Soykırım suçu…

Elif SONZAMANCI yazdı —

3 Aralık 2021 Cuma - 23:30

  • Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesi, DAİŞ üyesi Taha El-Jumailly’nin insanlığa karşı suç işlediğine kanaat getirdi. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda sınırlar olmaz. Frankfurt Mahkemesi’nin verdiği karar emsal nitelikte ve umuyoruz ki, bunun devamı da gelir.

 

Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesi, DAİŞ üyesi Taha El-Jumailly’nin insanlığa karşı suç işlediğine kanaat getirdi ve Êzîdîlere yönelik soykırım uyguladığı gerekçesi ile ömür boyu hapis cezası verdi.

Bu karar emsal oluşturması açısından oldukça önemliydi. Zira bir mahkemede ilk defa bir DAİŞ’linin soykırım suçu işlediği resmi olarak kayıtlara geçmiş oldu. El-Jumailly’nin Alman eşi Jennifer W.’ye de geçtiğimiz aylarda 10 yıl hapis cezası verildi. Bu süreç Alman medyası tarafından da yakından izlendi. Uzun bir süre tartışmalara neden oldu.

Yargılanma Jennifer W’nin dinlenmesi sonucu anlatımlarından yola çıkarak başlamış ve köle pazarından alınan anne ve 5 yaşındaki Êzîdî bir kız çocuğunun 2015 yılında susuzluktan ölümüne neden olma suçuyla başlamıştı.

DAİŞ bir insanlık suçu işledi, yaktı, yıktı, katletti. DAİŞ’in bitmediği ve hala katliamlarına devam ettiği aşikar.

Uzun bir süre DAİŞ’lilerin uluslararası düzeyde  yargılanması gündemdeydi, fakat buna yönelik henüz adımlar atıldığını söyleyemeyiz

Êzîdîler, DAİŞ’in Şengal’e saldırdığı ve 73. Ferman olarak nitelendirdiği 3 Ağustos tarihinin soykırım yılı olarak kabul edilmesini istiyor, çünkü yaşadıklarının tanımı soykırım.

Birleşmiş Milletler’in 1948 tarihli “Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması” Sözleşmesi'ne göre bir eylemin soykırım olarak nitelendirilebilmesi için, belirli bir insan topluluğunun; milliyeti, ırkı, etnik kökeni veya dini dolayısıyla tümünün, ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetinin bulunması gerekir.

Êzîdîlere yönelik soykırım tanımlaması için atılmış adımlar var. Bunları tekrardan hatırlarsak; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından 15 Haziran 2016 tarihinde Êzîdîlere ilişkin hazırlanan raporda, yaşananlar soykırım olarak tanımlanmıştı.

Şubat 2016’da Avrupa Parlamentosu ve Mart 2016’da ABD Temsilciler Meclisi, yaşananları soykırım olarak tanıdı.

Yine Hollanda Parlamentosu, Belçika Parlamentosu soykırımı resmen tanıyan ülkeler arasında yer aldı.

İnsan hakları savunucuları bu kararın sembolik olmaması, devamının gelmesi için çağrılarda da bulunmuştu.

Almanya’da Frankfurt Yüksek Mahkemesi’nde soykırım suçu işlendiği kabul edilmesine rağmen, parlamento düzeyinde bu yönlü alınmış bir karar yok.

Bu bağlamda özellikle Avrupalı DAİŞ’lilerin de uluslararası düzeyde yargılanması isteniyor.

Demokratik Suriye Güçleri sık sık Avrupa ülkelerine vatandaşı olan DAİŞ’lileri ülkelerine almaları yönünde çağrıda bulundu. Yine onların yargılanacağı mahkemenin kurulması için çabalar sürüyor.

Almanya İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, DAİŞ çetelerine Almanya'dan 1.050 kişinin katıldığı belirtilmişti. Aralarında geri dönenler oldu, fakat kesin rakamlar tam olarak bilinmiyor.

Uluslararası hukuk uzmanı Alexander Schwarz, Alman Haber Ajansı’na verdiği demeçte Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin verdiği kararı önemli bir adım olarak değerlendiriyor ve bu kararın uzun bir yolun başlangıcı olduğunu da ekliyor. Dünyanın neresinde işlenirse işlensin insanlık suçlarının cezasız kalmaması gerektiğini belirtiyor ve bunun için daha çok başvuralara ihtiyaç olduğunu kaydediyor.

Evet, bu yargılama süreçlerinin artırılması gerekir, uluslararası soruşturmaların başlatılması da.

İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda sınırlar olmaz. Frankfurt Mahkemesi’nin verdiği karar emsal nitelikte ve umuyoruz ki, bunun devamı da gelir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.