Kimyasal Erdoğan

Ahmet TURHALLI yazdı —

1 Kasım 2021 Pazartesi - 23:30

  • Erdoğan ve Şürekâsı iktidarcı ve maddeci kodlarla yürüdüğü ve yürütüldüğü için maneviyatsız, ahlaksız ve merhametsizdir.

Son aylarda ülkemizin dağlarında, TC devleti tarafından yüzlerce kez kimyasal silahlar kullanılmış/kullanılmaktadır.

Erdoğan rehberliğinde siyasal din tüccarları, iktidara geldiklerinden bu yana, tarihte ender rastladığımız olay ve amellerle karşılaşmaktayız.

Topraklarımızda yaşananların ve yaşatılanların bir sonuç olarak ortaya çıktığı bilinmelidir. Bu sonuçlar bir düşünce, inanç ve zihniyet yapısı ile bağlantılıdır.

Bu düşünce sistematiği ve hedeflediği yaşam ise, kendi çıkarlarına karşıt duranların elimine edilmesidir.

Böylesi zihniyetler sadece iktidarı hedefleyen bir sistematikle işlemektedirler. Muktedir olma dışında herhangi bir hedefleri de bulunmamaktadır.

Bunun İsim veya elbise değiştirmesi ile, sonuçlar üzerinde etkili olması beklenirken, kısa bir zaman diliminde kendi aslına uygun olarak tekrardan ortaya çıkmaktadır.

Türkçü-Turancı ırkçı iktidar zihniyeti, Ortadoğu’ya yönelirken, savaş zoru ile İslam alemini derdest etmek istemişti, fakat Hülagu öncülüğündeki talan ve işgal harekatı yenilgiye uğramış ve geri çekilmek zorunda bırakılmıştı.

Emevi hanedanı da muktedir bir ailedir. Bu aile kendi tarihi içerisinde irdelendiğinde eline iktidar gücünü geçirmiş ve her eşyaya hüküm kurmaya çalışmıştır.

Mekke de yetim olarak dünya ya gelen ve bu zalim muktedirlere karşı mücadele eden Hz Muhammed sav ve arkadaşlarına karşı bu hanedan vahşice davranmıştı.

Muktedirler para, maddi güç ve korku ile toplumu zapt etmekteydiler. Peygamber ise bu zihniyete karşı Allah’ın birliği vahi, sevgi ve özgürlükler ile, karşı zihniyet oluşturarak mücadelesini sürdürmüştü.

İslami inanç, düşünce ve zihniyet biçimi, topluma ve kişiye maneviyat, ahlak ve insani ölçü kazandırmak idi; Peygamber ve arkadaşları bu inanç için yıllarca mücadele yürütmüş ve muzaffer de olmuşlardı.

Arap toplumu büyük ölçüde muktedirlerin zihni yapılarından kurtarılmış, ölçülerine maneviyat ve ahlaki düzeyler kazandırılmıştı.

Bir insanı haksız yere öldürmenin bütün insanlığı öldürmek olduğunu prensip olarak benimsemiş, insanların insan öldürmesini en büyük günah olarak ortaya koymuştu.

İnsanı özgürleştirme ve yaşamı kutsal bilme mücadelesi veren Peygamberimiz, ahlakı ve maneviyatı bireyin ve toplumun dünyasının merkezine yerleştirmek için uzun yıllar eğitsel ve ameli olarak mücadele vermiştir.

Bu mücadele ne yazıktır ki, tekrardan iktidarı hedefleyen ve daha öncede Mekke’de ki iktidarı ellerinde bulunduran kesimlerin eline geçmiştir. Muaviye ve Hz Ali meselesi böyledir. 

Bunun en somut örneği ise, Peygamber torunu olan Hz Hüseyin’in kafasının kesilerek, şehir şehir dolaştırılmasıdır. 
Muktedirler karekter olarak korkaktırlar; korku, mal ve mülk ile ayakta kalabilirler.

