşru savunmanın öz örgütlülüğüdür. İktidarlaşmaya ve merkezileşmeye yol açmayan, bireysel ve toplumsal sorunları devletçi sistemin yargısına ihtiyaç duymadan, toplumun etik kuralları ile evrensel değerler ekseninde çözüme kavuşturulacağı meşru zemindir. İlgili toplumsal kesimin tümünün meclis faaliyetlerine katılma, söz ve karar hakkı doğrudan demokrasi gereğidir.

Devletçi sisteme rağmen toplumsal devrimi inşa etme esasıyla kendisini örgütleyen özgün ve özerk her meclis, kendi toplumsal dinamiğinin sorunları ve talepleri ile faaliyetlerini yürütürken, iradeleşme ve pratikleşmede özgürdür. Meclisler parça bütün ilişkisi ile birbirini tamamlama esasıyla hareket ederler.

Meclisler; iktidarlaşmaya kapalı, hiyerarşiyi reddeden, insan toplumsallığının zeminidirler. Çünkü insan toplumsallığı doğası gereği iktidara karşıdır. Meclisler bu nedenle birbirleriyle alt üst ilişkisi ile değil, toplumun dikey olmayan yatay örgütlülüğü esasıyla karşılıklı bağımlılık, eşgüdüm ve ortaklaşma esasıyla hareket etmelidirler. Kürdistan’ da Raya(Rêya) Heq, Êzîdî, Yarsan, Ehlî Haq gibi inançlar, binlerce yıl ocax sistemi üzerinden, ‘el ele, el Haq’ a’ diyerek parça bütün ilişkisi, birbirini tamamlama ve ortaklaşma esasıyla aşiret formu üzerinden nasıl ki herhangi bir erk ve güce öykünmeden dilsel, kimliksel, inançsal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamışlarsa, açığa çıkan yeni toplumsal formlar üzerinden örgütlenen meclisler sayesinde öz ihtiyaçların karşılanması mümkündür.

Her tür iktidarcı, milliyetçi, cinsiyetçi, dinci düşünceyi reddeden meclislerde, eşit haklar sahibi bireyler ve toplumsal kesimler özgür iradeleri ve öz-güçleri ile meclisin kararlaşma süreçlerine dahil olurlar. Yetki yerelde en geniş, ilden bölgeye, bölgeden ülkeye, ülkelerden kıtaya doğru yetki kullanımı ve kararlaşma daha dar olmalıdır. Yetki yerelin, koordinasyon ve eş güdüm daimî meclisin olmalıdır. Daimî meclis, kendisini devlet ve iktidar dışı örgütlenmenin meşru ve demokratik zemini olan kongrede örgütler. Kongre; kendisini toplumsal devrim çalışmalarının platformu olarak görmeli, devlet ve iktidar dışı insan toplumsallığını esas almalıdır.

Toplumsal devrim çalışmalarını meclisler örgütlenmesi üzerinden yürütecek olan kongre, toplumsal devrimin inşası çalışmalarını tek tek ülkelerde, bölgelerde ve kıtanın tümünde toplum dinamiklerinin ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel taleplerinin mücadelesinin en temel öncüsü ve zemini olmayı başardığında, demokratik modernitenin başarısı kesin olur. Kongre, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü perspektifi ve stratejisi ile kapitalist-emperyalist sisteme karşı demokratik sosyalizmi, devlet ve iktidara karşı insan toplumsallığını esas aldığında sınıfsız, sınırsız ve devletsiz toplum gerçek olur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.