NATO ipleri geriyor

Aykan SEVER yazdı —

30 Kasım 2021 Salı - 23:30

  • Rusya ile Batı arasındaki kriz her gün üzerine eklenen yeni problemlerle büyüyor. Süreç en azından 3. Dünya Savaşı'nın Ukrayna cephesi üzerinden adeta topyekun bir savaşa dönüşme eğiliminde.

Batı cephesi Rusya'ya karşı ciddi hazırlıklar içerisinde. ABD'nin son olarak Rusya'nın diplomatlarından 27'sini daha sınır dışı etme kararı sürecin tırmandırılacağının açık işareti. Elbette Moskova da misilleme yapacak.

NATO'nun dün başlayan toplantısının da ana gündeminde Rusya'ya karşı atılacak adımlar var. Toplantının bir bölümüne ittifak üyesi olmayan Ukrayna ve Gürcistan'ın dışişleri bakanlarının da katılacak olması ayrı bir dikkat çekicilikte.

"Rus saldırganlığı" söylemiyle Batı'da medya aracılığıyla savaşa müsait bir zemin yaratılmaya çalışılırken, askeri adımların bunu tamamlaması kaçınılmaz olacaktır.

Yunanistan'ın Dedeağaç bölgesine NATO tatbikatı gerekçesiyle aktarılan yüklü miktardaki askeri sevkiyat, Karadeniz'e geçen savaş gemileri ve bazı Batı ülkelerinin Ukrayna'ya yaptığı askeri yardımlar bunun görünen ilk sonuçlarından. Ayrıca Ukrayna'ya yabancı askerlerin girişine izin verilmesini talep eden bir yasa tasarısı Ukrayna parlamentosunun gündeminde. Letonya'ya kalıcı ABD askeri gücü sevkiyatı ve Patriot takviyesi de olası adımlar arasında.

Tabii bütün bunlar mutlaka kapsamlı bir savaş çıkacağı anlamına gelmez ama Batı pekala en azından Donbass'ta ilerlemeyi deneyebilir. Ekonomik olarak da Rusya'yı daha fazla baskı altına alabilir.

Kuzey Akımı-2'ye dönük yapılan engelleme de elbette bu kapsamda. Yeni Alman koalisyon hükümetinin bu konuda ne yapacağı ise şimdilik belirsiz.

Belarus-Polonya sınırındaki göçmen krizinin de Batı'nın Rusya'ya karşı kullandığı bir savaş aracına dönüştüğünü bu süreçte gördük. Tabii ki bu tek taraflı bir politika değil.

Batı Balkanlardaki Kosova-Sırbistan gerilimi, Bosna Hersek'teki yükselen etnik sorunlar da Batı ile Rusya arasındaki gerilimin birer öğesine dönüştürülecektir.

Putin yönetimi şimdilik gelişmelere, "Bizim Ukrayna'ya saldırmaya niyetimiz yok." diyerek daha çok savunma pozisyonunda karşılık veriyor. Fakat bir taraftan da ellerindeki silahları sergilemekten geri durmuyorlar. Son olarak hafta başı hipersonik bir seyir füzesi denemesi yaptıklarını açıkladılar.

Hipersonik roketlerin savunma kalkanları tarafından tespiti zor ve çok uzak mesafelere ulaşabiliyor. Ayrıca geçen hafta Belarus sınırında tatbikat yapan Ukrayna'ya karşı Rusya, Belarus'la yakında bir askeri tatbikatı gündeme aldığını açıkladı.

Bu hikâyede ısrarla sorunun bir parçası olduğunu kavrayamayan "baş ekonomist" Erdoğan'a gelince: Türkmenistan dönüşü uçakta gazetecilere, Türkiye’nin Karadeniz bölgesinin barış içinde olmasını istediğini ve bu konuyu Putin’le sık sık görüştüklerini, Ukrayna ve Rusya ile konuşarak bu konunun çözümünde rol almak istediğini yumurtlamış. Rus yetkililere bu konu sorulmuş, onlar duymazdan gelmiş. Ukrayna Dışişleri Bakanı Kuleba ise olaya balıklama atlamış. Meğer Devlet Başkanları Zelenski'nin Erdoğan'a sonsuz güveni varmış. Peki başka kimsenin güveni var mı?

Batı ile ilişkileri bir türlü rotasına koyamayan rejimin Rusya ile de bu süreçte gerilmesi kaçınılmaz. Bunun Suriye cephesine de yansımaları olacaktır. Şam yönetiminin son günlerde İdlib'te TSK üslerini hedeflemesi bu durumun kaçınılmaz sonuçlarından biri olsa gerek.

Bu TC'nin Birleşik Arap Emirlikleri ile yaptığı hesapları da pekala suya düşürebilir. Aynı şekilde Suriye sahasında Rusya ile ABD'nin ilişkileri de hasara uğrayabilir.

Pentagon'un Ortadoğu'daki güçlerinin ağırlığını Pasifik ve Avrupa'ya kaydırmayı önüne koyduğu bugünlerde taraflar yeni kararlar alıp, yeni adımlar atmak zorunda kalabilirler.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.