Hz Hüseyin ve birkaç kişi için binlerce asker gönderen Yezid, Hz Hüseyin ile beraber birkaç çocuk ve kadını öldürmekle muzaffer olduğuna inanmıştı.

Erdoğan şahsında bu zihniyet, siyasal, ya da benim tabirimle, iktidarcı din anlayışı, sonuçları ile beraber bir kez daha deşifre olmuş ve kendisini ifşa etmiştir.

Türk ırkçılığı ile Yezidin ortak aklından müteşekkil Türk İslam sentezi, pik yapmış durumdadır.

İktidar dinciliği maddeye dayanır, içinde maneviyat ve ahlak barındırmaz, Allah’a yapılan ibadetleri dahi çıkara dayalıdır, karşılığında bir çıkar hedeflenmektedir; onlar için çıkar yoksa, ibadet dahi yapılmaz/yapılmamalıdır.

Allah rızası denilen şey onlar için sadece bir aldatma kavramı ve yaklaşımıdır.

Muktedir kaba materyalisttir; materyalizm ise bu manada sadece madde ile, bağlantılı bir yaşam biçimidir. Ahlak ve vicdandan bihaber ve uzaktır.

İktidar dinciliği için, asıl olan maddeye tahakkümdür. İktidar bağımlılığı, madde bağımlılığı diye bildiğimiz uyuşturucudan daha tehlikeli ve daha korkunçtur. Ortaya çıkan korkunç sonuçlar bu mefkure ve zihniyetin neticesidir.

Erdoğan ve Şürekâsı iktidarcı ve maddeci kodlarla yürüdüğü ve yürütüldüğü için maneviyatsız, ahlaksız ve merhametsizdir. 

Çevresini madde ve aldatma ile harekete geçirir. Madde ve yalan yoksa onlar birer hiçtir.

Maddecilik ve çıkarcılık korkunçtur: İçinde merhamet, hak-hukuk ve vicdan yoktur.

Bu korku ve maddecilik, birkaç gerillaya karşı bütün bir orduyu her türlü teknik ve yasak silahlarla harekete geçirmektir, bakûr Kürdistan’da da, kız çocuklarını fuhuşa sürüklemek, toplumu uyuşturucu ortamına çekmek, yargısız infazlar, işkenceler ile toplumu sindirmektir. Rojava’da milletin malını talan etmek, toprağını işgal etmektir.

Emevi artığı Saddam’ın uygulama yöntemlerini, Turanizmin yöntemleri ile sentezleyerek bir muktedirlik oluşturan Erdoğan, vahşetinde rekorlar kırmaktadır.

Tarihe Kimyasal Ali olarak geçen Irak generalinin rekoru artık kimyasal Erdoğan’ındır.

Erdoğan’ın Saddam ve kimyasal Ali’yi aşan vahşetleri yaşanmaktadır. Arap baharı denen fakat Arapların ve Ortadoğu milletlerinin kışı olarak tarihe geçen bu rüzgardan nemalanmak isteyen Erdoğan, günümüzün çağdaş bir Tiranı olmuştur.

Erdoğan artık yolun sonuna gelmiş bulunmaktadır

Erdoğan İslam-ı tüketti, Müslümanları birbirine düşürdü ve fitneyi sürekli körükledi. Bu fitne ateşi bütün İslam alemini kasıp kavurdu. Bunun müsebbibi Erdoğan’ın uygulamış olduğu politikalardır.

Kürt sorununu çözeceğini söyledi. Kürdistanı ve Kürtleri aldattı ve Kürtlerin şehirlerini yerle yeksan etti.

Kürdistan’ın tabiatını yaktı, Ormanlarını keserek yok etmeye çalışıyor. Barajlarla Kürdistan’ın tarihini yok ediyor.

Kimyasal Erdoğan son sürat kendi sonuna koşmaktadır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.